Makyaj Trendinde Kırmızı Alarm!

Moda Kategorisinde Tarafından

Herkese merhaba! Geçen hafta giyim konusunda beylerin yaptığı yanlışları eksiğiyle, fazlasıyla tek tek ele aldık, gözden geçirdik ve fırçaladık. Hoş! Bu hafta ise makyaj yaparken nelere dikkat etmeliyiz, yapılan yanlışlar nelerdir? Bunları tek tek inceleyip biraz da kadınlara kırmızı uyarı verelim o halde.


Öncelik olarak değinmek istediğim konu, lütfen eyeliner uygularken vicdanınızdan kaçın! O kadar uzamasındaki amaç nedir? Hala çözebilmiş değilim. Ama şu bilinmeli ki hiç hoş görünmüyor. Eyeliner doğru uygulandığı taktirde ortaya gerçekten güzel ve etkileyici sonuçlar çıkarıyor fakat yanlış uygulandığında tam bir facia! Gözün yapısını bozuyor, bakışlar bile saçma bir görünüm alabiliyor. Çünkü gözünüzün üzerinden otoyol geçiyor. Yapmayın, yaptırmayın, yapan olursa uyarın. Yapmaya devam ederse uyardığınız kişi, oradan koşarak uzaklaşın.

Gelelim çağımızın hastalığı olan HIGHLIGHTER konusuna. Hepimiz bu parlaklığın peşinden sürüklenip gittik. Hangimizin çantasında en az iki tane aydınlatıcı yok? Ama şunu geçmeyelim çoğunuz ıslak makyaj yapmak isterken terleyen yüzünüze sim dökmüş görüntüsü veriyorsunuz haberiniz olsun. Ne demişler çiçek dalında highlighter dozunda güzeldir. Bu ürünün amacı T bölgenizi aydınlatmak ve yüzde parlak bir canlılık oluşturmaktır. O dengeyi bulalım lütfen abartmadan, sakin sakin, hafif dokunuşlarla parlayalım.

Çoğumuzun baş düşmanı olan akne ve lekeler kendimizi huzursuz hissetmemize neden oluyor. Aynaya baktığımızda pürüzsüz bir yüzle karşılaşmak tek dileğimiz bazen. Yüzümüzdeki akne ve lekeleri kapatmak için kapatıcı ve fondöten kullanıyoruz peki bu ürünleri satın alırken deniyor musunuz? Hepinizin cevabı evet. Fakat nerenize deniyorsunuz? Bir çoğunuzun cevabı el, bilek değil mi? Büyük yanlış! Fondöten asla el ya da bilekte denenip alınmamalı. Makyaj malzemesi alışverişine çıkarken makyajsız temiz yüzle gitmeniz çok mantıklı olacaktır çünkü maalesef elimizin rengiyle yüzümüzün rengi aynı değildir. Elimize tam uyan bir kapatıcı yüzümüzde çok açık veya koyu olabilir buna dikkat edelim. Doğru seçimler yapmakta fayda var!

Gelelim kanatlanıp uçan kirpiklerimize. Evet haklısınız uzun kirpikler karşısında eriyip dökülmeyen insan yoktur biliyorum ama arkadaşlar bazılarınız saçlarından daha uzun takma kirpik kullanıyor, görüyorum her yerdeler. Yapmayın artık kaldırın, çöpe atın o takma kirpikleri. Doğal haliniz inanın bana çok çok daha güzel ve samimi. Diğer türlü uçmanızdan çok korkuyorum…

Son zamanlarda uygulanan büyük yanlışlardan biri de kaş kalemiyle bütün alnımızı doldurmak. Arkadaşlar neden yapıyorsunuz bunu? Gerçekten gerek var mı? Bir ikon kalın kaşlarla podyumlara, kamera karşısına çıktığı an bütün dünya dört parmak kalın kaşlarla sokaklara döküldü. Yapmayın, yazık o güzelim yüzünüze. Tamam doğallık, ferahlık ama bu kadar abartıya ne gerek var? Herkes kendi yüzüne yakışan kaş modelini kullansın. Bir ünlü kaşlarını incelttiği an moda diye peşinden sürüklenmeyelim ya da kaş kalemlerini alıp alnımızı kaşla kaplamayalım. Siz hiç kraliçemiz Audrey Hepburn’ü ince kaşlı düşünebiliyor musunuz ?

Ya da gelmiş geçmiş en güzel kadın olan Mariyn Monroe’yu kalın kaşla hayal edebiliyor musunuz?

Güzeller güzeli Marilyn demişken onun her daim kızarmış olan yanaklarından bahsetmeden geçmiyorum. Eğer kendiliğinden kızarık bir yüzünüz yoksa allık her zaman daha canlı ve sağlıklı görünmemizi sağlıyor ama tabii ki abartmamak şartı ile. 2000’lerde tüm dünyayı kasıp kavuran o yeşil farlı gözleri ve pespembe yanakları artık geride bırakıyoruz. Bu arada söylemeden geçmek istemiyorum, küçük bir tavsiye esmer tenlilere şeftali tonlarında allıklar harika oluyor. Eğer yoksa mutlaka denemelisiniz benden söylemesi!

Bir yazının daha sonuna geldik umarım sizler için faydalı olmuştur. Görüşlerinizi benimle paylaşmayı ihmal etmeyin, keyifli okumalar dilerim!

 

24 Haziran 1997 doğumluyum. Şu sıralar Hacettepe Üniversitesi'nde öğrenciyim. Yazı yazmayı, eleştirmeyi ve eleştirilmeyi en büyük hobim olarak kabul ediyorum. İki kedi annesiyim, modaya uzun zamandır yakından ilgim var. Kötü tasarımları didikleyip eleştirmeye ise doğuştan!

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*