Sıradışı Bir İnternet Dergisi

Kozmetikte Hayvan Deneyleri

Yaşam Tarzı Kategorisinde Tarafından

Bir hayvanı ilk elden öldürmemek, alınan canın mesuliyetinden kaçmaya yeterli değil pek tabii.

Tamamen insan görselliğine dayalı olan kozmetik, tıbbi açıdan hiçbir gereklilik göstermediği gibi insanlığa ve bilime tümüyle faydasız ve bu gerçeğe rağmen, yalnızca daha güzel görünmek için yılda en az 150 milyon hayvan katlediliyor. Sadece Çin’de kozmetik ürünlerini test etmek için senede yaklaşık 300.000 hayvan denek olarak kullanılıyor. Bir grup insan daha hoş gözüksün diye tek bir ürün için ortalama 72 can alınıyor. Bu keyfi bir cinayettir ve karşı durulması gerekir.
Kozmetik reyonlarında dolaşırken ava çıkmaktan farksız bir eylem gerçekleştirdiğimizi hatırlamakta fayda var. Çünkü aldığımız bir ürünün hayvan testine tabi tutulmaması, bunun başka ülkelerde de aynı şekilde gerçekleştiği anlamına gelmiyor ne yazık ki. Yani aldığımız bir ürünün test edilmemiş olması ile yetinmek yerine, o ürünün hayvan deneylerinin zorunlu kılındığı Çin pazarında olup olmadığına da bakmak gerekiyor. Çin’deki kozmetik kuralları diyor ki: “Çin’de üretilmemiş ancak Çin’de satışa sunulacak kozmetik ürünlerinin hayvanlar üzerinde test edilmesi zorunludur.” Zira yerli ürünlerin içerik kontrolleri sağlanabiliyor fakat dışarıdan gelen ürünler için bu geçerli değil. Bu yasa cilt bakımı, makyaj, saç bakımı, güneş ürünleri, beyazlatma ürünleri, parfüm ve deodorantlarda geçerli.


Hayvan deneylerinde en sık kullanılan türler fareler, sıçanlar, tavşanlar, hamsterlar, köpekler, kediler, bıldırcınlar ve insan dışındaki primatlar yani maymunlar.
Kozmetik alanındaki hayvan deneyleri hayal edebileceğinizden daha acımasız. Örneğin, bir cilt kremi test etmek için, hayvanları tıraş etmek, ürünün konsantre bir dozunu cildine uygulamak ve birkaç gün boyunca tepkimesine izin vermek gerekiyor. Yaygın olarak uygulanan bir başka testte denek hayvanının belirli bir maddenin ne kadarına maruz kaldıktan sonra öldüğü ölçülüyor. Bu test sırasında hayvan ölene kadar aynı madde defalarca tıraşlanmış cildine uygulanıyor.
Başka bir testte kozmetik ürünlerin yutulması halinde sağlığa zarar verip vermeyeceğinin anlaşılması için deneylerde kullanılan hayvanlara zorla besleme testleri yapılıyor ve belli bir maddeden ne kadar tükettiğinde öldüğü hesaplanıyor.
Diğer bir örnekte, bir kozmetiğin gözlerimizle temas etmesi muhtemel ise test, lokal anestezi olmaksızın doğrudan hayvanların gözlerine uygulanmasından oluşuyor. Genellikle bu prosedürde tavşan kullanılıyor, çünkü gözyaşı salgılamıyor, bu nedenle tavşanın gözünden ürünü çıkarması imkansızlaşıyor. Acı içinde testten kaçmaya çalışırken bu tavşanların bir kısmı boyun ve omurgalarını kırarak ölüyor. Bu testler yaralanma ve travma ile sonuçlanıyor. Lezyonlar göz tahrişinden göz küresinin delinmesine kadar değişebiliyor.

Bu deneylerden tekrar tekrar hayatta kalan hayvanlar genellikle her durumda daha sonra öldürülüyor.Ama tabii kozmetik dünyası yalnızca zulümden ibaret değil. Cruelty-free yani hayvan dostu markalar da mevcut. Büyük Çin pazarı yerine, hiçbir rimelin bir canlının hayatından daha kıymetli olmadığının bilincinde olan tüketicileri seçen firmalar yok değil. Masum bir hayvanın, kapalı karanlık bir laboratuvarda kutudan çıkarılıp işkencelere maruz kalacağı günün beklemesine gönlü dayanamayanlar için üretim yapanlar kozmetik üreticileri de var. Bize düşen görev ise onları seçmek ve desteklemek, bu vahşete ortak olmamak ve çevremizi de ortak etmemek.

Bir markanın Cruelty- free olduğunu anlamak için üstüne PeTa, Leaping Bunny ya da CCF Rabit logolarını görmeniz gerekiyor. Bu markaları PeTa’nın kendi sitesinden de kontrol edebilirsiniz:  https://features.peta.org/cruelty-free-company-search/index.aspx


Not: Daha fazla empati yapmak isteyenler Jacqueline Traide isimli performans sanatçısının 2012’de LUSH markasıyla iş birliğini izleyebilir. https://www.youtube.com/watch?v=f4K9iSyj_lk

12 Mart 1996 Ankara doğumluyum. Şu an Marmara Üniversitesi Fransızca Öğretmenlik son sınıf öğrencisiyim. Bir taraftan ufak ufak yazıp diğer taraftan dillerle iç içe yaşıyorum.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*

Yaşam Tarzı Son Yazıları

Benim Çöplüğüm

Sahip olduğumuz şeylerin yerini doldurabilecek birkaç şey biliyorum, ait olduğumuz şeyler. Örneğin

Geçmişe Dönüş

Yazı yazmak hiç bilmediğimiz yerlerde hiç bilmediğimiz insanların kalbine dokunmak gibi. Bir

Kendime: Beni Sev ve Kabul Et

Merhaba kendim. Merhaba aynadaki aksim. Sevgili saçlarım, yüzüm, bedenim, kişiliğim… Hepinizden büyük
Git Yukarı