Kendini Sev!: Beden Olumlama Hareketi

Yaşam Tarzı Kategorisinde Tarafından

Beden, günümüzde küresel kapitalizm ve post-modern tüketim kültürü ile oluşturulan iktidar ilişkileri tarafından denetlenmeye, gözetlenmeye, terbiye edilmeye devam etmektedir. Normlar, bilgiler, teknikler, taktikler ve kurumlarla toplumun kılcal damarlarına yayılan bu yeni iktidar mekanizması, bedeni ideal olması için zorlamaktadır. Sağlık, estetik, kozmetik, moda, medya, reklam gibi endüstrilerce idealin sınırı belirlenmekte, bu sınırın dışında kalan bütün öteki bedenler ya görünmez kılınmakta ya da değersizleştirilmektedir.

Öte yandan iktidar ilişkileri mücadeleyi ve direnişi de barındırmaktadır. Küresel kapitalizm ve post-modern tüketim kültürünün ideal beden tasarımına karşı ortaya konan mücadele pratikleri, yeni medyanın sağladığı olanaklar sayesinde karşımıza çıkmaktadır. Dünyada ve Türkiye’de özellikle kadın aktivistlerce yeni medya dolayımıyla yayılan Beden Olumlama Hareketi buna örnektir. İdealin belirlendiği sınırın dışındaki bütün öteki bedenleri kapsamayı hedefleyen bu hareketin ideale karşı nasıl bir mücadele alanı yarattığı dikkate değerdir.

Peki nedir bu Beden Olumlama Hareketi?

1960’lı yılların sonunda, toplumun şişmanlık ve kilolu insanlar üzerindeki baskısına tepki veren gazeteci Llewellyn Louderback ve radyo programcısı Steve Post, “Bedeninizi sevin,” diyerek halkı eyleme çağırdı. Central Park’ta gerçekleşen bu eylemlerFat Acceptance” (şişmanlığın kabulü) adlı harekete dönüşerek önce Amerika’da, sonra tüm dünyada büyük ses getirerek günümüze kadar geldi.

Bunun yanında ilk olarak 1996 yılında Connie Sobczak ve Elizabeth Scott adındaki kadın aktivistler tarafından geliştirilen body positive (beden olumlama) kavramı, o yıllarda AIDS organizasyonlarında HIV virüsü taşıyan bedenleri desteklemek amacıyla ortaya çıkmıştır. Ancak kavram daha sonraki yıllarda bireylerin bedenleriyle barışık bir ilişki kurmalarını sağlamak anlamını içermiştir. Sobczak, insanların bedenlerinden daha önemli şeylere değer verdikleri bir dünya yaratmak için bu hareketi başlattıklarını belirtirken, Scott ise insanların bedenlerine olan nefretlerini bırakmalarını sağlamak ve onların yaşam gayelerini değerli kılmak için çabaladıklarını ifade etmektedir. Dolayısıyla Beden Olumlama Hareketi bedenleri mükemmelleştirmek için harcanan enerjinin dünyayı daha güzel bir yer haline getirmek için harcanması gerektiği fikrine dayanmaktadır.

Beden Olumlama Hareketi’nin mücadele stratejisinin temelinde, öz sevgiyi ve öz bakımı merkeze alan bir model üzerinden bireylerin bedenlerine ve hayata yönelik bakış açılarının değiştirilmesi amaçlanmaktadır.

Beden Olumlama Hareketi’nin Türkiye’de yansıma bulması ve yayılması özellikle yeni medya uygulamaları ile söz konusu olmuştur. 2017 yılında feminist aktivist Aybala Arslantürk tarafından yeni medya üzerinde oluşturulan platform ile başlayan süreç, blogger Berrak Tuna, gazeteci Sinem Dönmez ve bedenindeki vitiligo lekelerinin etrafını kalemle çizerek sosyal medyada paylaşmasıyla bilinen İrem Koçak tarafından desteklenerek devam etmektedir. Bu bağlamda hareketin öncülüğünü Türkiye’de de kadın aktivistlerin üstlendiği söylenebilir. Arslantürk’ün kurucusu olduğu internet sitesinden derlenen bilgilere göre, Sobczak ve Scott’un geliştirdiği The Be Body Positive ModelArslantürk tarafından da hareketin Türkiye’de yaygınlaşması için kullanılmaktadır. Arslantürk ayrıca bedene karşı nötr olma adına atölye çalışmaları da gerçekleştirmektedir. Öte yandan internet sitesi incelendiğinde, paylaşılan yazılı ve görsel içeriklerin yine ağırlıklı olarak kadınlar hakkında olduğu gözlenmiştir.

YouTube videolarıyla tanıdığımız Cansu Dengey, Beden Olumlama Hareketi aktivistlerinden blogger Berrak Tuna ile bir video yayınlamıştır. Berrak Tuna beden olumlamanın şişmanlık kabul hareketi ile başladığını belirtmektedir. Bu noktada vurgulanan temel hususlardan biri, hareketin olumlama adıyla çıkmış olsa bile şişmanlığa övgü hareketi olmadığıdır. Tuna, beden olumlamayı, “Bireyin içinde yaşadığı bedenini savunması anlamına geliyor.” diyerek açıklamaktadır. Hareketin sadece kilo ile ilgili olmadığı; sivilceli, kel, aşırı tüylenme gibi farklı bedensel özellikleri de içerdiği vurgulanmaktadır.

İçerik üreticileri, farklı özellik taşıyan bedenlerin çeşitli endüstriler tarafından tek ve ideal bir beden tipine dönüştürülmeye zorlandığını vurgulamaktadır. Geleneksel medyanın ideal beden algısının oluşmasında belirgin rol oynadığı, ancak bu durumun yeni medya uygulamalarında da söz konusu olduğu belirtilmektedir. 
Birçok izleyici tarafından beğenilip desteklense de birçoğu da Beden Olumlama Hareketi’nin videodaki gibi anlatıldığı sürece ideale karşı bir mücadele alanı yaratamayacağını söylemiştir.

Kaynakça: 1,2

 

 

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*