Sıradışı Bir İnternet Dergisi

Tag archive

saygı

DİRENİŞ = KREUZBERG & 36 BOYS

Kültür & Sanat Kategorisinde Tarafından
Killa Hakan

Merhaba okurlarım, bu gün sizinle beraber ”Harbi Ghetto” Kruezberg hakkında konuşacağız. 36 Boys Çetesi, Türkler, Neo-n*z1ler, rap müzik vb. şeyleri size tanıtmaya çalışacağım. Bildiğiniz üzere, tüm herkesin konuştuğu şeyleri konuşmayacağım. Her yazıda olduğu gibi amacım, size farklı bir bakış açısı kazandırmak. Bu yazıyı yazmamın sebebi bu aralar çok fazla rap müzik dinlememe bağlayabilirim. Güzel müzik türleri böyle oluyor, dinledikçe içine dalıyorsun, kayboluyorsun. Lafı fazla uzatmadan geçelim:

HARBİ GHETTO KREUZBERG

Kreuzberg semti, Berlin’in ortasında yer alan, Berlin’i Berlin yapan kozmopolit; Türk kültürünün, rap müziğin ve hoşgörünün en önemli simgesi olarak tanımlayabiliriz. Kruezberg’in tarihine kısa bir yolculuk yapacak olursak, II. Dünya savaşından önce Yahudi Almanların ve Aşkenaz Yahudilerinin yaşadığı bir semtti. Yahudi dininden gelen iç disiplini, Almanların Prusya kültüründen gelen iş disiplini ile birleşince, gerçekten naif ve güzel bir yaşam alanı oluşturmuştu. Ne yazık ki II. Dünya Savaşı’nın başlaması ve aşırı sağcı, faşist N*z1 yönetiminin Yahudilere karşı olan kindar düşmanlığı, büyük bir kaosa dönüşmüştü. Pek çok Yahudi, ırkına ve toplumdaki yerine bakılmaksızın kurşuna dizildi, evleri kundaklandı, ailelerinden koparıldı ya da esir kamplarına gönderildi.

Savaşın bitimine doğru, Müttefik kuvvetlerin Berlin’e amansız bir saldırısından, zaten harabeye dönmüş olan Kreuzberg’de nasibini aldı. Müttefiklerin Berlin’de kontrolü sağlaması ile, savaş sonlandı. Berlin’deki İngiliz, Fransız, Amerikan askerlerinin yanında, Sovyet askerleri de bulunmaktaydı. Batı devletlerinin Alman yönetimini birleştirme isteğine karşı çıkmış ve Doğu Berlin’i kapsayacak şekilde Doğu Almanya Bölgesi’nde otoriter bir sosyalist&komünist rejim kurmak için çalışmalara başlamıştı. 1961’in sıcak bir ağustos yazında, bir gecede Doğu Almanların isteği ile Berlin Duvarı yapıldı. Duvarın Berlin’i bölmesi, Kreuzberg semtinin artık Berlin’in dışında, kenar mahalle durumuna düşmesi ile, iyice bakımsız kaldı.

Türkler’in Kreuzberg’e Gelişi

Almanların savaş yüzünden erimiş iş gücüne karşı bir alternatif düşünmesi gerekiyordu. Çareyi Türkiye’den işci ithal etmekte bulan Batı Alman yönetimi, projeyi başlattı: ”Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Türk Firmaları İşçilerinin İstisna Akdi Çerçevesinde İstihdamına İlişkin Anlaşma”

Anlaşmanın imzalanması ile büyük bir sağlık kontrolünden geçen Türk işciler, Almanya’ya gelmeye başladılar. Kreuzberg’e yerleşmeye başlayan Türk aileleri ”Memlekette bir tarla iki öküz parası çıkartırız, sonra da döneriz” fikri ile gece gündüz Alman fabrikalarında çalışmaya başladı. Böylelikle Türkler, yavaş yavaş Almanya’ya yerleşmeye başladılar.
Oradaki Türklerin dediğine göre, Batı Alman halkı çok hoşgörülü, iyi niyetli, sevecen ve misafirpervermiş. Bu yüzden Türk işçiler, bu yapılan iyiliklerin karşılığını vermek için daha da azimli, daha da sıkı çalışmaya başlamış. Berlin’in savaştan aldığı yaraları kapatmak, bu işçilerin görevi olmuş. Pek çok tarihi bina, Berlin’in yıkılan lehçesi, savaş yaralarını Türk işçiler sarmış. Yani bir nevi, ”Berlin’i savaştan sonra yeniden inşa edenler” Türklerdi diyebiliriz.

Rap ve Türk Çocukları

Rap müzik hepimizin bildiği gibi Amerikan Ghettolar’ında çıkmış bir müzik türü. Eh, malum Berlin’de de Müttefik kuvvetler var. Rap müzik dinleyen siyahi Amerikan askerleri bizim sokakta büyüyen Türk ve Alman çocuklarını bağırlarına basmış. Bizim çocuklarda onları çok sevmiş, haliyle dinledikleri müzikten de etkilenmişler… Yavaş yavaş rap kültürü, graffiti sanatı, Kreuzberg’e işlemeye başlamıştı.

36 BOYS

Türkiye’de sağcı solcu kavgalarının şiddetlenmesinin ardından, darbe yapıldı. Türk ailelerin tekrardan dönme umutları da maalesef son buldu. Üstüne üstlük, Türkiye’den Almanya’ya da ciddi bir şekilde politik göçler başladı. Bunlar yaşanırken Berlin Duvarı yıkıldı ve Almanya birleşti. İşte tüm işler ve olaylarda, burada başladı… ”Doğudan ipini koparan Kreuzberg’e Wilmesdorf’a Rummelsburg’a geldi. Rusu, Lehi, Romanyalısı, Arabı, Çerkezi, hepsi Berlin’e adeta akın ettiler.” diyor Kreuzberg sakinleri. Duvarın yıkılması ile Kreuzberg, tam da Berlin’in ortasına düştü.  Türkler, bulundukları işçi konumundan ve ”yabancı” tiplerinden dolayı, bir çok neo-n*z1 örgütler, farklı milletten çeteler ve sosyalist teröristler onları hedef aldı. Killa Hakan, ”Eğer biz kendimizi korumasaydık, bizi boğacaklardı” diyerek durumun ciddiyetini açıklamıştır. 36 BOYS’da (eski adı ile Şimşekler) tam bu zamanlarda kuruldu. Amaçları belliydi tabii, evleri bildikleri Kreuzberg’i korumak. Reis, Muci, Killa, Maxim, Soner, Fevzi, Migel, Tim Raue sadece çete üyelerinden bazılarıydı. Üstelik 36 BOYS sadece Türk gençlerini barındırmıyordu, çetenin içerisinde Hırvat, Çeçen, Arap, Alman, Leh, Macar gibi pek çok ırktan ve kültürden üyelerde bulunuyordu.

Çeteleşmenin büyümesi ile şiddetin boyutları da farklılaştı. Kreuzberg gençlerinin tabiri ile ”mahalle kavgası” artık sopaların, muştalar, baltaların ve satırların konuştuğu büyük sokak çatışmalarına neden oldu. Sadece Kreuzberg de ya da Wilmesdorf’da değildi bu kavgalar, tüm Berlin’e yayılmıştı. Tabii ki, tutumu, yönetimi, isyanları ile 36 BOYS direnişin bir simgesi oldu. Ayrılıkçı, aşırı sağcı çeteleri tek tek Kreuzberg’ten çıkardılar.  80’lerin sonuna doğru iyice büyüyen çete, Berlin’den Münih’e, Frankfurt’tan Hamburg’a kadar ismini duyurdu. Fevzi’nin tabiri ile ”Kreuzberg’i adeta döve döve temizledik.” ya da ”Çok büyük değildik, çocuktuk aslında. Sokaktaydık ve sokakta büyüdük. Dazlaklardan tutun da motorculara kadar hepsi ile mücadele ettik. Bu yolda arkadaşlarımızı da kaybettik, şehit verdik diyebiliriz.” şeklinde o günleri yansıtmıştır. Killa ise ”Arabamıza 36 yazıp diğer mahallelere girerdik. Kimse bir şey diyemezdi, çünkü 36 BOYS’un Berlin’deki gücünü biliyorlardı” açıklamalarında bulunmuştur.

Artık aşırı sağın etkisini Alman topraklarında yitirmesi ile, 36 BOYS yavaş yavaş sokaktaki direnişini, sanata, HipHop’a Rap Müziğe, graffitiye taşıdı. Killa Hakan, Massaka, Boe B, Islamic Force, hem Türk Rap camiasının temellerini atmış ayrıca Alman Rap’ine de büyük katkılar sağlamıştır. Kickboks’da Muci, Gastronomi ve Yemek’te Tim Raue, Rap Müzik’de de saydığım isimler; aslında bu dünyaya Aileye İnanmak, Sokağı Yaşamak, Her zaman iyiliği bulmanın mümkün olduğunu gösteren yegane isimlerdir. Anlatımları, hikayeleri, yaşamları ve tarzları da zaten hep bu saydığım durumların etrafında şekillenmiştir. 36 BOYS herkes tarafından farklı şekillerde, farklı tarzlarda ve farklı bakış açıları ile yazılabilir. Ama benim için bu Türk Gangsterler, Karanlıkta açan altın çiçeklerdir. Kötü bir çevrede büyümenin ya da yaşamanın aslında bir şansızlık değil de, çok büyük bir fırsat olduğunu gösteren kişilerdir 36 BOYS.

Evet okurlarım, bugünlük bu kadar. Size elimden geldiğince tanıtmaya çalıştım. Çok güzel resimlere de sahibim ama maalesef telif hakları yüzünden kullanamıyorum. Al Jazeera, ViBio, 140journos gibi yapımların da çektiği belgeselleri ve videoları öneririm. Başka bir yazıda buluşma dileği ile…

                                                                                               İLK KURAL SAYGI – KİLLA HAKAN 

 

Do Felsefesi

Yaşam Tarzı Kategorisinde Tarafından

“Yaşamınız doğduğunuz an değil yolunuzu seçtiğiniz an başlar.”

Devamını Oku

Git Yukarı