Gece
Gündüz

Kemerleri Bağlayın, Gidiyoruz! Lüksün ve Gösterişin Şehri : Dubai

9 July 2018
yazdı
8 dk'lık okuma

Bir süredir ortalıkta yoktum…

Bunun yegane sebebi malumunuz yaz okulu ve yürütmeye çalıştığım projelerin bana sonuçtan ziyade devamlı olarak aksaklık vermesi oldu. Yaz aylarımın böyle geçeceğini bilsem Betüş Peri misali “Zamaaaaann geriye aksıııııııınnnnn!” diyerek kış aylarından çıkmazdım ya. Kış demişken aklıma geldi, sömestr tatilimin bir kısmını Birleşik Arap Emirlikleri’nde geçirmiştim. 4 günlük maceramın 3 günü Dubai’de 1 günü ise Abu Dhabi’de geçti. İnternette hani lüks arabalar, altın rengi Bugatti’ler, Ferrari’ler vs görüyorduk ya… Cadde başı bu tarz araç görmek isteyen arkadaşları biraz üzebilirim… Her neyse daha fazla girişi uzatmadan fıtı fıtı bir şekilde yazıma geçeyim.

BAE kimdir, nedir, ne değildir?

Öncelikle size Birleşik Arap Emirlikleri hakkında kısacık bir bilgilendirme yapayım. BAE, içerisinde 7 adet emirlik bulunduran ve her emirliğin kurallarını belirleyen 7 ayrı şeyhten oluşan bir ülkedir. Emirlikleri saymam gerekirse Abu Dhabi, Ajman, Sharjah, Dubai, Fujairah, Ras Al Khaimah ve Umm Al Quwain. Devlet sisteminden bahsetmem gerekirse BAE’nin başkenti olan Abu Dhabi’nin şeyhi diğer şeyhlerden daha üstün bir konumdadır ve yılın belirli aralıklarında bütün şeyhleri kentinde ağırlar. Abu Dhabi ve Dubai, bu emirlikler arasında rahatça gezebileceğiniz tek yer. Her şeyh, kendi emirliğine kendi görüşüne göre kural koyduğu için bu iki emirlik dışındaki diğerlerinde ortalığa sert bir şeriat rejimi hakimken, bu iki emirliğe biraz daha “light” bir şeriat hakim. Hazırsanız başlıyorum! Usta ver müziği, geri dönüşün kralı geliyor!

Bavullar toplandı, istikamet Dubai!

Ver mezdekeyi!  Led bir’ vele diştiri vela di seau diftiri! Çalsın davullar zurnalar, Arap yarımadasında medeniyetin beşiği, gösterişin başkenti Dubai’deyiz bu hafta!

Yaklaşık 5 saatlik bir uçak yolculuğu sonucunda Dubai havalimanına sabaha karşı vardım. Yol boyunca önüm ve arkam çocuk dolu olduğu için uykusuz bir gün beni bekliyordu. İstanbul’dan montla çıkıp Dubai’ye şortla indiğim bir Şubat sabahı benim için hiç de iyi başlamamıştı. Bu gereksiz detayları geçersek, ulaşımımızı sağlayan tur şirketi (neden yaptı bilmiyorum ama) bizi kahvaltıya bir Türk lokantasına götürdü. Türk dediğime bakmayın, dükkan adı Ottoman ama çalışan 1 Türk bile yok, öyle bir Türk lokantası yani. Sıcağın ortasında zorla içtiğim kaçak çaylar sonrası çok şükür tur şirketi otele götürme gibi bir zahmette bulundu ve ailecek tur ile gezip sürüneceğimize, kendimiz bir şeyler ayarlarız daha iyi dedikten sonra şehir turu yapan bir firma ile anlaştık. Gezi boyu gördüğüm yerleri aşağıda kronolojik bir sıra ile anlatacağım için biraz karışık olabilir. Önce şehir hakkında bilgi verip sonra turistik bir yazı yazmak isterdim fakat okurken ara ara bu bilgileri serpiştirmem daha keyifli bir okuma deneyimi sunacak bence.

Otelden bahsetmem gerekirse o an klima olması benim bu yazıda 10/10 olarak değerlendirmeme yetiyor fakat sizin için biraz daha detaylandırayım. Kaldığım otel Türkiye’de de şubesi olan Ramada Hotel zincirinden bir oteldi. Konum olarak hemen yakınlarında bir banka ve market var. Ayrıca dünyanın en büyük ikinci alışiveriş merkezine de yürüyerek 10 dakikalık bir mesafede. O zaman istikamet Emirates Mall!

Emirates Mall

Gittiğim dönem şansıma Dubai Alışveriş Festivali’ne denk geldiğim için hınca hınç kalabalığın arasında kaybolmamak için bir hayli uğraşmam gerekti…

Dünya’nın en büyük 2. alışveriş merkezi olan Emirates Mall’da yok yok. Dünyaca ünlü bütün markalar ve kocaman mağazaları, büyük elektronik marketler vesaire dışarıdan bakıldığında boyut dışında normal bir alışveriş merkezinden farkı yok diyorsanız YANILIYORSUNUZ!

Alışveriş merkezinin içinde kocaman bir kayak merkezi var! Camlarla kaplı kocaman bir bölme içerisinde karla kaplı, kayak ve snowboard yapabildiğiniz, eğitim alabildiğiniz, sizi iliklerinize kadar donduran bir kayak merkezi. Camın ardından şortla izlerken pek anlamıyorsunuz fakat içeri girer girmez kar montları ve bilimum sıcak tutacak kıyafetler ile çölün ortasında kayak keyfi sizleri bekliyor!

Dubai’nin meşhur fiyatlarından bahsetmemek de olmaz tabii. Dubai Şeyh’i Mohammed bin Rashid Al Maktoum, 1 Ocak 2018 itibari ile vergisiz emirliğe %5 gibi sembolik bir vergi getirerek, halkı tarafından biraz tepki ile karşılansa da fiyatlar bize kıyasla halen çok çok ucuz vaziyette. Yazının devamında fiyatlardan daha detaylı bahsedeceğim fakat şimdilik size elektronik alışverişlerindeki dağlar kadar olan farka bir örnek vereyim. Gittiğim dönemin kuru ile 2500 TL gibi bir fiyata Samsung S8+, JBL Extreme hoparlör ve 128 GB  harici hafıza kartı alabildim.

Dubai’de Bilinmesi Gerekenler: Bölüm 1

Dubai’de bize eşlik eden şoförümüz ve tur rehberimiz Prince’e buradan selamlar! Kendisinin bana bahsettiği bilgileri size aktaracağım.

Şaşırtıcı bir bilgi ile başlayayım, Dubai’nin 2.5 milyonluk nüfusunun yalnızca 100 binlik kısmını araplar oluşturuyor. Anlatmaya devam ederken zaten nedenini anlarsınız. Nüfusun büyük bir kısmını Filipinliler ve Pakistanlılar oluşturuyor. Prince, doğma büyüme Dubaili olan bir Pakistan vatandaşı. Anlattığına göre Arap vatandaşların inanılması güç ayrıcalıklara sahip olmasından dolayı sen Dubai’de doğup büyüsen bile Arap vatandaşlığına geçemiyorsun. Ayrıcalıklara birkaç örnek vermem gerekirse her hafta perşembe akşamı Dubai Şeyh’i tüm Arap vatandaşlarını sarayının önünde topluyor ve onların dertlerini, sıkıntılarını, isteklerini dinliyor. Basit bir örnekle çocuğunu çeşitli maddi imkansızlıklardan dolayı okutamayan vatandaşın çocuğuna ömür boyu eğitim bursu vermesi gibi ayrıcalıklar bunlara dahil. Bunun dışında eğer Dubai’de şirket açma gibi bir planınız var ise, üzgünüm ama dükkan açmak için bir Arap ortağa ihtiyacınız var. Şirketinizin %55’ini bir Arap yatırımcıya sattıktan sonra dilediğiniz gibi dükkan açabilirsiniz. Vatandaşının refahını düşünen bir şeyh kendisi özetle.

Dubai’nin tam ortasında kapı eşiğine benzeyen kocaman bir heykel var. Eşiğin bir kısmı bizim internette gördüğümüz Yeni Dubai iken, şehrin diğer kısmı ise Eski Dubai olarak adlandırılıyor. Eski Dubai’den kısaca bahsetmek gerekirse, maddi durumu yetersiz insanların yerleşip yaşadığı bir bölge olup, yaşayan insanlar genelde geçimlerini altın mücevher satışları ve saat kaçakçılığı ile sağlıyor. Kapalıçarşı’dan hallice pazarlarında istemediğiniz kadar altın ürünlerini bulabilirsiniz. Tabii sizi sokaktan çevirip “Dostum sana harika bir teklifim var, dükkanın arkasına gel!” diyip size replika saatleri orijinal diyerek satmaya çalışan insanlara kanmayın. Bir anda 700 $’dan 150$’a düşebilen bir pazarlık serüveninden bahsediyorum.  Neyse asıl konumuza dönelim.

Dubai’de sanılanın aksine her yerde öyle cirit atan lüks otomobiller, günde binlerce dolar kazanan dilenciler falan yok. Lüks araçlara sahip insanlar gün içinde normal araçları ile seyahat ederken, akşamları “Zenginler Sokağı” diye adlandırdığımız yerde kendilerine özel bir mahallede bu araçlarla dolaşıyorlar. Tabi zenginlerden kastım vale bahşişi olarak binlerce dolar bırakabilen bir zenginlikten bahsediyorum. Zaten öyle herkes kafasına göre giremiyor bu mahalleye. Turistik gezinin yasak olduğu, yalvar yakar belki 10 saniyeliğine görebileceğiniz bir yer burası. Gerçek anlamda toplumdan izole bir mahalle.

Prince’in bahsettikleri arasında en çok güldüğüm olay herhalde şuydu; bir caddede arabanızla trafik ışığında beklerken karşıdan karşıya geçmekte olan bir karşı cinsten hoşlandığınızı varsayalım. Birbirlerini beğenen bu 2 insan kur yapmak adına birbirine telefonlarını fırlatıyorlar. Akşam eve geldikten sonra da kendi numaralarını arayıp öyle görüşüyorlar. Size nasıl geldi bilmem ama ben bir hayli gülmüştüm buna.

 

Dubai’de şaşırdığım bir başka şey ise hırsızlığın hiç olmaması. Tüm yollarda kamera olduğu kadar cezai yaptırımın BAE’den sınır dışı edilmesi olduğu için insanlar böyle şeylere bulaşmıyorlar hiçbir şekilde. Yani, bütün değerli eşyalarınızı aracınızda bırakıp, hatta ve hatta aracınızın kapısını kilitlemeyip saatlerce gezip döndükten sonra her şeyin yerli yerinde olacağına emin olabilirsiniz. İsterseniz aracınızda uyuyun, yine problem değil.

 

The Dubai Mall

Yeter bu kadar genel kültür, daha fazla alışveriş zamanı!

Dünya’nın en büyük alışveriş merkezine hoş geldiniz!

Burj Khalifa manzaralı oturma yerleri, devasa havuzu ve gittikçe giden koridorları ile görkemli bir alışveriş cenneti, The Dubai Mall!

Açıkçası avm içini gezmek o kadar istemedim, markalar aynı, yalnızca büyük ve gösterişli o yüzden spesifik detaylara gireyim. Avm’nin havuzunda her akşam 19.00-21.00 arası  görkemli su gösterileri oluyor. Tabii görmesi ayrı bir eziyet, upuzun bir sıra sizi bekliyor öncelikle. Sırayı aştıktan sonra sizin gibi gösteriyi izlemek isteyen yüzlerce insan arasında sıkış tepiş yerinizi alıyorsunuz, fakat bütün bu eziyete kesinlikle değiyor. Bir de işin Burj Khalifa kısmı var ki ona özel ayırdığım bölümde uzunca bahsedeceğim için burada konuya girmiyorum. Bunların dışında en şaşırdığım şey, alışveriş merkezinden çıkmak için sıra beklemem olabilir. Taksiyle otele dönmek için tam 1 saat sıra bekledik. Gezmesine güzel ama beklemek her zaman daha yorucu olmuştur benim için.

https://www.youtube.com/watch?v=MoxxK-8MeWw

Dubai maceramın ilk bölümünü burada bitirmiş bulunmaktayım. Umarım okurken keyif almışsınızdır. İkinci bölümde daha büyük sürprizlere hazırlıklı olun!

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR