Sıradışı Bir İnternet Dergisi

Felsefe Nerede, Nasıl, Neden Doğdu ? Bölüm 1

Felsefi Kategorisinde Tarafından

Geleneksel olarak felsefenin MÖ. 6 yüzyıl dolaylarında bugünkü İzmir ile Gökova körfezi arasında (Aşağı-yukarı bugünkü İzmir ve Aydın illeri ile karşılarındaki adalarda) kalan kıyı bölgesi Iyonya’da başladığı kabul edilir ama bu konudan önce, gelin felsefe kelimesinin anlamını inceleyelim.

Felsefenin sözcük anlamı “Yunanca: φιλοσοφία,  “philosophia” yani  philo: “sevmek” anlamı taşıyor. Sophia ise bilgelik, ilim, hikmet demektir. ;Philosophia da: “bilgelik sevgisi” veya “hikmet arayışı” demek oluyor.

Ama burada asıl merak ettiğim konu, felsefenin neden Antik Yunan’da doğduğu. Neden “Mısır, Mezopotamya, vb.” gibi gelişmiş medeniyetlerde değil de Yunanistan’da doğdu? Onları düşünmeye iten etkenler nelerdi? “Matematik, Astronomi, Geometri” gibi konularda Mısır ve Mezopotamya gibi medeniyetler çok daha ileri bilgi ve becerilere sahiptiler ama neden Antik Yunan bu medeniyetler arasından sıyrılarak birden aydınlanma yaşadı? Gelin hep beraber öğrenelim.

*Burada sormamız gereken ilk soru “Antik Yunan’da olan fakat diğer medeniyetlerde olmayan neydi ?”

  • Antik Yunan toplumu  üç büyük kabileden oluşuyordu. Bu oluşumlar sırasıyla “Eolialılar” (köylü sınıfı olarak adlandırılabilir) “Dorialılar” (ülkenin güneyinde yaşayan askerleri oluşturduğu kabile, Spartalılar bu kabilden sayılıyorlar) ve sonuncu olarak “İyonyalılar” denizcilik ve ticaretle geçimini sağlayan boş zamana sahip, zengin bir sınıf mevcuttu. Üç tarafı denizlerle kaplı Antik Yunan’da bu zengin sınıf, denizcilik ve ticaretle uğraştıklarından dolayı; Mısır, Mezopotamya vb. ülkelerden gelen çeşitli tüccarlar ile iletişim kurarak fikir alışverişi yapma imkanlarına sahiptiler. (Doğu Medeniyetleri çok sesli düşünce ortamı geliştirebilmek için Antik Yunan’ın sahip olduğu jeopolitik avantaja sahip değildi.)
  • Eolialılar ve Dorialılar ya da diğer toplumlar “bilgiyi” gündelik ihtiyaçlarını karşılamak için kullanıyorlardı. Fakat (Zengin ve Meraklı) İyonyalılar ticaret ve denizcilik sayesinden etkileşeme geçiyorlardı. Boş zamanlarını ise bu bilgileri düşünmeye ayırdılar. Ama burada ki en önemli detay, bu bilgiler hiçbir fayda gözetmeden öğreniyor olmalarıydı. Bir süre sonra keşfedecekleri şey ise öğrenebildikleri oldu. Yani ilk defa gündelik ihtiyaçlar dışında bir konuya merak duydular. Sadece düşünerek, herhangi bir konuda fikir yürütebildiklerini fark ettiler. Sonrasında ise “Neden? Nasıl? Niye?” diye sormaya ve sorgulamaya başladılar. 
  •     Güçlü ve merkezi bir devlet olmadığı için siyasi düzeni daha küçük yönetim birimleri sağlıyordu. Bu tip yönetim birimlerinden biri şehir devletleri yani Polisler idi. Polisler oligarşi ile yönetilmekteydi. İyonya hükümetini idare eden, güçlü kişilerden oluşan gruplar vardı. İyonya halkı (kadınlar, köleler ve yabancılar hariç) fikirlerini kamuoyuna sunma ve tartışma özgürlüğüne sahiptiler. Buna karşın Doğu uygarlıklarında çoğulcu ve demokratik olmayan; merkezi otorite ile yönetilen bir devlet yapılanması mevcuttu.  
  • İnançlarına gelecek olursak bir çoğunuz bildiği gibi çok tanrılı bir din anlayışı vardı. Antropomorjik Yunan dinini Homeros gibi şairler yaratmıştı. Bu inanç sisteminde teşkilatlanmış din adamları sınıfı, kutsal kitabı yoktur. Bu da temel bir çerçevenin olmamasına, dolayısıyla da dinsel yapıya ilişkin tüm düşüncelere açık olmasına ve onlardan etkilenmesine yol açmıştır. Böylelikle ilk filozoflar yerleşik inanç sistemini eleştirerek, doğayı doğaüstü güçlerle açıklamayı reddettiler. Varlığa ilişkin sorulara rasyonel yanıtlar vermeye çalıştılar.

Böyle bir ideal ortam oluşmasının ardından, felsefenin İyonya’da doğmasına şaşırmamak gerek. Ellerine geçen bu büyük imkanlar Iyonya’nın en büyük şansı oldu. Lakin bu başarıyı tek başına Yunanistan akdetmemek gerek. Mısır ve Mezopotamya gibi antik medeniyetlerin de etkisi küçümsenemeyecek kadar fazla miktarda.

Felsefe bence ilk doğduğunda bir kase su gibiydi. Zamanla Düşünürler o kasenin içerisine damla damla fikirlerini kattılar. Şuan nasıl diye sorarsanız; bir okyanustan farksız, yeni oluşan bir dünya gibi diyebilirim. Hala büyüyor durmaksızın ve bir çok insan o okyanustan besleniyor. Hakikati, kendisini, nedenleri, nasılları arıyor. Ne de olsa sonsuz bilgi havuzunda her türlü bilgi mevcut lakin bulabilirseniz…  

kapak resmi    resim 1    resim 2

 

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*

Felsefi Son Yazıları

Öteki Taraf’ın Felsefesi

Görüp görebileceğiniz en keyifli kurgulardan biri olan The Good Place, güldürürken düşündüren

Anlaşılmaya Mecburuz

Boşlukları güzellikle doldurmak mıdır; doğanın taklidi mi yoksa toplum için yapılan bir
Git Yukarı