Sıradışı Bir İnternet Dergisi

2001: A Space Odyssey

Kültür & Sanat Kategorisinde Tarafından

Sinema seven hemen hemen herkesin adını duymuş olduğu Stanley Kubrick, filmlerini çekerken mükemmeliyetçiliği ve bunun getirdiği kusursuz sahne arayışı sayesinde farklı ve sinemaya çağ atlatan teknikler geliştirmiştir.

Yönetmen ve Film Tanıtımı

Kubrick, bu kusursuzluğu isteme ve yenilikçi bakış açısıyla Martin Scorsese, Christopher Nolan ve James Cameron gibi birçok önemli yönetmenin ilham kaynağı olmuştur. Kariyerine fotoğrafçılık yaparak başlayan Kubrick’in bu geçmişi, kendisine mükemmel sahneleri yaratma konusunda oldukça yardımcı olmuştur. Çoğunlukla edebiyat eserlerini beyaz perdeye uyarlayan usta yönetmen, filmlerinde sembolizmi ve realizmi sık sık kullanır. Bugün sizlere Kubrick’in bilim-kurgu yazarı Arthur C. Clarke’ın “The Sentinel” isimli kısa öyküsünden esinlenerek çektiği ve kendi kariyerinin belki de zirve noktası olarak kabul edilen “2001: A Space Odyssey” filmini önermek istiyorum.

Filmin Sinemasal Önemi

1968 yılında vizyona giren yapım, çıktığı zaman çoğu kişi tarafından anlaşılması güç olarak nitelendirilse de günümüzde çoğu eleştirmenin ve sinemaseverin favori filmleri arasında kendisine yer bulmaktadır. Tam 52 yıl önce çıkmasına rağmen şimdiye kadar yapılan en gerçekçi bilim-kurgu filmi olarak kabul edilen yapım evrenin oluşumunu, insan evrimini ve insanın uzay yolculuğunu, karşılıklı diyalogları minimal düzeyde tutarak anlatmaya çalışmıştır. Eski bir fotoğrafçı olduğu için sahne çekimlerinin fotoğrafları aratmadığı film, Kubrick’in diğer filmlerinde de sık sık kullandığı klasik müziklerle bu sahneleri birleştirmiş ve sessizliğin içerisinde senfonik bir harmoni yaratmıştır. Zamanının çok ötesinde bir film olma özelliği taşıyan yapım, insanoğlunun henüz Ay’a adım atmadığı yıllarda uydumuzu neredeyse hatasız resmederek herkesin takdirini toplamayı başarmıştır. Kullandığı çığır açan teknikleri ve uzayı resmedişi sayesinde bilim-kurgu türünün kalıplarını oluşturan yapım kendisinden sonra çıkan Star Wars, Blade Runner, Interstellar ve Solaris gibi birçok kült filme örnek olmuştur.

 

Filmin Kişisel Önemi

Film izlemek ve kitap okumak benim hayatımda en büyük yer kaplayan aktivitelerin başında gelmektedir. Küçük yaşımdan beri film izlemeyi çok severim. Liseye geçtiğim dönemde bir öğretmenimin tavsiyesiyle “2001: A Space Odyssey” filmini izlemiş ve gerçek anlamda sinemaya aşık olmuştum. Bir filmin bu kadar uzun, kapsamlı bir olayı 2 saat 29 dakika gibi bir süreye sığdırması ve bunu 1968 gibi uzak bir yılda yapması benim aklımı başımdan almıştı. “2001: A Space Odyssey” benim eski filmlere bakış açımı oldukça etkilemiş ve o yaşta Kubrick hayranı olmamı sağlamıştır. Genç yaşta bir Kubrick hayranı olmanın şöyle bir avantajı var: Usta yönetmeni araştırmak ve onun çalışmalarını anlamak için çalışmalara erkenden başlıyorsunuz. Bu araştırmaları yaparken hayranı olduğum bu usta yönetmenin de başka yönetmenlere hayran olduğunu ve onları örnek aldığını öğrendim. Birbirini takip eden bu olaylar neticesinde Ingmar Bergman, Andrev Tarkovski, Akira Kurosawa ve Federico Fellini gibi usta yönetmenlerle tanıştım ve bu ustalara, sinema dahisi olarak gördüğüm kişiye ilham oldukları için daha da büyük bir saygı ve sevgi duymaya başladım. Yaşım ilerlese de değişmeyen şeylerden biri Kubrick’in ve “2001: A Space Odyssey” filminin benim gözümdeki değerleri oldu.

 Filmin Konusu ve Özeti

 

Ay yüzeyinde dikdörtgen şeklinde zemine gömülü garip bir nesne keşfedilir. Yaklaşık 4 milyon yıldır oraya gömülü olduğu düşünülen nesne, Jüpiter gezegenine doğru güçlü radyo sinyalleri yaymaktadır. Bu gizemin arkasındaki gerçeği merak eden insanoğlu, 5 bilim insanı ve bir adet süper bilgisayardan oluşan ekibi bu nesnenin gizemini çözmek için bir araştırma gezisine gönderir.

 

(UYARI: Yazının bundan sonraki kısmında spoiler -film hakkında seyir zevkini etkileyen bilgiler- vardır.)

 

Dünyanın Oluşumu

Filmimiz tamamen siyah bir ekranda arka plandan gelen seslerle açılışını yapıyor. Klasik bir film açılışından oldukça farklı bir şekilde başlayan yapım bu şekilde izleyiciye Dünya’nın oluşumunu yani bir bakıma varlık öncesi hiçliği izleyiciye hissettirmek istiyor.

İnsanlığın Şafağı

Sonraki sahnede yeni oluşmuş yeryüzüne, tiyatral bir müzikle iniş yapan kamera bizleri Afrika Kıtası’nda koloniler halinde yaşayan ve evrimimizin ilk halini temsil eden bir grup primata yönlendirir. Kısa bir süre yaşamlarını gözlemlediğimiz primatların yaşam alanına gökyüzünden dikdörtgen şeklinde bir nesne iner. Korku ile bu cismi inceleyen primatlar merakları geçince yaşamlarına normal bir şekilde devam ederler. Gizemli nesnenin gelişinden kısa bir süre sonra sürüden ayrı duran bir primat bir kemiği silah olarak kullanabileceğini keşfeder ve bu keşfi sayesinde sürüsü bir su kaynağını ele geçirir. Zafer sarhoşluğu ile primat elinde bulunan kemiği havaya atar. Havada dönen kemik bir noktada uzayda süzülen bir uyduya dönüşür.

 

Ay Yolculuğu

 

Ufak bir kamera oyunuyla bizi geleceğin kollarına atan film Dünya’dan kalkan ve bir uzay istasyonuna giden bir gemide devam eder. Sahnelerinde insan olmasına rağmen neredeyse hiç diyalog bulunmayan yapım bizleri klasik müzik ve uzay manzaralarıyla başbaşa bırakır.

Uzay istasyonuna geldiğimizde gözlerimizi teknolojik devrimlerle büyülemeye devam eden yapım kulağımıza Clavius adı verilen ve Ay’da bulunan bir uzay üssünde sorun olduğunu haberini getirir. Bu bölümdeki ana karakterimiz olan Dr. Heywood R. Floyd bu sorunu incelemek için Clavius’a gidecektir. Uzay üssüne geldiğinde kısa bir toplantıya katılan Floyd, toplantıda o zamana kadar sır gibi saklanan keşifin insanlık için çok önemli olduğundan bahseder. Keşifi incelemek amacıyla kratere giden bir grup bilim insanı, dikdörtgen şeklinde primatların bulduğunun aynısı bir nesneyle karşılaşırlar. Nesneyi incelerken Güneş ışınlarının tetiklenmesiyle oluşan yüksek perdeli bir ses dalgası bu incelemeye engel olur.

 

Jüpiter’e Yolculuk

 

“Jüpiter Görevi: On Sekiz Ay Sonra” başlığı ekranda gözüktükten sonra yine etkileyici uzay manzarasında yol alan bir gemi görürüz. Bu gemide uyku halinde bulunan üç bilim insanıyla beraber iki astronot ve HAL 9000 adında bir süper bilgisayar bulunmaktadır. Mürettebatın 6. adamı olarak görülen HAL 9000 yapay zekanın adeta doruk noktasıdır ve yapıldığından beri bir tane hata yapmamıştır. Astronot Dave ile yaptığı kayıt dışı bir konuşma sırasında görevle ilgili endişesinden bahseden HAL o sırada gemide donanımsal bir hata oluşma ihtimalinden bahseder. Parça değişimi için gemi dışına çıkan astronotlar parçayı değiştirir ve bozulma ihtimali olan parçayı incelemeye koyulur. Parçada herhangi bir hata bulamayan ekibe, Dünya’da bulunan görev kontrol ekibi tarafından HAL süper bilgisayarının hata yaptığına dair bir mesaj gelir. İki astronot, HAL’dan gizli bir şekilde konuşmak için bir uzay poduna girerler ancak bilmedikleri bir şey vardır. HAL, onları duyamasa da uzay podunda bulunan camdan astronotların dudaklarını okuyarak kendisini devre dışı bırakmayı düşündüklerini öğrenir.

Parça değişimi için tekrardan gemi dışına çıkıldığı anda HAL görevi gizlice sabote ederek Astronot Frank’i oksijen kablosu kesik bir şekilde uzay boşluğuna gönderir. Dave’in Frank’i kurtarmak için gemi dışına çıktığı anda gemide uyku halinde bulunan üç bilim insanının yaşam ünitelerini kapatarak onlarında ölümüne sebep olur. Gemiye geri dönmeye çalışan Dave’e bu görevin onun için çok önemli olduğunu söyleyen HAL onun gemiye binmesine izin vermez. Dave ölme riskini göze alarak kendisini acil tahliye girişine doğru fırlatır. Bir süre kasksız bir şekilde uzay boşluğuna maruz kalan Dave sonunda hava kilidini kapatarak ana gemiye giriş yapar. Dave gemiye girdikten sonra HAL’ın bütün yalvarmalarına rağmen elektronik devrelerin bulunduğu odaya giderek HAL’i devreden çıkarmaya başlar. Devreden çıkarma işlemi bittiğinde ufak bir ekranda görevin amacını açıklayan bir video gösterilir.

 

Jüpiter ve Sonrası

 

Videoda bahsedilen sinyal noktasına gelen Dave, uzay podu ile gemiyi terk eder. Yörüngede bulunan ve bahsedilen nesnelerle aynı şekillere sahip nesneyi incelemeye başlayan Dave bir ışık hüzmesine kapılır ve boyutsal bir yolculuğa başlar. Bu yolculuk boyunca aklının alamayacağı olaylar ve şekiller gören Dave kendini kullandığı uzay poduyla birlikte bir yatak odasının ortasında bulur. Bilinci yeri geldiğinde hızlı bir şekilde kendi hayatının evrelerini gören Dave ölüm döşeğinde yaşlı bir adam halindeyken odanın ortasında duran nesneyi görür. Bu nesneye doğru elini uzatan Dave ışık hüzmesi tarafından korunan bir fetüse dönüşür. Yapımın son sahnesinde bu fetüsü Dünya’yı izlerken görürüz.

 

Genel Yorum

Teknoloji, evrim ve uzay yolculuğu gibi olayları konu alan, bazı kişiler için sinema tarihinin en iyi filmleri arasında yer alan ve bazılarının hiç bir şekilde anlamlandıramadığı bu tartışmalı yapım benim en sevdiğim 10 film arasındadır. Dönemine göre akıl almaz derecede sunduğu detayları, mükemmel denilebilecek sinematografisi ve ucu açık sonu ile unutulmaz filmler arasına giren yapım 1969 Oscar Ödülleri’nde 4 dalda ödüle aday olmuştur. Bunlardan “En İyi Görsel Efekt” ödülünü kazanan yapım sayesinde usta yönetmen Kubrick ilk ve tek Akademi Ödülü’ne kavuşmuştur. Her izlediğimde sinemanın büyüsünü sonuna kadar hissettiğim bu şaheser benim için 10 üzerinden 10’luk bir filmdir. Bilim-kurgu severlerin, türün gelişmesinde en büyük paylardan birine sahip olan yapımı izlemelerini şiddetle tavsiye ediyorum. Bana göre sorgulanamaz düzeyde bir sanatsal niceliğe sahip olan film sinema koleksiyonum için vazgeçilmez bir parçadır. Umarım yazımı beğenmişsinizdir. Eğer bir hatam olduysa affola. Başka yazılarda görüşmek üzere kendinize iyi bakın ve hepinize iyi seyirler dilerim.

 

Görsel Kaynakçası

Birinci Görsel

İkinci ve Yedinci Görsel

Üçüncü Görsel

Dördüncü Görsel

Beşinci Görsel

Altıncı Görsel

Sekizinci Görsel

 

6 Şubat 1997 yılında İzmir'de doğdum. Güzelbahçe 60. Yıl Anadolu Lisesi'nden mezun oldum. Sakarya Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü'nde öğrenim hayatımı sürdürmekteyim. Sinema ve fantastik edebiyat hayatımın değişilmez iki parçası. En büyük hayallerimden birisi ileride, hala yazmakta olduğum romanımı tamamlayıp, yayınlamak.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*

Kültür & Sanat Son Yazıları

Santuri Ali Ufki Bey

Günümüzde Ukrayna sınırları içerisinde yer alan Lvov şehrinde, soylu bir Polonyalı ailenin
Git Yukarı