Sıradışı Bir İnternet Dergisi

Türkan Şoray: Gerçek Bir Sultan

Kültür & Sanat Kategorisinde Tarafından

Bundan sekiz yıl önce pek meşhur İzmir Enternasyonel Kitap Fuarı’nda o sıralar yeni çıkan kitabının imza sırasına girmiştim. Sayısız imza sırasına girdim ama hiç böylesine denk gelmemiştim. İnanır mısınız, en uzun kuyruk o sıraya ait değilmiş gibi heyecan dolu bir sessizlik hakimdi sırada. Topuklular üstünde altı buçuk saat kadar sıra beklememe değen bu asaletin sahibi Türkan Şoray’dı elbette.

Sinemam ve Ben’i imzalarken “Sizin filmlerinizle sinemaya aşık oldum. Bir gün ben de film çevireceğim,” dedikten sonra yüzüme bakıp “Melek yüzlüsün.” demişti sultan. Altmış yedi yaşında değilde kırklarındaydı sanki. Hala o müthiş enerji, dalga dalga yayılan asil bir yıldız ışığı, sultan olduğunun bilinci fakat üzerine bunu yapıştırmayışının verdiği zarif incelik, hala aynı güzellik hele de imzası niteliğindeki güzel gözleri hala aynı derin siyahlıkta.

KÖRPECİK BİR GENÇ IŞIK

Türkan Şoray’ın verdiği hemen her demeçte sanata olan koyu sevdasını hissetmek mümkündür. Kendisi de bunu dile getiriyor. Henüz ilkokul çağlarındayken çeşitli müsamerelerde şiir okuması, şarkı söylemesi için seçilen küçük Türkan’ın yüreğine sahne aşkı bu zamanlarda ekilmiş olsa gerek. Zaten hayatımızdaki neyi bütünüyle kontrol edebiliyoruz ki? Her şeyde kaderin parmağı az ya da çok bulunuyor.

Genç kızlık yıllarında dönemin şöhretlerinden Emel Yıldız’a komşu olmaları da kaderin bir ürünü olmalı. Türkan Şoray’ı sinemayla tanıştıran, sinemaya girmesini sağlayan ilk isimdir Emel Yıldız. Emel Yıldız, Türkan Şoray’ı sete götürmek ister ve 16 yaşlarında olan Türkan doğal güzelliği, sinemaya olan dizginsiz merakı, bastıramadığı çocuksuluğu, gönül deşen gözlerinin bakışlarıyla yönetmenlerin dikkatini çeker. Mahcup duruşun Yeşilçam sinemasının kadınlarında etiket gibi olduğunu bilirsiniz, çoğunluğunda yani. Türkan Şoray’da bu duruş öğretilmemiş, hazır halde vardı.

Sinemaya ilk adım attığı film Köyde Bir Kız Sevdim’dir. Türker İnanoğlu, Türkan Şoray’da körpe, gençlik taşan yetenek dolu ışığı görmüş, bizlere dört yapraklı yoncanın bambi gözlü güzelini, Türk sinemasına sultanını, dünyaya da dünyada en çok film çeviren kadın ödülünü alacak sinemanın değerli bir yıldızını sunmuştur.

BİNBİR KİMLİKTE AYNI KADIN

Türkan Şoray filminde oynadığı tüm yönetmenlerce kabiliyetli, güzel, şahane bulunmuştur. Bu nedenle ki köylü kızı olarak başladığı sinema yolculuğuna yüreklerimizde derin izler bırakan Sabiha (Vesikalı Yarim) , Sultan (Sultan) , Naciye (Sürtük) , Feride (Çalıkuşu), Çengi Naciye (Kadın Değil Başbelası), Melike (Bir Sevgi İstiyorum), Asya (Selvi Boylum Al Yazmalım) gibi farklı kimliklerle, uç rollerle karşımıza çıkmış, çıkarken de kamera karşısında devleşerek korkmamıştır.

Bu kadar farklı kişilere, farklı kadınlara hayat verirken hep aynı kadın kalmayı başarması da sultan oluşunun kanıtı değil midir? Yavruları için savaşan annedir, hırçındır, güzeldir, uysaldır, çekicidir, aşıktır, utangaçtır, fevkalade kadındır. Türkan Şoray sinemamızın kadın temsilinin her anlamda zirvesidir.

SON OLARAK…

Güzel sesli, güzel gözlü, güzel niyetli, tatlı dilli, güler yüzlü, asil…

Yaşamının her deminde hep Türkan Şoray kal sultanımız. Türkan isminin anlamı “koruyucu” ve “Türk prensesi” idir. Çocuklarını koruyan güçlü kadın, güçlü ana, bizlerin hala daha perdelerde aradığı sultan. Prenseslikten sultanlığa terfisinde her türlü cesareti göstermiş, çalıştığı insanların, seyircisinin sevgisini kazanmış güzel kadın.

Zülfü Livaneli’nin de dediği gibi: “Türkiye’nin yüzünü hiç kimse Türkan Şoray kadar simgeleyemedi.”

Yetmiş beşinci yaşında hiç kaybetmediğin letafet ve asaletinle her daim güzel bak. Yeşilçam’a ve sinemaya aşık EAO MAG ailesi olarak doğum gününü kutluyoruz…

Ege Üniversitesinde reklamcılık okuyorum. Edebiyat ve 16 yıldır uğraşmakta olduğum dövüş sanatları en büyük aşkım. Boş vakitlerimi yazmakta olduğum Cehennem Çiçeği adlı kitapla ve yabancı dil öğrenmekle geçiriyorum. İyi derecede İngilizce biliyorum.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*

Kültür & Sanat Son Yazıları

Don Kişot’u Okumak

Miguel de Cervantes’in “aylak” okuyuculara sunduğu Don Kişot’un 400 yıl önce atını

Yazar ve Yazan

Hepinize tekrardan merhabalar. Bugün sizler ile ”yazar” ve ”yazan” arasındaki farktan bahsetmek
Git Yukarı