Sıradışı Bir İnternet Dergisi

Killswitch Engage “Atonement” Albüm İncelemesi

Kültür & Sanat Kategorisinde Tarafından

Metalcore ile tanışma günlerimden en net hatırladığım an Killswitch Engage’in The End of Heartache adlı parçasını dinlediğim andır. Ve o andan bu ana kadar o parçanın benim için hep duygusal bir önemi olmuştur. Bu nedenle her yeni Killswitch Engage albümüne bu duygusallığı kendime kriter koyarak başlarım. Ki biliyorum bu yanlış, beklentiyi bu kadar yüksek tutmak üzebilir. Sadece işte, bir umut…

Killswitch Engage (KsE) vokal değişikliği yaşayıp kariyerine başarıyla devam edebilen gruplardan biri. Hem de bu değişiklik sadece bir seferle kalmadı. Grubun ilk iki albümü “Killswitch Engage” ve “Alive or Just Breathing” kayıtlarında ana vokalleri üstlenen Jesse Leach bu süre zarfı sonrasında mikrofonu Howard Jones’a (kendisi metalcore alttürünün efsanevi isimlerindendir) bıraktı. Bundan sonra “The End of Heartache”, “As Daylight Dies” ve ikinci bir ‘self-titled’ albüm olan “Killswitch Engage” geldi. Grupla olan belli anlaşmazlıkları ve sağlık sorunları nedeniyle Howard Jones bu kayıttan sonra grubu bıraktı. Yerine gelen isim ise çok da yabancı değildi. Jesse Leach, Howard Jones’un ayrılmasından sonra 2010’un başlarında gruba tekrar dahil oldu ve grup hız kesmeden çalışmalara başladı. Bundan sonra gelen “Disarm the Descent” ve “Incarnate” albümleri grubun eski zamanlarına yaklaşamasa da son derece kaliteli metalcore albümleri olmayı başardılar. Şimdi ise sırada grubun sekizinci albümü olan “Atonement” var.

Jesse Leach’in vokallerini beğendiğimi söyleyerek söze başlamak istiyorum, olası bir yanlış anlaşılmayı önlemek üzere. Howard Jones sonrası KsE’nin en büyük eksiği ise atmosfer. Grubun özellikle Howard Jones ile yaptığı ilk iki albümde yakaladığı inanılmaz atmosferi bir daha herhangi bir albümlerinde maalesef göremedik. Jesse Leach’in geri dönüşüyle Alive or Just Breathing’in kendisinden sonra gelen iki albümden farklı ama bir o kadar muhteşem atmosferinin geri gelebileceğini umut ederek de kendimizi üzdük. Disarm the Descent ve sonrası KsE kulağa biraz daha farklı geliyor. Değişime kötü gözle bakmak istemiyorum, bu sayede farklı bir modern metalcore sound’u dinlemiş oluyoruz.

Son iki albümü ele alacak olursak Incarnate ve Atonement birbirine sound olarak yakın fakat birbirlerinden keskin çizgilerle de ayrılan albümler. Incarnate’in belli progresif ögeler barındırdığını inkar edemeyiz. Bir progresif-sever olarak bundan gayet memnundum elbette. Atonement’ta bu müzikal tercihten biraz da olsa vazgeçilmiş. Albümü dinlemeden böyle bir durumdan haberim olsaydı eminim dinlemeye önyargılı başlardım. Atonement progresif ögelerden çok daha klasik yakalayıcı metalcore sound’una dönmüş bir albüm. Yakalayıcı metal parçalarından şikayet etmek huyum değil, edenlerden de haz etmem. Bu nedenle grubun albümde progresif olmayı bırakması konusunda benden bir şikayet duymayacaksınız.

Albüm piyasaya sürülmeden önce “Unleashed” ve “I Am Broken Too” teklileri bizlerle buluştu. Unleashed bana bir bakıma The End of Heartache’i anımsattı. Sadece “anımsattı”. Parçanın ana hatları ve genel kurulumu hariç, gitar riffleri ve davul ritmi bile net bir benzerlik taşıyor. Fakat dediğim gibi, atmosferin eksik olması iki parça arasındaki farkı dağlar seviyesine çıkarıyor. Yine de kötü bir parça olduğunu söylemiyorum, hatta gayet keyif alarak dinliyorum.

“I Am Broken Too” benim için bu yılın en çıkmazda parçası oldu. İnterneti açıp yeni bir KsE parçası görmek çok hoştu fakat nedense parçayı oldukça basit ve unutulabilir bulmuştum. Ne olduysa oldu, albüm çıktıktan sonra bu parça deli gibi kafama takıldı, derin bulmadığım sözleri anlam kazanmaya başladı ve adeta parça içimde büyüdü. Bunların ışığında da kalkıp bu parçaya beğenmedim diyemem elbette. Beğenmişim de geç fark etmişim.

Albümün geri kalanından ayrı tutmak istediğim iki parça var. “The Signal Fire”, üç dakikalık süresinde beni adeta avuç içine alıp bırakmamış bir parça. Ve bir de büyük sürprizi var. Howard Jones, grubun son zamanlardaki konserlerinde konuk olarak eski grup arkadaşlarına katılmaya başlamıştı. Herkes bunun olası bir albüm birlikteliğine göz kırpma olup olmadığını merak etti elbette fakat bu adeta bir rüyaydı çoğu hayran için. Rüyadan öte olduğunu bu albümle öğrendik. The Signal Fire, grubun bu zamana kadarki iki vokalini aynı anda duyduğumuz tek parça. Bana güvenin, bu büyük bir şey. Çok büyük. Kabul ediyorum, bu iki devasa isimden çok fazla şey beklememiz normal. Ama eminim ki ne gelse bizlere yetmeyecekti.

Bir diğer ayrı tutmak istediğim parça ise “The Crownless King”. Bu parçada ise gruba eşlik eden isim olarak efsanevi Testament vokali Chuck Billy’i görüyoruz. Tamam, parça Testament parçalarına benziyor, klasik bir zemine oturtulmuş… Fakat gerçekten çok da umursamadım bu durumu. Killswitch gazı ile Testament yumrukları birleşmiş üzerimize geliyor, daha ne olsun?

Atonement, KsE’nin kariyeri için gayet güvenli bir albüm. Kesinlikle kötü bir albüm değil. Grubun hayranlarının ve birçok metalseverin baştan sona eğlenebileceği bir albüm. Grubun ilk başlarda yakaladığı devasa başarının çizgisinde olmasa da Incarnate ile yakaladıkları hoş durumun yine hoş bir devamı olarak düşünebiliriz. “Us Against the World”, “Ravenous” ve “As Sure as the Sun Will Rise” gibi parçalar gruptan tam da beklenen parçalar. Yakalayıcı nakaratlar havada uçuşuyor. Sorun ise, öne çıkan parçalar haricinde albümün belli bir çizgi üzerinde ilerlemesi bir artı olduğu kadar eksi de olabiliyor. Albümün bir süre sonra fazla tekrara düşme hissi yaratması sonucu arka arkaya çalarken belli parçalara dikkat edemez hale geliyorsunuz. “Filler” demek yerine belli bir oranda unutulabilir parçalar demek istiyorum bunlara da.

Atonement, benim için bu yıl çıkan çoğu albümün arasından sıyrıldı. Bunda hem benim KsE’ye olan sevgimin hem de adamların işini gayet iyi yapıyor olmasının payı var elbette. Harika veya berbat bir albüm değil elimizdeki; iyi bir albüm. Daha iyi olabilirdi, keşke daha iyi ve baştan sona hatırlanabilir parçalarla dolu olsaydı fakat o da başka bahara artık. Hem belki bakarsınız Howard Jones’un tam zamanlı dahil olduğu bir albüm bile görebiliriz. Hayal kurmak serbest değil mi?

Öne çıkanlar (albüm sıralamasına göre):

  • Unleashed
  • The Signal Fire
  • The Crownless King
  • I Am Broken Too
  • Bite the Hand That Feeds

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*

Kültür & Sanat Son Yazıları

Santuri Ali Ufki Bey

Günümüzde Ukrayna sınırları içerisinde yer alan Lvov şehrinde, soylu bir Polonyalı ailenin
Git Yukarı