Sıradışı Bir İnternet Dergisi

Tag archive

#motivasyon

Spotify Listeleri : Dinginlik

Bunları da Dinle Kategorisinde Tarafından

Sevgili EAO MAG’da oluşturduğumuz yeni yazı serisi Spotify listelerinin ikinci yazısı ile karşınızdayım. Hepimizin kafamızı boşaltmak istediği anlar vardır. Hepimiz işin, okulun veya insan ilişkilerinin yoğun stresini farklı farklı yöntemlerle atarız. Ben müzikle atıyorum. Sizlerle de stres atmak ve kafanızı dinlemek için küçük bir playlist paylaşacağım. Umarım siz de seversiniz.

Devamını Oku

Kendini Bulmak: Adanmışlık

İçine Dön Kategorisinde Tarafından

2016 senesinde duyduğum bir kelime “Adanmışlık”. Anlamını elbette herkes gibi bende biliyordum ama bilmek yetmiyor, yaşamak gerekiyormuş. Belki siz de tanışırsınız bu kelime ile, belki sizin de yolculuk misafiriniz olur.

Siz de soruyor musunuz kendinize ben ne için yaşıyorum diye? Ben soruyorum. Sabahları ne için kalkıyorum ne için evimden işime gidiyorum diye soruyorum. Yıllardır kafamda bir kelime dönüyor. Adanmışlık. İşte bu o. Hayatın içinde kendini bulabildiğin her ne ise o.

İnsan kendini nasıl adar?  Yada kendini bir şeye adamak için neler yapar?

Her insanın bir hikayesi vardır. Bazı hikayelerin de adanmışlığı. Hikaye hayatın akışında gelişir ama adanmışlık bizimle. Önce sorgulamalı insan her geçen gün ben bugün kendim için ne yaptım diye sonra da nasıl yaptım diye. Çünkü vardığın yol değil yolculuktur önemli olan. Yolu sevemezsen varamazsın. Hikayenin sonunu yazabilmek için o yolu gitmelisin..

Her hikaye kolay yazılmadığı gibi her yol da kolay gidilmez. Önce dur diyecekler sana sonra engeller koyacaklar yoluna. Sen ise arkana bakmadan yürüyeceksin adanmışlığına. Yerinde saymak kitabında yazmayacak, inşallah kelimesini hiç duymamış sanacaksın kendini, düştüğünde bile bir dahaki düşmende nasıl kalkacağını düşüneceksin. Etraftaki sesleri değil yalnızca kalbinin ve aklının sesini duyacaksın.

Önce bir temel kuracaksın hikayene, o temeli sağlamlaştırdığına inandığın anda üzerine tuğlaları bir bir koyacaksın. Acele etmeden, yıkılmayacağından emin olarak. Hikayen bittiğinde nasıl görüneceğini bileceksin ama yolculuğun zorluklarının onu nasıl değiştireceğini de. Yoluna hepsini bilerek devam edeceksin. Hasarlara göğüs gereceksin çünkü bileceksin vardığın yere varan herkesin hasarlardan yapılmış yollardan geldiğini..

Yolculuk bu kadar zor iken basit şeylerden mutlu olmayı da bileceksin. Beton yığınlarının arasından filizlenen tohum gibi tutunacaksın hayata. Meydan okuyacaksın bir kere. Kaya gibi sert duracaksın, bileceksin çılgın dalgalar, hortumlar da gelse en fazla savrulacağını yıkılmayacağını. Adanmışlığını hayatın değil hayatını adanmışlığın yapacaksın. Öyle zamanımı ayırayım olmayacak mesele, gerekirse bükeceksin zamanı araya adanmışlığını koyacaksın..

En kısa yoldan anlatmak gerekirse adanmışlık insanın hayata gelme amacıdır ve bunu bulmaktaki yolculuktur önemli olan. Bu bir meslek, bir tutku bir duygu veya bir fikirde saklıdır. Saklı olanı çıkarmak, içimizde bulmak ve peşinden gitmek de bizim elimizdedir. Yaşamımız bizim tercihimiz ile başlamayan bir hikayedir ama bunu şekillendirmek bizim elimizdedir.

Her yazımı bitirirken dediğim gibi sevgi bizizdir bizim içimizdir. Her şey kendimizi sevmekle başlar, hayatımızı ve hayatımızda olanları sevmemiz ile devam eder. Bu yazım da hayatını bir amaca adayanlara ve her şeye rağmen gittiği yolu sevenlerin olsun..

Kimsin Sen?

Hayatı Yaşa Kategorisinde Tarafından

Kimsin sen?

İnsan kim olduğunu arayarak mı bulur?

Zaman akıp giderken, kendini ararken bulduğun sen. Kim ? Hangi çevrenin öğrettikleri?

Hayat neydi? Benim için bir hikaye yazabilmekti.

Bu öylesine bir hikaye ki sonunda mutluluk aramadan, durduğun limanda haykırarak dans edebilecek gücü kendinde görebilmek.

Hayat yaşadıklarımıza verdiğimiz tavırlardan ibaretken;

Güç mesela kim olduğumuzu aradığımız yolculukta bize en doğru yol göstericimiz.

Ve Güç;

Kimi için tüm zorluklara göğüs gererim demekken,

Kimi için de yeri geldiğinde güçsüzüm diyebilmekti. O zaman sorarım güçlüyüm dediğimizde hangi tavırdaki Güç?

Ben derim ki güçsüzüm diyebilme gücünü kendimizde bulmak.

Bazen öyle sağlam, yıkılmayan bir canlıya dönüşmeye çalışıyoruz ki unutuyoruz insan olduğumuzu, mesala kaçıyoruz kendimizden, hissettiklerimizden.

Sonra geçiyor yıllar ve ahh giden yıllar.

Sonra 80’lerinde bir bilim insanından en büyük pişmanlığının sevdiklerine daha fazla zaman ayırmadığı oluyor. Ki aynı insan 20’lerinde vaktim yok diyor.

Belki de zorlamamak gerekir, insan olmayı gözümüzde büyütmemek.

Reflekslerimizle yaşasak,  iki satır edebiyatla buluruz benliğimizi.

Tam olarak bu evet..

Jorge Luis BORGES’in dediği gibi

“Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya, 

İkincisinde, daha çok hata yapardım. 

Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım. 

Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar,..”

Kim bilir belki de doğanın yansıması olduğumuzu unutmadan bir ömür geçirmemiz gerekir.

Haykırarak gülmek, hıçkırarak ağlamak yani her anı en olması gerektiği gibi yaşayabilmek.

Yeri geldiğinde soluksuzca koşmak, yeri geldiğinde yıldızların altında geceyi devirmek.

Ve bilsen de yıldızların kaymadığını, bir yıldız kaydığında en derinden bir dilek dilemek..

İşte insan da hayat da bu.

Gece ve Gündüz.

“…Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu. 

Farkında mısınız bilmem. Yaşam budur zaten. 

Anlar, sadece anlar. Siz de anı yaşayın.”

Git Yukarı