Röportaj: Fikri Karayel

Kültür & Sanat Kategorisinde Tarafından

Gideni tutmayıp yol vermeyi, bir nefes alıp dertleri göndermeyi; bazen yorulmayı, bazen biraz durulup nefes almayı ama bazı şeylerin nedenini kendimizde bulmayı ondan öğrendik… Evet, Fikri Karayel’den söz ediyoruz elbette. Yol şarkısıyla büyük bir çıkış yakalasa da Morg ve Trenler zamanından beri büyük bir hayran kitlesine sahip olan bu değerli müzisyenle samimi ve keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Eda Ö: 2 Şubat 1987, Kıbrıs doğumlusunuz. Çok küçük yaştan beri müzikle uğraşıyorsunuz. Söz yazarlığı, bestecilik ve müzisyenlik yapıyorsunuz. Sizinle ilgili diğer birçok bilgi de internette mevcut ama bunlara eklemek istediğiniz bir şey var mı sizi tanımamız açısından?

Fikri Karayel: İnternette yazan bilgilere ek olarak, artık İstanbul’da yaşıyorum. Şarkılar yazmaya devam ediyorum, yeni şarkılar ve yeni konserlerle hayranlarımın karşısına çıkmaya çalışıyorum.

Eda Ö: Şarkılarınızda sanki çok büyük mücadeleler vermiş ama en sonunda mecburen vazgeçmiş birinin yorgunluğu var. Size böylesi sözler yazdıran yorgunluklarınız var mı gerçekten? Başka bir deyişle “Yorgun Musunuz Çok?

Fikri Karayel: Aslında genel olarak öyle bir imaj sergilediğimi düşünmüyorum ama “Yorgunum Çok” şarkısının teması oydu. O şarkıyı yazdığım dönemde İstanbul’a gelmiştim ve “Yol” şarkısını kaydetmiştik ve belli başlı sıkıntılardan dolayı o şarkının ortaya çıkışı uzamıştı. Yeni bir şehirde yeni bir düzen kurmak zaten yeterince yorucu bir iş. Biraz da kırılgan bir dönemimdi ve o dönemde ortaya çıktı bu şarkı. Şunu söylemeliyim ki pes etmek hiç içimden gelmedi. Hiçbir noktada da pes etme duygusu taşımadım aslında. Sadece bir isyan vardı, onu da “yorgunum” diyerek anlatabildim sadece. “Yoruldum” demek geldi içimden onu yazarken. “Yoruldum, benden bu kadar” demek değildi asla.

Eda Ö: Biyokimya okuyup müziğe yönelmeniz bayağı ilginç olmuş. Bu cesaretli kararı nasıl aldınız ve bu süreçte nasıl reaksiyonlarla karşılaştınız? Özellikle toplum, çevre, aile baskısı var mıydı?

Fikri Karayel: Aile baskısı vardı. Baba tarafımdaki herkes akademisyen. Onlardan sürekli “Müzikle uğraşıyorsun hobi olarak ama esas işin ne olacak?” soruları gibi klasik “altın bilezik” olarak görülen meslek soruları geliyordu. Her genç, her çocuk gibi bu sorulara maruz kaldım tabii ben de. Suçlamıyorum kesinlikle çünkü biyokimya için de mutluyum. Çünkü sonuçta bir bilim dalı. Gerçeği aramakla, deneysel olmakla, referans verebilmekle, soru sormakla ve gerçekten emin olabilmekle alakalı bir disiplin. Bu disiplinin gerekliliklerini de hayatımın her yerine taşıdım. O yüzden bana birçok şey öğretti biyokimya. Dolayısıyla pişman değilim bu bölümü okumaktan ve hayatımın birçok yerinde de uygulama alanı bulabiliyorum. Müzik okumadığıma da pişman değilim. Biyokimyayla uğraşmayı seçmediğim için de pişman değilim keza. Olması gerektiği gibi olduğuna inanıyorum her şeyin.

Eda Ö: Şarkılarınızın lirikalitesi çok yüksek ve çok güçlü. İnsanlar, şarkı sözlerinizde kendilerinden birçok şey buluyorlar. Sizce müzikte sözlerin gücü mü daha önemli yoksa altyapı mı?

Fikri Karayel: Bence müziğin gücü daha fazla. Çünkü sözün tam olarak nasıl algılanacağını da o etkiliyor. Mesela bir film sahnesi düşünün, altta çalan bir müzik var ve söylenen o repliğin hangi duyguda algılanacağını etkileyen, perspektifi aslında değiştiren şey müzik.

Eda Ö: Birçoğumuz sizi “Yol” şarkısıyla tanırken aslında sizi daha önceden dinleyen büyük bir hayran kitleniz de vardı. Morg, Trenler, Hayal Edemezsin zamanlarından beri sizi dinleyen hayranlarınız, Yol‘un bu kadar popüler olmasıyla birlikte aslında tarzınızda değişiklik yapabileceğinize dair biraz endişeye kapıldılar. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz, sizin için şarkılarınızın tutması mı daha önemli yoksa müzikal çizginizden ödün vermemek mi?

Fikri Karayel: Belli bir müzikal çizgi tutturmaya çalışmıyorum aslında çünkü kendimi tek bir tarza ait hissetmiyorum. Benim için önemli olan sevdiğim müziği ve yaşadığım dönemi, o dönemde aktarabileceğim tarzda aktarmak ve bu nedenle yaptığım müziğin tarzı değişebilir. Ama tutsun diye yapılan müziğin belli bir kokusu var ve benim ona alerjim var. O yüzden tutsun diye müzik yapmaya inanmıyorum.

Eda Ö: Yol” yirmi milyondan fazla tıklandı. Birçok cover yapıldı. Gece kulüplerinde, yollarda, sokaklarda tabiri caizse her yerde çalınıyor. Peki “Yol” şarkısı sizin için aslında ne anlam ifade etti? Sizin sözleriniz zaten hep içtendi bütün şarkılarınızda. Bu şarkının sözleri neden bu denli insanlara dokundu?

Fikri Karayel: Sanırım duygu daha yoğundu o zaman, o şarkıyı yazarken. Özel hayatımla da alakalı birçok anlamda bir yola çıkma şarkısıydı o. Birçok şeyi bırakıp yeni bir yola girme ihtiyacı vardı gerçekten içimde ve bu uzun bir süre şarkı yazmadığım bir dönemin sonuydu. Sanırım yayı o kadar gerdik ki bıraktığımızda daha ileri gitti ok. Bayağı bir birikmişlik vardı orada, hepsi o şarkıda patlak verdi galiba. O yüzden daha büyük etki yarattığını sanıyorum.

Eda Ö: Zeynep Bastık’la devamlı iş birliği içindesiniz ve Yol’un bu denli tutulmasının belki bir sebebi de onun coverı olabilir. (Fikri Karayel: Tabii onun etkisi de çok büyük.) Yakında sizden başka bir şarkı, bir düet gelir mi?

Fikri Karayel: Olabilir, neden olmasın? O şimdi bir turneyle meşgul. Ben de bir şeylerle meşgulüm. Yine denk gelirsek olabilir.

Eda Ö: Daha önce birçok grupla çalışmış ve müziğe çok erken başlamışsınız. Şimdilerde kariyerinize solo devam etmenizin sebebi nedir?

Fikri Karayel: Yine etrafımda çok sevdiğim, güvendiğim müzisyenler var. Onlarla birlikte çalışıyorum. O anlamda solo değilim. Diğer anlamda da baştan beri soloyum. Çünkü şarkının son halini biraz hayal edip, kendi fikrimden ödün vermemek istiyorum sonuna kadar. Yaptığım iş beni barındırsın istiyorum. O anlamda da hep soloydum zaten.

Eda Ö: Ayşe Hatun Önal için yazdığınız “Efsane” şarkısı aslında biraz tarzınızdan uzak görünüyor. Bunca farklı tarzda böylesine başarılı sözler nasıl yazabiliyorsunuz ve Ayşe Hatun Önal’la çalışmak nasıl bir duyguydu?

Fikri Karayel: Ayşe’yle çalışmak harika bir şey ve zaten eskiden beridir dinlediğim, çok sevdiğim biri. Onun yaptığı tarzı ben çok cesur buluyorum ve uzun süredir dinlediğim bir sanatçı olduğu için belli bir persona vardı zaten aklımda. O yüzden o altyapı bana geldiğinde, “Bu kız ağzını açtığı an, ne çıkmalı ağzından?” diye düşündüğümde tanıdığım, bildiğim Ayşe’nin sözlerini hayal etmeye çalıştım o sözleri yazarken. (Eda Ö: Yani aslında sadece ona mı yazdınız o şarkıyı?) Onun için yazdım evet, onun sesini hayal ederek yazdım. Bir de bir efsane gibi dönsün istiyordum. Ona bir dua gibi yazdım.

Eda Ö: Son olarak “Bir Şey Var” şarkısında sorduğunuz o soruyu size sormak istiyoruz. İnsan kendinden kaçabilir mi sizce?

Fikri Karayel: Kaçamaz tabii ki. Ama insanın kendine hayrı dokunmayan noktaları varsa onlardan kaçmalı. O yüzden kendimizden kaçabileceğimiz yönlerimiz olabilir. Bazı noktalarda kendimizden kaçmak iyi geliyorsa kaçmamız lazım da. Fakat bu kararları kendimiz vermeliyiz. Hiçbir baskı altında olmadan ya da insanların beklentileri doğrultusunda değil. Özümüze sadık kalmayız.

Eda Ö: Sizin eklemek istediğiniz, söylemek istediğiniz bir şey var mı hayranlarınıza?

Fikri Karayel: Dinlediğiniz için teşekkür ederim, bu kadar güzel sorular soracak kadar. İnşallah gelecek şarkıları da beğenirsiniz, okurlarınıza selamlar gönderiyorum.

 

Bizler de değerli Fikri Karayel’e içten ve keyifli sohbeti, hat safhadaki tevazusu ve güleryüzü için çok teşekkür ederiz.

Vedayı kendisinin “Yol” şarkısıyla yapmak ister ve diğer şarkılarını da -henüz dinlemediyseniz- dinlemenizi kesinlikle tavsiye ederiz :

 

 

 

 

Başkent Üniversitesi İşletme bölümü öğrencisiyim. Kendimi bildim bileli yazılar yazıyor, 2012 senesinden beri aktif blog yazarlığı ile ilgileniyorum. İyi düzeyde İngilizce, orta düzeyde Fransızca biliyor; boş zamanlarımda seyahat ediyor ve müzikle uğraşıyorum.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*