Bir İstanbul Masalı “Büyükada”

Seyahat Kategorisinde Tarafından

Tatil için pek tercih etmediğimiz, İstanbul’a gittiğimizde birkaç saat gezmekle yetindiğimiz bir yerden bahsedeceğim sizlere. Büyükada, Prens Adaları olarak da bilinen İstanbul açıklarındaki adaların en büyüğüdür. Tarihi yapısı, coğrafi konumu ve değeri açısından büyük önem taşımaktadır.

 

İlk olarak vapurdan inip iskeleye adım attığınız andan itibaren sıcak bir esnaf havası alıyorsunuz. İskelenin sol tarafından boylu boyunca uzanan denize sıfır restorantlar, sağ tarafta ise eşsiz bir ada limanı sizi karşılıyor.

İskelenin tam karşısındaki sokakta, karşılıklı dükkan dondurmacılarının birbiriyle rekabetlerini görmeden geçemezsiniz. Havasından mı, samimî atmosferinden mi bilinmez ancak en güzel dondurmalar orada satılıyor.

Biraz daha ilerlediğimizde meydana varıyoruz. Sağ taraftan devam ettiğimizde adanın iç kısımlarına, yani o ihtişamlı ve bir o kadar da kendine hayran bırakacak nitelikteki ahşap köşk ve villalar sizleri karşılıyor.

Tabii ki ahşap olmayan ve yeni yapılmış olduğu apaçık olan yapılar da yok değil. Her ne kadar tarih kokan evlere aşık olsam da, yeni yapılara da hayran hayran bakarak iç geçirdim.

Meydandan sola döndüğümüzde yemek yerleri var. Her dükkanın önünde sıcak gülümsemesiyle içeriye davet eden garsonlar, sokağı saran ızgara ve balık kokusu insanı cezbediyor. Benim tavsiyem ise Şen Balıkçı’dan balık yemeden gitmemeniz.

Meydandan girilen diğer bir sokakta ise bir çok hediyelik eşya ve her türlü ıvır zıvır dükkanı var. Beni en çok etkileyen durum ise yerli halkın sımsıcak ilgi ve alakası oldu. Gelen turistlere hangi dil, din ve ırktan olurlarsa olsunlar misafirperverliğini gösteren, güler yüzlü muhteşem bir yerli halk yaşıyor.

Fiyatlara gelirsek eğer, zannettiğiniz gibi aşırı pahalı değil ve her yemek dükkânının önünde menü ve fiyat listesi var. Hediyelik eşya dükkanları da benim gördüğüm ve gezdiğim kadarıyla ciddi anlamda ucuz. Fayton fiyatını soracak olursanız inanın bilmiyorum.

Çünkü faytona karşı bir insan olarak binmeyi geçtim fiyatını sorma tenezzülünde bile bulunmadım. Sizden ricam değerli okuyucularım, eğer ki giderseniz siz de fayton yerine bisikleti tercih edin. Hem atlara yapılan bu zulme ortak olmayın hem de sağlığınız açısından güzel bir bisiklet turuna çıkın.


Otel olarak önerebileceğim en güzel yer Marine House Hotel. Çalışanlarının ilgisi, alakası ve kibarlığı, otelin konumu(sahilin hemen arkasındaki sokakta, çarşının içinde), kahvaltısı, temizliği ve muhteşem teras manzarasıyla kalabileceğiniz en uygun fiyatlı ve güzel otel kesinlikle Marine House Hotel.

Bir diğer aşık olduğum yer ise Büyükada Deniz Klübü Derneği oldu. Muhteşem denizi ve olimpik havuzuyla misafirlerine unutulmaz bir tatil yaşatıyor. Deniz temiz ve sıcaklığı çok uygun ancak denizanaları var. Büyük korku ve heyecanla test edildi-onaylandı asla zarar vermiyorlar. Korkulacak en ufak bir durum dahi yok. Olimpik havuz normal havuz boyutlarından da büyük ve bonesiz girişi malesef yasak. Ancak o güzelliğe girmek için bone takmaya değiyor diyebilirim.

Kedi-köpek ilişkisinin muazzam güzel olduğu ve hayvanların insanlardan kaçmadığı bir ada. Otelde kahvaltı yaparken martı misafir oluyordu masamıza her sabah.

Yemyeşil ağaçları, rengarenk çiçekleri, egzoz içermeyen havası ve buram buram tarih kokan yapılarıyla Büyükada sizleri bekliyor.

Hatırla Sevgili dizisinden Ahmet ve Yasemin’in evleri, Aya Yorgi Manastırı, Rum Yetimhanesi, San Pacifico Latin Katolik Kilisesi ve birçok tarihi yer kapılarını biz misafirlerine açıyor.

İlkbahar ve sonbaharın gözdesi Büyükada’da tatile ne dersiniz? Hadi o zaman hareket zamanı!

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*