Gece
Gündüz

Hahoe Köyü’ne Yolculuk

29 August 2020
yazdı
7 dk'lık okuma

Güney Kore’nin baş döndüren güzellikleri, renkli hanbokları (Kore geleneksel kıyafeti) ve yüzyıllar öncesinin mimarisini koruyan geleneksel evleri (Hanok) ile modern dünyanın insanlarını tarihin ilgi çekici anılarını yaşamaya sevk eden büyülü bir geleneksel şehir, Andong.

Güney Kore’de, Gyeongsangbuk-do eyaletinde, özellikle “Andong Hahoe Village” olarak bilinen ve geleneksel maske sanatlarının günümüze aktığı, Güney Kore’nin üç krallığının yaşanmışlıklarının adım adım dokunduğu bir köyden bahsedeceğim size. Bir vadi içerisinde kendine yer bulmuş, dağların nehirler ile buluştuğu ve kiraz çiçekleri arasında sizi türlü güzel duygular ve hayallere taşıyan köy…

Genel olarak Güney Kore’de geleneksel yaşamların sergilendiği bu gibi köyler şehir merkezlerinden uzak olsa da hem yerli hem de yabancı turistlerin ilgisini çektiği için, Güney Kore’nin herhangi bir şehrinden bu bölgelere tren ya da otobüs ile seyahat etmek oldukça kolay ve ucuz. Ben kendi seyahatimde Seul Gangnam Express Otobüs Terminali’nden otobüs ile ulaşmayı tercih etmiştim. Otobüs ya da tren yolculuğu hiç fark etmez, yol boyunca size eşsiz bir doğa eşliğinde, hele de nisan ayının başlarında gidiyorsanız üzerinize kar gibi yağan kiraz çiçeklerini de seyrederek yolculuğunuzu keyifle tamamlamanız mümkün. Andong’a ulaştığınızda otobüs terminalinden Hahoe Köyü’ne direkt olarak giden araçlar mevcut ve ulaşım yaklaşık 30-40 dakika sürüyor. Hahoe Köyü’ne ulaştığınızda ilk olarak sizi nasıl bir manzara karşılayacak emin olamaz iken, girişte yer alan geleneksel restoranlar, hediye dükkânlarında satılan ürünler, afişler ve bilgi panoları bildiğiniz dünyadan çok da farklı ve eğlenceli bir yere adım attığınızı hissettiriyor adeta. Sol tarafınızda dağlar, sağ tarafınızda ise sizi karşılayan nehir ile başlıyor turunuz. U şeklinde bir mimarisi olsa da nereden giderseniz gidin tüm köyü rahatlıkla dolaşmanız mümkün.

Hahoe Köyü 2010 yılında UNESCO Dünya Mirası listesine girmiş, özellikle Kore dizi ve film endüstrisinde geleneksel yapısı ve izole edilmiş doğası nedeniyle de pek çok tarihi konuları içeren yapımlarda ilk akla gelen dizi/film seti olarak öne çıkmış. 2019-2020 yılında çok ilgi gören ve Kore’nin çarpıklaşan siyasi sistemini bir zombi istilası ile anlatan “Kingdom” isimli dizinin de pek çok sahnesi bu köyde çekilmiş. Köy denilmesine bakmayın, oldukça büyük ve geniş bir alana yayılmış mimarisi, küçük sokak ve caddeleri, turist ilgi noktaları ve pek çok ayrıntısı ile aslında bir tüm günü bu yere ayırmanız gerekiyor ki doğanın, mimarinin, gökyüzünün ve yaşadığınız anın keyfini doya doya çıkarabilesiniz. Hele de Hahoe Köyü’ne ait Dans Festivali ve haftanın belirli zamanlarda gerçekleştirilen maske dansı gösterilerini yakalarsanız eminim ki bu dans ruhunuzu alıp götürecek ve hiç ayrılmak istemeyeceğiniz bir deneyimin içerisinde bulacaksınız kendinizi.

Aslında Hahoe Köyü Kore Krallığının Goryo Döneminde kurulmuş bir yerleşim birimi. Diğer köylerden farklı olarak kast sisteminin biraz daha yumuşadığı, devletin yüksek kademelerinde çalışan soylu aileler ile tarım ve çiftçilik ile uğraşan halkın bir arada yaşadığı nadir köylerden bir tanesi. Sokaklar arasında yürüdüğünüzde yine de evlerin kapıları, avluları, odaları ve süslemeleri ile soylular ve çiftçileri birbirlerinden ayıran sınırı net bir şekilde görmeniz mümkün. Yerel halk daha çok nehir kenarları ile tarlalar etrafında yerleşmiş iken soylular köyün merkezinde yerleşmiş bulunmakta. Köyün eteklerinde yer alan tarım arazileri çok yakındaki nehir sayesinde verimli bir alana dönüştürülmüş ve özellikle nehir üzerinde seyahat, ticaret ve balıkçılık gibi faaliyetlerin de gelişmesini sağlamış. Yani her yerde olduğu gibi suyun yaşama dokunuşu toprağın bereketini ve insanların refahını Hahoe Köyü’nde de arttırmayı başarabilmiş.

 

Zaten Nakdong Nehri olarak bilinen bu nehrin etrafında bir U şeklini aldığı için isim de “Ha-Nehir” “Hoe-Dönüş” anlamı taşıyan geleneksel karakterler ile isimlendirilmiş ve “su ile etrafı sarılmış” anlamına gelen bu ismi taşımaya başlamış. Bir yandan ise Hwasan Dağı ile Taebaek Dağları’nın çevrelediği bu köyde, özellikle Kore’nin Joseon Döneminde Konfüçyüs alimleri başta olmak üzere devletin yüksek kademelerinde hizmet etmiş pek çok alim, bilim insanı, filozof, politikacı ve devlet erkanı yetişmiş. En çok bilinen ise Ryu Hanedanlığı ki bu hanedanlık üyeleri hala yaşamlarını Hahoe Köyü’nde sürdürmekte. Köyün bir diğer etkileyici özelliği ise turist kalabalığı arasında insanların gündelik yaşamlarına devam ediyor olmaları ve yerli halkın çoğunun geleneksel yaşantıya saygı duyarak yaşamlarını modern yapılardan ve giyim tarzından etkilenmeden sürdürmeleri.

Arzu eden turistlerin de bu geleneksel dokuyu hissedebilmeleri için pek çok hanok, otel olarak da hizmet vermekte. Benim yapmış olduğum seyahat günü birlik olduğu için otel deneyimim olmadı ancak diğer geleneksel otellerdeki tecrübelerime dayanarak Hahoe Köyü’nde bu deneyimin nefes kesici ve haz verici olacağını düşünüyorum. Hele de şehir gürültüsünden, kalabalığından uzak, sakin ve rahat bir güne gözlerini açmak isteyenlerin yatıya kalmalarını öneriyorum.

Hahoe Köyü’ne seyahat etmek isteyenlerin mutlaka tecrübe etmesini önerdiğim bir diğer aktivite ise geleneksel maske dansı performansı… Eski bir Kore tiyatrosunda, geleneksel Kore kıyafetlerinin renkleri içerisine daldırılmış bir müzikal gösteri… Yaklaşık bir saat süren bu gösteride karakterler genellikle bilge büyükbaba, kötü üvey anne, keşiş, masum genç kız ve sarhoş bir adamdan oluşuyor. Her birinin maskesi kendi karakterlerini yansıtırken maskelerin tasarımından “iyi-kötü” karakterleri anlayabiliyorsunuz. Özellikle yelpazenin de bir aksesuar olarak kullanıldığı Kore’de bu dansa eşlik eden “yelpaze oyunları” sahneden gözünüzü alamamanıza neden oluyor. Bu büyüleyici deneyimin ardından Andong Hahoe Maske Müzesi içerisinde Kore tarihinde maske ve maske sanatlarını konu alan mini bir sergiyi gezebilir, kendinize ve sevdiklerinize ise dans gösterisinde kullanılan maskeler ve karakterlerin kuklalarından edinebilirsiniz.

Hahoe Köyü Kore’nin geleneksel ruhunu tadabileceğiniz, kendinizi tarihin geriye akışına, eşsiz doğaya ve geleneksel tatlara bırakabileceğiniz ender rotalardan bir tanesi. Arzu ederseniz köy içerisinde ya da girişinde yer alan restoranlar, kafeler ve çayhanelerde dinlenebilir, özel mülke ait olmayan, avlusuna ve içerisine girebileceğiniz hanoklarda sırtınızı bahçede tüm tarihe tanıklık etmiş ulu bir çam ağacına yaslayıp gökyüzünün tadını çıkarabilirsiniz. Benim seyahat etmek isteyenlere önerim özellikle nisan ayında kiraz çiçeklerinin açtığı zaman bu deneyimi yaşamanız ancak hem maske festivalinin sonbaharda olması hem de Kore bitki örtüsünün sonbaharda eşsiz ve pastoral renklere bürünen ağaçlarıyla ayrı bir keyif vermesi neticesinde ekim – kasım ayları da seyahat için değerlendirilebilir. Ancak bu seyahatin çoğunlukla açık havada geçiyor olması, Kore’nin de yazın sıcak ve nemli, kışın ise çok soğuk olması nedeniyle bu mevsimlerde seyahat etmek biraz zorlayıcı olabilir. Sıcaktan bunalmadan ya da soğukta kat kat giyinip ağır hissetmeden büyük bir fiziki ve manevi hafiflikle bu deneyimi yaşamak isteyenler için nisan, mayıs ile eylül, ekim, kasım ayları naçizane önerimdir.

Türk kültüründe olduğu gibi Kore’de de ulu bir ağacın dallarına dilek dilemek oldukça sık yapılan bir ritüeldir. Samshin Tanrıça’sına (doğum ve kaderin tanrıçası) ait olduğuna inanılan 600 yıllık Zelkova ağacının etrafında üç tur atarak dileğinizi yazdığınız bir kağıt ya da bez parçasını ağacın dallarına asabilir, Mansongjeong Çam Ağacı Ormanı’nı (Ryu Unyong köyü enerjileri köyden kovmak için 10.000 tane çam ağacı dikmiştir) gezebilir ve Byongdae uçurumunda esen serin rüzgarın tadını çıkarabilirsiniz. Yeşil ile mavinin buluştuğu bu yerde köyün panoramik görüntüsünü seyre dalabilirsiniz. Nakdong Nehri’nde tekne turları yapabilir, köyün içerisinde olmasa da Bongjeongsa Tapınağı’nda Budist rahiplerin dini ritüelleri arasında taş kuleler yaparak dileklerde bulunabilirsiniz.

Andong ve özellikle Hahoe Köyü Kore’nin geleneksel dokusunu tüm benliğinizde hissedeceğiniz eşsiz yerleşim yerlerinden birisi. Ruhunuzu dinlendiren, zihninizi rahatlatan ve ayrıca büyük keyif veren bir tecrübe olacağına inanıyorum. Hepimizin bu hayatta taktığı pek çok maske var. Hahoe Köyü’nde maske dansını izlerken bizi sıkan, boğan ve yaşamımızı tıkadığını düşündüğümüz tüm maskelerimizi çıkarabilmemiz dileklerimle…

 

 

 

Ayşe Köse

I have graduated from Ege University Bioengineering Department. Currently, I am a postdoctoral researcher at KU Leuven Belgium. Because of my work, I have lived in Korea for some time. The time spent in Korea made me fall in love with Korean Culture. I have started learning Korean at King Sejong Institute in Turkey. As a writer and editor, my main passion on my articles are Korean culture, sustainable fashion, classical art, biological arts, movie critiques, yoga and meditation.

Yorum Yap

Your email address will not be published.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR