Gece
Gündüz

Kaş’ta Yapılacak 9 Şey

2 June 2019
yazdı
6 dk'lık okuma

Herkese merhabalar! Bu yıl sanırım hep birlikte kışa sonunda veda edebildik ve doğanın rengarenk olduğu zamanların tadını çıkarmaya başladık. Ben de ‘Hoş geldin yaz’ diyerek geçtiğimiz haftalarda soluğu Kaş’ta aldım. İnsana resmen gününü, ayını unutturan  bir yer olan Kaş’ı karış karış gezerek sizler için ‘Kaş’ta Yapılacaklar Listesi’ çıkardım. Gitmeyi düşünenlere çok yararının dokunacağını düşünerek hepinize keyifli okumalar diliyorum.

antalya-kas-eaomag

1- Mavinin her tonuna şahit olabileceğiniz İnceboğaz’da kamp atın.

Bu önerim Kaş’ta konaklamayı kamp olarak yapmak isteyenler, aslında biz öğrenciler için 🙂 Kamp atayım ama ücretsiz bir yer olsun, şehir merkezine yakın olsun, etraf sakin olsun, güzel mi güzel de manzarası olsun istiyorsanız işte burası tam size göre bir seçim olacak. İnceboğaz’a şehir merkezinden yürüyerek ulaşabilirsiniz. Kaş’tan Çukurbağ Yarımadası’nın ucuna doğru giderken yarımadanın inceldiği özel bir yer olarak karşınıza çıkacak. Boğazın iç kısmı Bucak Denizi tarafına, diğer kısmı ise açık denize bakıyor ve yolun iki yanında da denize girebilme şansınız bulunuyor. Kesinlikle deniz keyfini yaşamadan dönmemenizi öneririm.

2- Masmavi rüyalara dalarak ‘dalış’ yapın.

Dünyanın en güzel doğasına ve su altı güzelliklerine sahip Kaş’a gelmişken dalış keyfini yaşamadan da dönmeyin derim. Çünkü Kaş dünyada en iyi 50 dalış yerlerinden birisi olarak gösterilmekte. Bunun sebebi de karaya çok yakın olması ve küçük bir alanda çok sayıda ve çeşitlilikte dalış imkanlarının bulunuyor olması. Benim gibi yeni macera arayanlar için kesinlikle denenmesi gereken bir aktivite diye düşünüyorum. Detaylara değinecek olursam öncelikle ben alt resimde gördüğünüz tekne ile dalışımı yaptım ve eğitmenlerim çok güzel ilgilendiler, çok memnun kaldım. Fiyatı merak ediyorsanız tüm ekipmanlar dahil dalış için 140 tl ödüyorsunuz ve isterseniz 40 tl’ye su altından fotoğraflar çektirebiliyorsunuz. Korkusu olanlar ve tereddütte kalanlar için tüple nasıl daldım biraz bu konuda bilgi verecek olursam;  ilk olarak özel kıyafetleri ve paletleri giyiyorsunuz, sonrasında üzerinize malzemeler bağlanıyor. Maskeyi de taktıktan sonra suya giriş için hazır oluyorsunuz. Maskenizin suyun altında buğulu görünmemesi için size bir tüyo verecek olursam maskenizi tükürüğünüzle bir miktar sıvamanız gerekiyormuş ve sonrasında üzerine su tutarak öyle takmanız gerekiyor. Bu sayede suyun altını daha net görebilmeniz mümkün oluyormuş. Daha sonrasında ise zaten kendinizi suya bırakıyorsunuz ve işin en önemli kısmını yapmaya geliyor sıra; ağızdan nefes alma ve kulak eşitlemesi yapma olayı. Eğitmeniniz bu konuda size suyun üzerinde fazlasıyla alıştırmalar yaparak öncesinde ders veriyor ve sonrasında sizi tamamen suyun altına daldırıyor. Gerisini siz hayal edin. Kendinizi balık gibi hissediyorsunuz. Var mıdır bundan daha huzurlu hissettireni?

3- Kendine has turkuazı olan Kaputaş manzarasında büyülenin.

Kaputaş, Kaş ile Kalkan arasında muhteşem manzaralı fakat bir o kadarda virajlı olan yolu ile uğramadan geçilmemesi gereken bir yer. Öyle ki dünyanın en güzel plajlarından birisi oluyor kendileri. Kaş’a 19 km uzaklıkta ve Kalkan’a 7 dakika uzaklıkta bulunuyor ve karayolundan 187 basamak inilerek plaja ulaşılabiliyor. Su benim gittiğim dönemde fazlaca serin ve dalgalıydı fakat öğrendim ki yer altından akmakta olan suyun deniz kıyısında kumlar arasından süzülmesi sonucu Kaputaş’ın suyu zaten genel olarak serinmiş. Ayrıca mavi bayraklı plajın sahili çakıllı ve kumla karışık durumdaydı. Ama renginden bahsedecek olursam efsanevi bir turkuazlıktaydı.

Hazır havalar güzel plaj da boşken özellikle yaz gelmeden tavsiye ediyorum ki benim gibi tepeden rahat rahat seyredip fotoğraflayabilesiniz. Zira yazın tam sezonunda geldiğinizde son yıllarda artan popülerliği sayesinde yoğun kalabalıktan pek tatmin olamayabilirsiniz. Kaş’a geldiğinizde ne yapın edin bence Kaputaş’a uğrayın ve bir gününüzü bu eşsiz manzaraya ayırmadan dönmeyin sakın.

4-Begonvil kokulu Kaş sokaklarında kaybolun.

Kaş’ın begonvil çiçekleriyle kucaklaşan tarihi dokusunu hissetmek istiyorsanız sokaklarını keşfe çıkmalısınız derim. Hatta sokaklarında kaybolarak duyduğunuz sese doğru harekete geçin ve sonunda benim gibi şanslıysanız eğer davul sesine doğru giderek bir düğün törenine denk gelebilirsiniz. Yörük-Türkmen kültürünün hakim olduğu Kaş’ta insanlar o kadar sevecen ki düğün sahipleri tanıdığı tanımadığı herkesi törende kucaklayarak, yöresel düğün yemeklerini sunuyorlar. Umarım benim gibi şanslı olur ve böyle bir törene denk gelirsiniz. Çünkü Kaş’ın yöresel yemeklerinin tadına bakmak inanılmaz lezzetliydi😋

5- Tarihi dokusunu halen kaybetmeyen Antiphellos Antik Tiyatro’yu ziyaret etmeden dönmeyin.

‘Antiphellos’ Antik kent olmakla birlikte Kaş’ın Likya dönemindeki isimlerinden birisiymiş. Ayrıca Phellos, Taşlık ülke anlamına gelmekteymiş. Tiyatronun çevresi çok bakımsız görünmesine rağmen, tiyatronun oldukça sağlam bir yapısı vardı. Öyle ki antik tiyatroda halen konser verilebilmekte ve yine bir şanslı anıma daha denk gelerek ben de Antik tiyatroda konser keyfini yaşamış oldum. Nasıl mı? Gittiğim tarihlerde Kaş’ta ‘7 Güneş 7 Ay Festivali’ varmış. Kültürel Network Projesi statüsündeki festivalde konserlerden, yaratıcı çocuk atölyelerine; müzik dinletilerinden, sergilere ve sanat performanlarına kadar birçok etkinlik vardı. Ben de şans eseri o gün Antik tiyatroda Fado konserine denk geldim. 4 bin kişilik seyirci kapasitesine sahip bu antik tiyatroda böyle bir müzik keyfi yaşamak muhteşem bir duyguydu benim için.

Bu arada gittiğinizde Antiphellos’un diğer Antik tiyatrolardan farklı bir özelliğini fark edeceksiniz. O da şu ki Antiphellos’un Anadolu’daki denize cepheli tek tiyatro oluşu. Yani gittiğinizde tiyatronun en üst oturma alanına çıkarsanız Kaş’ı ve karşıdaki Meis Adası manzarasını hayranlıkla izleyebilirsiniz.

6- Bir Kaş efsanesi olan ‘Uyuyan Dev’i görmeye çalışın.

Kaş’ın en önemli efsanesi olarak bilinen Uyuyan Dev’i Kaş’ın her tarafından görmeniz mümkün. Fotoğrafa dikkatli baktığınız zaman dağın üzerine yatmış dev bir erkek silüetini fark edeceksiniz. Bu dev,  Kaş’ın ve Meis’in ortak efsanesi olarak bilinmekteymiş. Bu devin dişisi de Kaş’ın karşısında olan Meis adasındaymış. Efsaneye göre karşılıklı bulunan bu iki devin her yerine deniz suyunun teması halinde devler uyanıp birbirlerine kavuşacaklar ve aşk yaşayacaklarmış.

Yukarı dağa çıktığınız zaman Kaş’ı kuş bakışı ayaklarınızın altına alan büyüleyici bir manzara ile karşılaşacaksınız dediler. Bu seferlik ben çıkamadım ama bir gün tekrar gelip Uyuyan Dev’i tepeden ziyaret etmeden dönmeyeceğim.

7- Patara Kum Tepesi’nde güneşi batırın.

“Gün batarken ardında Patara Tepeleri’nin…” diyerek Kaş’a yakın civarda bulunan Patara Tepeleri’ne gelmeniz diğer bir önerim olacak sizlere. Hatta favori önerim bile olabilir. Çünkü gün batımında güneş tüm kızıllığıyla denizin içinde kaybolurken sizlere de burayı hayranlıkla izlemek düşecek. İlk defa Türkiye’de böyle bir yer görmenin vermiş olduğu merak ve mutluluktan mıdır bilemiyorum gerçekten tarif edilemez duyguları yaşadım. Mısır çöllerini anımsatan kum tepelerini geçtikten sonra karşınıza çıkan masmavi denize vaha görmüşçesine yürümek.. Bundan daha müthiş çok az duygu vardır sanırım. Kup tepelerine çıktığınızda 18 km’lik Patara Plajı’nı, Patara Antik Kenti’ni ve Antik Deniz Feneri’ni göreceksiniz. Ayrıca Türkiye’deki çöl temalı filmler ve kapak fotoğrafları da burada çekiliyormuş. Ben de o havalara girerek çöl temalı bir sürü fotoğraf çekilmedim desem yalan olur 🙂 Birkaç örneğini buraya da bırakıyorum. Benim gibi fotoğraf çekilmeyi sevenler için tavsiyem mutlaka ama mutlaka Patara’ya yolunuzu düşürün ve ayakkabılarınızı çıkarıp kumun üzerinde tüm enerjinizi atmanın mutluluğunu yaşayın.

8- Bayraklı Tepeye çıkarak Kaş ve Meis Adası manzarasının keyfine bir de buradan varın.

9- Son olarak yazımı çok yerinde olacağını düşündüğüm bir şarkı önerisiyle sonlandırmak istiyorum. Umarım beğenirsiniz. 

‘Yüzyüzeyken Konuşuruz- Kaş’

Yine gitsek ya Kaş’a
Otursak bir taşa
Ağaçlara hayranca baksak
Bir gece çat diye yollara düşsek
Bir şeyler çözsek
Daha başka olur Kaş
Bambaşka olur Kaş…

 

Hatice Çopur

8 Temmuz 1996 ,Tarsus doğumluyum. Celal Bayar Üniversitesinde öğrenciyim.Doğayı ve doğanın bize sunduğu güzellikleri görüp, keşfetme arzumdan ve bu güzellikleri sizlerle paylaşma isteğimden dolayı seyahat yazarlığı yapmaktayım.

Yorum Yap

Your email address will not be published.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR