Sıradışı Bir İnternet Dergisi

Günümüz Narcissus ve Echoları

Kültür & Sanat Kategorisinde Tarafından

“Narcissus genç bir delikanlı olduğunda tüm genç kızları ve perileri kendine aşık edebilecek bir görüntüye sahipti. Fakat kendisi onları hiç umursamıyordu.”

Yunan Mitolojisi’nin en bilindik öykülerindendir Narcissus’un hikayesi. Rivayet odur ki, Narcissus doğduğunda Kahin Tressias, onun çok uzun ve mutlu bir ömrü olacağını ancak bunun gerçekleşmesi için tek bir şart olduğunu söyler: Narcissus kendini hiç görmemelidir. O, büyüyüp genç bir adam olduğunda gerçekten de söylenilen gibi herkesi kendine aşık eden, hayran bırakan bir görünüme sahip olmuştur. Ancak bu kızların ve perilerin hiçbiri umurunda dahi değildir. Öyle ki günün birinde genç bir peri kızı aşık olur ona. Karşılıksız kalan aşkı sonrası o kadar yıkılır, çöker ve zayıflar ki; artık yalnızca cılız bir sesten ibarettir peri kızı “Echo”.

Echo’nun haline çok üzülen Yunan Tanrıları duruma el koyarlar ve Narcissus bir gün ormanda avlanırken bir nehir kenarına gelir. Su içmek için eğilmişken, aniden karşısında gördüğü yüz onu afallatır. Bu, ömründe görmediği; kusursuz güzellikteki bir yüzdür. Kendi yüzü… Nehirdeki yansımasına aşık olan Narcissus o nehrin başından bir türlü ayrılamaz. Tıpkı Echo gibi o da orada günlerce hareketsiz, hayranlıkla izler suretini.

Günden güne o yansımanın yanı başında eriyip giden Narcissus, sonunda orada kendini izlerken can verir. Narcissus’un öldüğü yerde bir çiçek biter, adına İngilizce “Narcissus” Türkçe’de “Nergis” denir. Derler ki, Narcissus kendini o kadar çok severmiş ki Yeraltı Dünyası’nda ölülerin taşındığı nehir olan Styx Nehri’nde dahi kendi yansımasını izlemiş.

İşte bu hikayedir, psikolojideki meşhur sendrom “narsisizm”in çıkış noktası. Bu sendroma göre, kişi için hayattaki tek odak noktası kendisidir. Narsistlik, bencilliğin çok ötesinde bir ruh durumu; tıpkı bu hikayedeki gibi adeta kendine tapmaktır. Ancak narsist kişiliğe sahip olan kişilerin sonları da tıpkı Narcissus gibi olur ne yazık ki. Çevrelerinde kendilerinden ziyade kimse kalmayıncaya dek yalnızlaşır, yapayalnız ölürler günün sonunda…

Mitolojide bu hikayeyi okuyan günümüz insanı, Narcissus’un hikayesini gülünç bulacaktır. Kendisine aşık bir adam, öyle ki yansımasının karşısında ölecek kadar kendini hayranlıkla izleyen bir kişi. Fakat Narcissus’un hikayesini gülünç bulan 21. yüzyıl insanı şunun farkında değildir. Söz ettiğimiz antik çağlardaki yegane yansıma sudaki yansıma veya parlatılmış metaldeki yansıma olabilir pekala. Ya şimdi?

Aynalarımız ve telefonlarımızın kameralarındaki yansımalarımıza bakmadan durabiliyor muyuz? Doğru açı ve güzel ışık yakalayınca ön kameradaki suretimize bakarken kendimizi kaybedip, hayranlıkla izlemiyor muyuz biz de kendimizi tıpkı bu hikayedeki gibi? Peki ya sokaklarda yürüyen binlerce, milyonlarca gizli Narcissus’u ilk konuşmada çat diye tanımıyor muyuz? Kendilerine, işlerine veya vücutlarına aşık olan o kişiler geldi mi gözünüzün önüne? Geldi değil mi? Kendinden başka kimseye aslında “gerçekten” değer vermeyen, “Benden sonra isterse kıyamet kopsun, kimin umurunda” diyen o nesli yutkunarak gözlemlediyseniz; tebrikler. Artık Narcissus’un hikayesini o kadar da gülünç bulmayacaksınız, zira hala aramızdalar. Peki ya Echo? Kendisini zerre hak etmeyen bir erkek uğruna bu hallere düşen o Echo’yu bildiniz mi? Beğendiği bedene hayalindeki ruhu koyup, adına “aşk” diyen*; aslında gözü kendinden başkasını görmeyen o adam uğruna artık incecik bir sese dönüşen Echo’dan da milyonlarca var günümüz dünyasında. Artık Echo’nun hikayesi de öyle komik gelmiyor değil mi kulağa? İşte siz siz olun dostlar bu hayatta ne kendinden başka kimseyi gözü dahi görmeyen “o” adam olun ne de sözde aşkı uğruna tiz bir sese dönüşüp, kalan her şeyini yitiren “o” kadın. Ama gözünüzü açın ve küçücük kameranın ekranına sığdırdığınız bir yüzden de ibaret olmayın.

 

 

*W. Shakespeare: “Beğendiğiniz bedenlere, hayalinizdeki ruhları koyup, bunu ‘aşk’ sanıyorsunuz.”

Başkent Üniversitesi İşletme bölümü öğrencisiyim. Kendimi bildim bileli yazılar yazıyor, 2012 senesinden beri aktif blog yazarlığı ile ilgileniyorum. İyi düzeyde İngilizce, orta düzeyde Fransızca biliyor; boş zamanlarımda seyahat ediyor ve müzikle uğraşıyorum.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*

Kültür & Sanat Son Yazıları

Santuri Ali Ufki Bey

Günümüzde Ukrayna sınırları içerisinde yer alan Lvov şehrinde, soylu bir Polonyalı ailenin
Git Yukarı