Sıradışı Bir İnternet Dergisi

Başrolde Kadınların Olduğu Diziler

Kültür & Sanat Kategorisinde Tarafından

Hikayelerini kadın karakterler üzerinden anlatıp, alışılagelmiş iki boyutlu tiplemelerden uzak, özgün, çok yönlü kadınlar çizen dizilerden hoşlanıyorsanız göz atmanız gereken 7 dizi.

View this post on Instagram

#BLL2

A post shared by big little lies (@biglittlelies) on

Big Little Lies:

Oyuncu kadrosu bile izlemek için yeterli bir sebep: Nicole Kidman, Reese Witherspoon, Laura Dernley, Shailene Woodley ve Merly Streep. Senaryoda David E. Kelley ve kameranın arkasında Kanadalı yönetmen Jean-Marc Vallée. Avustralyalı Liane Moriarty’nin romanından uyarlanan Big Little Lies, Kaliforniya’daki zengin Monterey topluluğunda bir cinayete giden yolculuğu anlatıyor. Hikayenin özünde erkek şiddetini konu alan dizi, her biri zekice yorumlanan beş kadınla izleyiciyi hiciv komedisinden dokunaklı dramaya doğru sürüklüyor.

View this post on Instagram

Two weeks to go, yo. #OITNB

A post shared by Orange is the New Black (@oitnb) on

Orange is the New Black:

Orange Is the New Black, mahkumları anlatan fakat Prison Break, Rectify, ve özellikle de OZ dizilerinin sunduğu alışılagelmiş Amerikan hapishanesi vizyonundan daha farklı bir tür. Gerçek bir hikayeye dayanan Orange Is The New Black, bizi bir kadın koğuşu olan Litchfield’ın günlük hayatına davet ederek türü yeniden tanımlıyor. Cezaevinin kapıları banliyölerin küçük sarışınının klişesi olan Piper Chapman tarafından bize açılıyor. Gençliğinde yapmış olduğu bir hata nedeniyle 15 ay hapis cezasına çarptırılan Piper’ın tek kahraman olmayacağını hemen anlaşılıyor: komik ve dokunaklı durumlarla zengin ve farklı renklerde ikincil karakterlerle de tanışıyoruz, ve her birine çok bağlanıyoruz.

Dead to Me:

Two Broke Girls ile tanıdığımız Liz Feldman’ın yazdığı yeni bir Amerikan dizisi. Hikaye, kocasının trafik kazasını çözmek için her şeyi yapacak olan dul Jen’e odaklanıyor. Jen’e ise son zamanlarda trajik bir kayıp yaşayan iyimser, özgür ruhlu Judy eşlik ediyor. Jen ve Judy bir destek grubunda bir araya gelerek, çok kısa süre içerisinde karşıt kişilikleri rağmen arkadaş oluyorlar ve gizlenmesi gereken sırlar ortaya çıkıyor. Seyir zevki yüksek ve ikinci sezonu yolda olan bir dizi.

Sharp Object:

HBO’nun yaz dizisi, Sharp Objects, belirsiz, karamsar, psikolojik bir dizi fakat peş peşe gelen bölümlerden ziyade uzun bir film izlemiş hissi yaratıyor. Big Little Lies dizisinde kendi anlatım biçimini çok keskin bir biçimde yetleştiren Jean-Marc Vallée, Sharp Objects dizisinde de aynı teknikleri kullanıyor. Fakat dizi temelinde iki kadının yatıyor: Gillian Flynn dizinin uyarlandığı Gone Girl kitabının yazarı ve dizinin senaristi. İkinci önemli isim ise yapımcısı ve yardımcı senarist olan Marti Noxon, kendisini Dietland, UnReal, Glee, Grey’s Anatomy, Mad Men dizileriyle de tanıyoruz.
Hikaye Camille Preaker’in (Amy Adams) üzerinden ilerliyor, Amerikan polislerindeki alkolik erkek dedektif tiplemesine benzer bir kadın gazeteci Camille, annesi Adora (Patricia Clarkson) histerik ve çok zor bir karakter, ve sonra olarak da üvey kız kardeşi, genç Amma (Eliza Scanlen), yarı bilge yarı şeytani ergenin birbirleriyle ve kendileriyle verdikleri kavgayı anlatıyor dizi.

View this post on Instagram

#GLOW big or go home. June 23.

A post shared by GLOW (@glownetflix) on

Glow:

G.L.O.W., ismini ‘’Gorgeous Ladies of Wrestling’’, yani Amerikan kadın Güreş Ligi tarihinden almaktadır. İlk sezonu parıltılı mayolarda kadın dövüşü gösterisi yapan “GLOW” adlı televizyon şovunun yaratılma sürecini anlatıyor. 1980’lerde Los Angeles’ta geçen bu komedi, genç işsiz kadınları mükemmel sporcular olmak için işe alma ve yorucu güreş eğitimi üzerine odaklanıyor. Daha çok Ruth Wilder’ı (Alison Brie) izliyoruz, sadece figüran rollerinden bıkmış bir aktristi yani. 

2 Broke Girls:

2 Broke Girls Max ve Caroline hikayesini anlatıyor, Max hep garsonluk yapmış, geçim mücadelesi veren genç bir kadın, Caroline ise babası dolandırıcılıktan hapse girdikten sonra kendini Brooklyn’de bir restoranda çalışmak zorunda bulur. İkilinin yolları kesişir ve ortak bir hedef belirleyip ona doğru gitmeye çalışan maceralarını izleriz.

Bonus:

Sex and the City:

90’lar klasiği, efsan dizi Sex and the City, otuzlu yaşlarında dört seksi ve üst sınıfa mensup kadının hikayesi, birbirlerineden az ya da çok müstehcen ilişkisel ve samimi hikayelerini anlatıyor. Her bölüm kız kıza yapılan sohbetlerin sonunda gündeme gelen sorulara cevap arıyor. Klişe sayılabilecek yanları olsa bile eğlenceli bir dizi.

12 Mart 1996 Ankara doğumluyum. Şu an Marmara Üniversitesi Fransızca Öğretmenlik son sınıf öğrencisiyim. Bir taraftan ufak ufak yazıp diğer taraftan dillerle iç içe yaşıyorum.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*

Kültür & Sanat Son Yazıları

İnsan (Mıyız?)

Her akşam maçları izleyip rengi “farklı” olan iyi sporcuların adlarını bağırıp diğerine
Git Yukarı