Kendine Dürüst Olmak Üzerine: Canavarın Çağrısı

Kültür & Sanat Kategorisinde Tarafından

Her insan kendini samimi hisseder fakat ona ulaşmak zordur. Samimiyet, dürüstlük gerektirir ve dürüstlüğün en zor aşaması da kendine dürüst olmaktır. Aynı zamanda bu dürüstlüğün ilk aşamasıdır. Bu yüzden zor da olsa bazı şeylere kendimizden başlamamız gerekir. Sıkıca kapanmış kapıların anahtarlarını dışarıda bir yerde arayarak bize verilmiş olan zamanı boşa harcadığımızı ne zaman fark edeceğiz?

Bir insan dürüst olduğunu ne zaman fark eder? Ya da şöyle sorayım; bir insan kendine yalan söylediğini kolayca fark edebilir mi? Her insan yalan söyleme konusunda başarısız olduğunu savunur fakat her zaman en inandırıcı yalanları kendine söyler. Kişinin kendine çevirdiği yalan, onun için bir kaçış yoludur. Fakat bu yalan ne kadar inandırıcıysa, yolun sonunda karşınızda bulacağınız uçurum da bir o kadar derin olacaktır.

Patrick Ness’in elimizde tuttuğumuz bu romanı başarı ile yazabilmesinin nedeni samimiyetidir. Kitabın başında bu romanı yazmanın onun için ne ifade ettiğini dürüst bir şekilde dile getirmesi, kaleminin önünde duran duvarları yıkmak için yaptığı en önemli hamle. Ness, yazarken bu duvarları nasıl yıktıysa, bizler de okurken o şekilde kendi duvarlarımızdan kurtulmalıyız. Çünkü “Canavarın Çağrısı” kendinize dürüst olmadan okuyabileceğiniz bir eser değil. Eserin zor bir okuma tecrübesi sunduğunu söylemiyorum, aksine ancak dürüstlükle okunabilecek kadar basit bir roman. Satır aralarını okuyup alt metni keşfetmediğiniz sürece kendinizi bulamayacağınız, kendinizi bulamadığınız sürece de anlamını kavrayamayacağınız bir eser. Dürüstlükle başlanırsa, dürüstlükle bitecektir.

İnsan zordan kaçar. Karşısındaki zorluk ne olursa olsun, kaçmak savaşmaktan daha mantıklı bir seçenekse insan her zaman kaçar. Bu bir savunma mekanizmasıdır. Bu bir içgüdüdür. İnsanların içgüdüleri benzerdir, fakat cesaret gerektiren bir içgüdüde, çocuk her zaman bir adım öndedir. Bir yetişkine göre çocuk, kendi içini daha rahat görebilir ve keşfedebilir. Ve bir çocuğun içi, dışından büyüktür. Her çocuğun bir canavarı vardır. Yatağının altında değil, içinde saklanır.

“Canavarın Çağrısı” konusu üzerine çok konuşacağım bir eser değil. Bunun nedeni masallara benzemesi. Bir masal hakkında fazla konuşursanız, büyüsü bozulabilir. Büyülü bir dünyanın büyüsünü kaçırmak en tehlikeli eylemdir. İçindeki samimiyeti yakalamak için dürüst olup satırları arasında kaybolacağınız bir roman, “Canavarın Çağrısı”.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*