Sıradışı Bir İnternet Dergisi

ÖYLESİNE

Kültür & Sanat Kategorisinde Tarafından

Öylesine Nedir?

“-* Öylesine bir yaşam geçirmek. Düşünmek. Hissetmek. Söylemek. Bakmak. Duymak. Düşlemek. “



Sanki boş bir savaş harabesine dönmüş olan defterimdeki son sayfalarda yazdıklarımda uzun süre önce “öylesine” yazmışım işte. Bu yazdıklarım bana onları okuduğumda düşündürttü; acaba gerçekten bir şekilde “öylesine” miydi? Yoksa hepsi gerçekten küçük müydü ya da az da olsa bir şeyler ifade ediyor muydu? Yani bir şekilde aklımızda kurguladığımız şeyleri yanlış bir zamanda, yanlış bir şekilde veya sadece “öylesine” bir anda ağzımızdan çıkartıp tam o kelime ya da cümle ağzımızdan çıktığında onun anlamı üzerine, onu neden söylediğimizin üzerine ya da sadece o an onu orada söylemememiz gerektiği üzerine düşünüp bir şekilde kıvırabilmek için “öylesine” mi yapıyorduk onu?

Gerçekten istiyor muyuz yani onca “öylesine” şeyi? Yani neydi aradığımız gerçekten bunca öylesine söylenirken? Peki ya biz kendimiz bir şekilde yaşamın içerisinde kendimizi bulup yaşayabiliyorken ve bunu bir şekilde kendi varlığımızla anlamlandırmaya çalışıyorken bile ya gerçekten bütün bu olanlar öylesine ise? Öylesine “var” isek… Öylesine var olduysak? Bir anlamı yok mu yani bütün bunların? Ya yoksa? O zaman bir anlam arayışı içerisinde kendimizi ya da beklentilerimizi tatmin edebilecek şekilde var olup bu koca varoluşsal problemlerimize bir şekilde anlam yükleyebilecek miydik gerçekten? Mesela şu ana kadar yazmış olduklarım… Hadi bunları ele alalım, birisi için belki sadece koca bir laf kalabalığı ya da belki başka birisi için hayatının anlamını bulabilmesinde bir adım olacak yeni düşünceler doğurabilecek güzel bir ya da birkaç metin. Peki bu durum onları nihayetinde gerçekten sadece “öylesine” mi yapar? Öylesine olmak bile bir şey olmaktır. Ama öylesine olmak değildir.


 

“-* Söz, sükutla taçlanmıyorsa, yerlere düşüyor. Bir ruhtan çıkıp başka ruha değiyorsa, sözün anlamı var.”

Demişti Kemal Sayar “Her Şeyin Bir Anlamı Var” kitabında.  Yine aynı kitapta “Söz bir ruhtan çıkıp başka bir ruha değiyorsa sözün anlamı var” demişti. Ve bütün bu söyledikleri bir şekilde büyük anlamları olabilecek şeyler. Çünkü bir şekilde bunlar benim ruhuma ben bunları işitirken değiyordu zaten. 

Öylesine diye geçiştirmeye çalıştığımız şeyler gerçekten bizler için nedir? Ya da öylesine denen şey senin için nedir?

İnsanlar nasıl nefes almak, yemek yemek zorundaysa ben de yazmak zorundayım. İlk gençliğimde nelere ilgi duyduğumu görebilmek ve sevdiğim şeyi yapmak hoşuma gittiği için yazıyorum.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*

Kültür & Sanat Son Yazıları

Don Kişot’u Okumak

Miguel de Cervantes’in “aylak” okuyuculara sunduğu Don Kişot’un 400 yıl önce atını

Yazar ve Yazan

Hepinize tekrardan merhabalar. Bugün sizler ile ”yazar” ve ”yazan” arasındaki farktan bahsetmek
Git Yukarı