Sıradışı Bir İnternet Dergisi

Röportaj – Şebnem Tuğçe Pala

Kültür & Sanat Kategorisinde Tarafından

Öncelikle, kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

Ben Şebnem Tuğçe Pala. 1988 yılında İzmir’de doğdum. Ege Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunuyum. Aynı zamanda üniversitede okurken Anadolu Üniversitesi açık öğretim programı altında Halka İlişkiler ve Tanıtım bölümünü bitirdim. Üniversitenin ikinci senesinde Erasmus Programıyla İtalya’daki Modena ve Reggio Email Üniversitesi’nde Avrupa Dilleri ve Kültürleri üzerine 6 ay boyunca eğitim gördüm. Daha sonra Almanya Hükümeti’nin bursu olan DAAD’I kazanarak 3. sınıfta Almanya’ya gittim ve yoğunlaştırılmış ileri seviye Almanca dil kurslarına katıldım. Böylelikle hem İtalyanca’nın hem de Almanca’nın yeterlilik sınavlarını geçtim. Üniversiteyi bitirdikten sonra bir alan değişikliği yapıp İngiltere’de Uluslararası Politik Ekonomi alanında Warwick Üniversitesi’nde ilk yüksek lisansımı tamamladım. Bir süre Londra’da çalıştım daha sonra İsviçre’ye gittim ve alanda iyice uzmanlaşmak adına ikinci yüksek lisansımı İnsani ve Sosyal Kalkınma alanı üzerine tamamladım. İsviçre’de bulunduğum süre zarfında da Uluslararası Çalışma Örgütü’nde Kenya’daki kırsal kalkınma üzerine bir projede yer aldım. Yüksek lisans programım bitmeden önce Lüksemburg’a taşınıp dünyanın en büyük finansal enstitüsü olan Avrupa Yatırım Bankası’nda çalışmaya başladım. Burada Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki yenilenebilir enerji, kırsal kalkınmayla alakalı çok büyük altyapı projelerinde çalışmaya başladım. Daha sonra Türkiye’ye döndüm ve kendi aile şirketimizde çalışmaya başladım. Orada uluslararası ticaretle ilgilendim. 2016 yılında Amerika’ya taşındıktan sonra Stanford Üniversitesi’nde Bilim ve Teknoloji Kamu Politikası üzerine dersler aldım. Daha önce çalışmış olduğum alan olan Kamu Politikası’yla Teknoloji İnovasyon alanlarını birleştirmeye karar verdim. Bu süreçte UC Berkeley’de Proje ve İş Yönetimi üzerine “fast-track mba” olarak tanımlayabileceğimiz bir programda okudum. Bu süre zarfında da bir sürü teknoloji start-up’ında çalıştım. Uzmanlığım sürdürülebilir ulaşım üzerine olduğu için elektrikli scooter üzerinde çalıştım. UC Berkeley’e bağlı sürdürülebilir ulaşım araştırma merkezinde kamu politikası üzerine araştırmalar yaptım. Ağustos ayından itibaren de Miami’deki REEF Technology firmasında çalışıyorum. Burada Enerji Politikaları Direktörüyüm, ve aynı zamanda şirketin devletteki yüzü olarak devletle şirket arasındaki bağı kuruyoruz.

Sizi şu anki konumunuza getiren şeyler nelerdir? Öğrencilik yıllarınızda neyi farklı yaptınız? Kişisel özellikler alanda devreye giriyor mu?

Tabii ki de kişisel özellikler her zaman için devreye giriyor çünkü girişken olmak gerekiyor ve yurt dışında çalışma olarak benim bir takım dezavantajlarım vardı. Şöyle ki, ben direkt devletle birebir çalıştığım ve bu alandaki mevzuatları takip ettiğim için genellikle bu alanda ya Amerika’da Kamu Politikası alanında eğitim görmüş kişiler veya Hukuk Diploması olan kişiler çalışıyor. Şu ana kadar benim alanımda çalışıp ana dili İngilizce olmayan birini görmedim. Ciddi Lobicilik aktiviteleri yapıldığı için dili çok iyi kullanmak gerekiyor. Müzakere yeteneğinin gelişmiş olması gerekiyor. Ve dediğim gibi girişken olmak gerekiyor çünkü benim alanımda çalışan biri beş yere başvurduysa benim yüz yere başvurmam gerekti çünkü burada okumadım ve büyümedim. Her şeyi kendim kurmak zorunda kaldım. Fırsatları iyi kovalamak gerekiyor. Ama her şeyden önce yılmamak gerektiğini düşünüyorum. En büyük başarı yılmamak ve inanmak. O tutkumuzu hiçbir zaman kaybetmemek. Bizim üniversitede öğretildiği gibi “Hep denedin. Hep yenildin. Olsun. Yine dene. Yine yenil. Daha iyi yenil” (Samuel Beckett). Yenilmekten de korkmamak gerekiyor. Yani bu işin sırrı pes etmemek.

Peki üniversiteden önceki öğrenim hayatınızda  bu bahsettiğiniz kişisel özellikleriniz avantaj sağladı mı size?

Genel olarak kişisel özelliklerimin şöyle bir avantajı oldu: Konuşmayı, iletişim kurmayı seven biriyim. İyi iletişim kurmayı severim. Aynı zamanda sıcak bir yapım var. Onlar da bana avantaj sağladı. Ama tabi ki her şey dezavantajıyla da geliyor. Mesela şu anda bile kendimde geliştirmek istediğim yön biraz daha agresif olmak, belki daha sert bir duruşumun olması. Çünkü çok arkadaş canlısı olunca da karşı taraf suistimal edebiliyor. Ya da size olan saygıyı kaybedebiliyor. Hep sıcak kanlıydım, hep arkadaş canlısıydım. Bir diğer kişisel özelliklerimin sağladığı avantaj da çok yönlü olmam oldu. Birçok işi bir arada götürebiliyorum. Ancak bu da çok fazla yorulmama sebep oluyor. Yorulmamın yanı sıra insanların da kafasını çalıştırıyor. Belki de tek bir noktaya odaklanmak, tek bir şirkette çalışmak en iyisi.

7 dil bilmenin şu anki konuma gelmenizde nasıl yardımcı oldu?

Sadece Türkçe bildiğimizi düşünelim. Sadece Türkçe kaynaklara ulaşabiliriz, sadece Türkçe bilen kişilerle iletişim kurabiliriz. Ama başka bir dil öğrendiğinde o dildeki kaynaklara da ulaşabiliyorsun. Daha fazla bilgiye ulaşma şansımız oluyor. Aynı zamanda bu arttıkça daha fazla bilgiye ulaşma şansın oluyor. Ve tabi ki de kişinin kendine olan güvenini de sağlamlaştırıyor. Örnek olarak İngilizce konuşulan yerlerde iyi bir şekilde kendini ifade ederken, İtalya’ya gittiğinde İtalyanca biliyorsan insanlar sana kendi ana dillerini konuştuğun için çok daha fazla sıcak yaklaşıyorlar. Bu da onlarla iletişim kurmanın, yakınlık kurmanın, hatta onlarla iş yaparken senin daha avantajlı konuma gelmene sebep oluyor. Bir de tabii ki de çok daha fazla bakış açısına sahip oluyorsun. Çok daha fazla kültürden bir şeyler öğrenebiliyorsun. Daha vizyon sahibi oluyorsun. Bu bağlamda dil bilmek dünyaya açılmanın ilk adımı diyebilirim çünkü her şey iletişimden geçiyor.

Covid-19 döneminde gençlere ne yapmalarını önerirsiniz?

Öncelikle korkmamak gerekiyor. Dediğim gibi dil öğrenmek çok önemli. Kendine de güvenmek gerekiyor. Hata tabi ki de yapılabilir. Ben de iş hayatımda olsun akademik hayatımda olsun bir sürü hata yaptım. Ama önemli olan ders almak ve eksik yönlerinizi bilip bunları geliştirmek. En önemli şey bence kişinin kendini tanıması ve hayatını buna göre şekillendirmesi.

 

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*

Kültür & Sanat Son Yazıları

Vertigo

Hayal kırıklıkları, bunalımlar, sanrılar ve travmalar üzerine bir film Vertigo. Merkezine, emekli

Ekran001-Gündem Notları

Eaomag dergisi için hazırlanan seri Ekran001'in televizyon ekranlarının perde arkasında olan bitenlere
Git Yukarı