Sıradışı Bir İnternet Dergisi

AMY

Kültür & Sanat Kategorisinde Tarafından

Akıllara kazınan kabarık saçları, abartılı göz makyajı, marjinal dövmeleri, sahip olduğu eşi benzeri bulunmayan caz gırtlağı, kendine has duruşu ve sorunlarla dolu hayatından süzüp ilmek ilmek işlediği sert mizacını ve savunmasızlığını dokundurduğu şarkı sözleri ve bana, hepimizin benzer hayatlar ve duygularla ortak noktalara sahip olduğumuzu fark ettiren şarkılarıyla, şöhret dolu bir yaşamdan bahsedeceğim sizlere.

Lise dönemimde tekrar tekrar çalarak baştan dinlediğim ‘Rehab’ şarkısıyla başladı tanışmamız. ‘Bu kadın ne yaşadı da bunları yazdı?’ dedirttiği her şarkıyı Türkçe’ye çevirip altında yatan muhtemel hikayeleri kurguluyordum kendimce. Sözlerinde yarattığı kurmaca gerçekliğin büyüsü yetmiyormuş gibi bir de yaptığı olağanüstü ses hareketleri ve şarkılarının pürüzsüzce akıp gidişiyle kendimi kaptırıp yirmi yedi yıllık yaşamının gizemini çözmeye adadım kendimi.

14 Eylül 1983 yılında eczacı bir annenin ve taksi şoförü bir babanın ikinci çocuğu olarak, cazla bağı kuvvetli olan bir ailede dünyaya geldi.  Babasının dokuz yaşında evi terk etmesiyle ruhunda yıllarca etkisini devam ettirecek olan yalnızlık, eksiklik duygularıyla baş etmek, onun deyimiyle ‘kötü şeylerden iyi şeyler çıkartmak’ için kendince sözler yazmaya ve besteler yapmaya başladı. Eğitimine on yaşında, babaannesinin teşvikiyle bir sanat okulunda başladı. Yıllar geçtikçe çeşitli yerel gruplarla mekanlarda sahne aldı.

FRANK

20 Ekim 2003 yılında Salaam Remi’nin yapımcılığını üstlendiği Frank albümünü çıkardı. Albüm kendi deyimiyle herkesin dinlediğinde beğenemeyeceği ‘elitist’ bir kitleye hitap edecek caz esintilerinden, özel yaşamını konu alan sözlerinden oluşuyor. Fakat albüm bu dar hitap kitlesine rağmen büyük beğeni aldı. Amy İngiltere’nin en iyi solist ödülüne aday oldu ve aynı yıl Novello Beste Yarışması’nda, En İyi Modern Beste Ödülü’nü kazandı.

Frank’ten sonra aşk hayatında yaşadığı hayal kırıklıkları, gelgitli ruh halleri, bulimia gibi sağlık problemleri üç yıl boyunca beste yapmasını engelledi.

BLAKE

Yıllarca sürecek güvensiz bir ilişkinin, Amy’de alkol ve uyuşturucu bağımlılığının yarattığı sağlık sorunlarının, karanlık hallerinin sebebi; bir sonraki albümü ‘Back to Black’in ilham kaynağı oldu kendisi. Bir barda tanışan ikili, zamanla birbirinden ayrılamaz olmuş, sahip oldukları benzer çocukluk travmalarıyla birbirlerine bağlanmışlardı. Bir süre sonra Blake Amy’i terk edince Amy derin bir depresyona girdi. Arkadaşlarının önerisi olan rehabilitasyonu da reddetti.

Rehab

They tried to make me go to rehab

Beni rehabilitasyona götürmeye çalıştılar

But I said, “No, no, no”

Ama hayır dedim

Yes, I’ve been black

Rvet, kötüydüm

But when I come back, you’ll know, know, know

Ama döndüğümde bileceksin ki
I ain’t got the time

Vaktim yok
And if my daddy thinks I’m fine

Ve babam da iyi olduğumu düşünüyor

He’s tried to make me go to rehab

Beni rehabilitasyona göndermeye çalıştı
I won’t go, go, go

Hayır, gitmeyeceğim

I’d rather be at home with Ray

Evde Ray ile olmayı tercih ederim (Ray Charles)
I ain’t got seventy days

Yetmiş günüm yok
‘Cause there’s nothing, there’s nothing you can teach me

Çünkü hiçbir şey, bana öğretebileceğin hiçbir şey yok
That I can’t learn from Mr. Hathaway

Mr.Hathaway’den öğrenemeyeceğim hiçbir şey yok (Donny Hathaway)
I didn’t get a lot in class

Sınıfta pek bir şey öğrenemedim

But I know it don’t come in a shot glass

Ama biliyorum ki bir shot bardağında da gelmiyor

They tried to make me go to rehab

Beni rehabilitasyona göndermeye çalıştılar 

But I said, “No, no, no”

Ama ben hayır dedim

Yine kötü bir şeyden güzel bir şey çıkarmayı başarmıştı. Rehab ulusal listelerde yedi numaraya kadar çıktı, 2007 yılında Time Dergisi tarafında yılın en iyi on şarkısından biri olarak gösterildi.

Albümlerinin Amerika’da yayınlanmasının ardından uluslararası bir ün yakaladı ve gelmiş geçmiş en iyi çıkış yapan kadın vokal olarak nitelendirildi.

BACK TO BLACK

30 Ekim 2006′ da yayınladığı, ‘Stronger Than Me’ ve ‘Back to Black’ şarkılarının başı çektiği albüm Amy’e bir gecede beş Grammy Ödülü kazandırdı.

Başarılarının ve ödüllerinin kendisine getirdiği motivasyon ve gururun yanı sıra özel hayatını sürekli ihlal eden magazincilerin ve medyanın, başarıya değil sahip olduğu uyuşturucu, alkol bağımlılığı, sorunlu aşk hayatı odaklı  haber başlıkları işini daha da zorlaştırdı. Alkolik, bağımlı gibi etiketler, ardı arkası kesilmeyen dedikodular, iğnelemeler; müziğiyle var olmaya çalışarak yarattığı imajına zarar verdi, bağımlılıktan kurtarmaya çalıştığı bedenini, toparlamaya çalıştığı ruhunu alt üst etti.

Winehouse, 23 Temmuz 2011 tarihinde Camden’daki evinde hayatını kaybetti. Onca medya baskısı ve kendisine dayatılan ön yargıya rağmen ardında bıraktığı hayranları, bugün hala onun ayaklarına batan çakıl taşlarıyla dolu hayatından ayıklayıp çıkardığı değerli şarkılarıyla kendinden bir şeyler buluyor, Amy’i yaşatmak için ellerinden geleni yapıyorlar.

Herkesin onun sözlerinde kendinden bir şeyler bulabileceğine, caz severlerin kayıp giden müziğinde yarattığı farklılıklarında, karakteristik ses hareketlerinde basmakalıp demode müzik dünyasından biraz olsun sıyrılıp kaliteli bir dünyada var olduğunu hissedebileceğinin teminatını verebilirim.

Ve biyografi severler için bir öneri:

Yönetmenliğini Asif Kapadia’nın üstlendiği 2015 yapımı bu biyografide Amy’nin daha önce duymadığınız şarkılarını ve hayatıyla ilgili tüm detayları bulabilirsiniz.

 

Görsel Kaynakları:

lyrics-dome.blogspot.com

zupi.pixelshow.co

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*

Kültür & Sanat Son Yazıları

Gone Girl Film Analizi

Evlilik aşkı öldürür diye bir klişe vardır bilirsiniz. İşte bu hikayede evlilik

Kral Lear’ın Politik ve Doğal Bedeni

William Shakespeare’in 1604-1605 yılları arasında yazdığı düşünülen Kral Lear, dönemin dinamikleriyle maskelenen bir çöküş hikayesini anlatır bizlere –edebiyatın
Git Yukarı