Mimarların ‘Mimarı’: Koca Sinan

Kültür & Sanat Kategorisinde Tarafından

Mimar Sinan denilince hemen hemen herkesin aklına ‘çıraklık, kalfalık, ustalık’ dönemi eserleri gelir. Okullara, caddelere, önemli alanlara adı verilen; yapılarının ders olarak işlendiği, hepimizin hayatının bir köşesinde mutlaka adından söz ettiren bu başarılı mimarın hayatını yakından inceleyen bir yazı ile sizlerleyim sevgili EAO MAG okuru.

“Yaptığın işi gönlünde hissedersen, ırmaklar çağlar içinde.”

Mimarların Mimarı Koca Sinan

Mimarlık dünyasının en önemli ve en çok bilinen mimarlarından olan Mimar Sinan (Abdulmennan oğlu Sinan ya da Sinanneddin Yusuf) hakkında aslında çok da fazla bilgi sahibi değiliz. Dönemin tarihçileri onunla alakalı çok fazla bilgi paylamamıştır. El yazmaları dışında pek bilgi yoktur.

Kayseri’nin Ağırnas Köyü’nde dünyaya geldiği bilinmektedir. I. Selim döneminde Anadolu’dan devşirilerek İstanbul’a getirilen Hıristiyan çocuklardan biri olduğu bilinmektedir.

Devşirme çocuklar yeteneklerine uygun bir zanaat ile uğraşıp tersane, gemi, inşaatlarda çalıştırılıyordu. Sinan ise asırlar boyu adından söz ettirilecek eserler bırakmadan önce ahşap ustası (neccar) olmayı tercih etmiştir. Atölye ve inşaatlarda tecrübe kazanmıştır. Neccarlık tecrübeleri ona mimarlık dünyasının girişinde pusula olmuştur.

I. Süleyman döneminde yeniçeri olan Mimar  Sinan birçok sefere katılmıştır. Bu seferler sırasındaki üstün mimari başarıları büyük eserler vereceği mimarlık hayatına yönelişi, askerlik hayatının da bitişi niteliğinde olmuştur.

İran seferi sırasında iki haftada üç tane kadırga yaparak sefer sonunda Yeniçeri Ocağı’nda önem arz eden Hasekilik rütbesine layık görülmüştür. Daha sonrasında Prut Nehri üzerine bataklık bir araziye kısa sürede inşaatı yapmasıyla  dönemin Mimarbaşı Acem Alisi’nin vefatı üzerine mimarbaşılığa getirilmiştir.

Osmanlı geleneklerinde mimarbaşı, Hassa Mimarlar Ocağı’ndan atandığından bir yeniçerinin mimarbaşı olması önemli bir ayrıcalıktır.

Mimarbaşı olmadan önce de seferler sırasında çeşitli yapıların onarımını ve seferlerden arta kalan zamanlarda da yeni yapıların tasarımını yapmıştır. Bunlardan bazıları;

  • Ebu Hanife ve Abdülkadir Geylani makamları ile Van Kale Camisi onarımı (Bağdat Seferi 1534-1536)
  • Fatih Üçbaş Mescidi tasarımı (İstanbul 1530)
  • Kumkapı Muhsine Hatun Mescidi tasarımı (İstanbul 1532)
  • Eski Kasımpaşa Camisi tasarımı (İstanbul 1533)

“Herkesin içinde doğru olana eğri bakan bir göz vardır.”

Herkes gibi devletin bünyesinde çalışan bir mimar olmanın yanı sıra saray mensubu kişiler haricinde çeşitli tüccarlar, asker sınıfı ve farklı kesimler için binalar yapmıştır. Saray mensupları haricinde, varlıklı aileler dahil gösterişten uzak yapılar yapılan bir dönemde tasarımsal olarak farklılıklar yaratıp, her kesimi memnun edecek fikirlere sahipti. Vezirler için medreseyi avluyla birleştirerek, şadırvanlı avlu etkisiyle diğer yapılardan farklı bir biçim ortaya koymuştur.

50 yıllık mimarbaşı olmasının hakkını sonuna kadar vermiş denilecek kadar eser sahibidir. Cami, medrese, saray, han, kervansaray, darüşşifa, imaret, türbe, köprü, tekke, sıbyan mektebi gibi 316 adet İstanbul’da olmak üzere 477 yapıyı Osmanlı’ya kazandırmıştır.

Bir mimar için en önemli şeylerden biri yapacağı eseri bulunduğu konumu en iyi kullanacak şekilde tasarlamasıdır. Yapılacak olan yapının nerede olduğu hiçbir mimara sorulmaz fakat o alana o yapının bir şekilde yakıştırılması beklenir. Mimar Sinan yapılarında da bunun oldukça iyi planlandığını görüyoruz.

İstanbul için Mimar Sinan’ın öneminden bahsedecek olursak kentte neredeyse elinin değmediği yer kalmamış, şehrin çoğu alanına imzasını atmış diyebiliriz. Daha öncesinde birçok devlete başkentlik yapmış İstanbul’a, tasarımlarıyla Türk Devleti’nin başkenti’ kimliğini de kazandırmıştır.

Sinan’ın, ibadet alanlarını ferah bir mekan, tek bir kubbe altında toplanmayı hedeflemiştir. Çalışmaları boyunca Ayasofya’yı eserlerindeki yenilikler için incelemeye devam etmiştir. Her eserinde farklı bir yenilik sunmuştur. Buna en önemli örnek Türk mimarisinde daha öncesinde estetik olarak kullanılan revakların ikincisin yapıp caminin kullanılan alanı olmasıdır.

“Şöyle bir kubbe yapıp Hristiyanların dillerini kessem, Batılıların bu iddiası beni helâk eder. Belki bütün Âlem-i İslâm’ı kederlendirir.”

Mimar Sinan’ın önemli bazı eserleri;

  • Şehzadebaşı Cami (İstanbul – Fatih)

Mimarların Mimarı Koca Sinan

  • Süleymaniye Cami (İstanbul – Fatih)

  • Selimiye Cami (Edirne – Merkez)

Mimarların Mimarı Koca Sinan

  • Mihrimah Sultan Cami (İstanbul – Üsküdar)

  • Pertev Mehmet Paşa Cami (Kocaeli – İzmit)

Mimarların Mimarı Koca Sinan

  • Kasımpaşa Cami (Bilecik – Bozüyük)

“Tıpkı bir pergelin sabit ayağı gibi kararlı oldum; pergelin diğer ayağı gibi başka diyarları gezmeye özendim. Her yüksek eyvandan bir köşe her viran tekkeden bir kırıntı belleyip İstanbul’a döndüm.”

Görsel kaynakça;

  • hurriyet.com.tr
  • bogazda.org
  • kulturportalı.gov.tr
  • uskudar.bel.tr
  • Yem Yayınları/ Mimar Sinan Neden Bir Tasarım Dehasıdır? Reha Günay

 

 

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*