Sıradışı Bir İnternet Dergisi

Ekran001-Şiddet Manzaraları

Yaşam Tarzı Kategorisinde Tarafından

Uzun aradan sonra yeniden gözlemlerim ve ben karşınızdayız sevgili Eaomag sakinleri. Ekran001 bu sezon dolu dolu geçecek gibi gözüküyor.  Yeni gelenler için hemen söyleyeyim, ekran eleştirileri ve yorum köşem Ekran001 sizlerle…

Başlıktan da anlaşıldığı üzere kanayan yaramız şiddet, evlerde olduğu gibi ekranlarda da hız kesmeden devam ediyor. Yeni sezona ve önceki sezona şöyle bir baktığımda şiddetin dozu giderek artıyor ve geriye gidiyoruz. Senaristler giderek daha acımasız hikayeler yazıyor, şiddet farkındalığı adı altında şiddet normalleştiriliyor.. Ve üzerine reytingler gösteriyor ki halk bunları seviyor. Ne acıdır ki o izlenenler ne bir farkındalık ne de kurgu. Hepsi olağan olaylar, gerçeğin ta kendileri. Kendi gerçeğimizi ne zaman doğru anlatmayı becerebileceğiz?

Çok acı olan başka bir detay ise tüm bu şiddet senaryolarını yazanların bir kısmının da kadın olması. Ne kadar acıdır ki bir kadın olarak kadın şiddetine göz yumulan ve izleyiciye allayıp pullayıp sunulan diziler yazmak. Bilirsiniz ben bu köşede isim vermeyi sevmem ama bu sefer bu isimleri bağıra bağıra yazacağım buraya.

Camdaki Kız. Gülseren Budayıcıoğlu tarafından kaleme alınan aynı adlı romandan uyarlanmış dizi. Dilim varmıyor artık içimden bu dizi ile ilgili çok şey söylemek geçiyor ama bir türlü doğru kelimeleri bulamıyorum ama başlangıç olarak korkunç diyeceğim. Cinsellik takıntısı olan bir anne, zavallı kukla olmuş, cinsel hayattan korkan bir kız ve başına gelenler. Önce bekaret kontrolü yapıldı eleştirildi çok eleştirildi, yapmayın dendi. Sonrasında anneyi kızına işkence yaparken şiddet uygularken izledik. Sevdiği adamı öptü diye.. Linç edildi yeniden linç edildi.. En sonunda bu anne, evlenen kızının ilk gecesini dürbünle izledi. Evet yanlış duymadınız DÜRBÜN ile. Neden? Neden bu kadar dozunu artırdınız şiddetin? Neden göstere göstere anlatmayı seçtiniz? Hepsi bir yana sadece soruyorum bu dizide yer alan herkese sözüm kendinize saygınız var mı? Belli ki hiç olmamış.. Bari seyirciye olsaydı.

Bir başka şiddet dozu aşmış dizi Uzak Şehrin Masalı. Daha ilk bölümü yayınlanmış olmasına rağmen beni çok rahatsız etti, gördüğüm kadarıyla benimle birlikte rahatsız olan kitle hayli fazla. Yıl olmuş 2021 hala bir koca eşini aldatıyor üzerine aldattığı kadından çocuk yapıyor sonra da senden boşanacağım sözünü duyunca eşini dövüyor. Ne kadar modern (!) bir dizi gerçekten. Bu senaryoları yazana da bu senaryolarda oynayana da destek verip izleyene de benim saygım yok sizi bilemem…

Fark edersiniz ki yazıyı renkli hazırlamak gelmedi içimden o nedenle tüm görselleri siyah beyaz seçtim. Toplumu renklendirmek , ışık tutmak, insanı insana insanca anlatmak varken inatla karanlığa sürükleme çabaları bunlar.. Bu yersiz, fütursuz çabaya alet olan herkes şiddeti uygulayan kadar suçludur. İleriye gitmemiz gerekirken geriye gidiyor oluşumuz da şiddeti yayma çabası içerisinde olanlar yüzünden.. Bir hikayeye bakarım ne anlatıyor diye, bir senaryoya bakarım kurgu mu yoksa gerçeği gerçekle anlatıyor mu diye bir de senariste bakarım bu senaryoyu yazan hangi kafa ile yazmış diye.. Bunları yazanlar kimmiş neden yazıyormuş diye bakıyorum ve elim boş dönüyorum. “Ben Türk dizisi izlemem” denebiliyorsa , her Türk yapımı diziye önyargılı yaklaşılıyorsa sebebi sizsiniz. Tez zamanda sektörden ayıklanmanız dileğiyle..

Tabii burada suçlu yalnızca senaristler değil. Yapımcısı, oyuncusu, izleyeni herkes suçlu. Bu “aşk şiddeti” yayılımına sebep olan herkes suçlu. Çünkü eğer aşk denen bir şey varsa can yakar fakat en fazla gözyaşı akıtır, kan değil..

Her yazımı bitirirken diyorum ya sevgi parolası diye. O parola hep olmalı hayatımızda çünkü sevgi ile yapılan hiç bir şey kararmaz, karanlığa teslim de olmaz. Bu sektörün sıkıntısı işte tam da bu. Sevgi yok, saygı yok yalnızca paradan kalpler, paradan kalemler ve paradan roller var.. Etrafınızı kaplayan banknotları biraz uzaklaştırıp gözünüze hayatı görecek yer açtığınız zaman düzelecek elbet..

Her zaman Sevgiyle…

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*

Yaşam Tarzı Son Yazıları

Cahilliğin Sefaleti

Ekonomik buhranla birlikte birçok sosyolojik sorunda artış gözlenmekte. Örneğin zaten had safhada

Anksiyete

Düşünmekten başımın çatladığı her yeni yarına artık karnım tokmuş gibi hissediyorum. Sanki

Sürreal Yaşamlar

Bir önceki yazım da hemen hemen aynı konu üzerine idi ancak sosyal

NE ARIYORSUNUZ? (Cevaplar)

İnsanlar, farkında olmadan ömürleri boyunca çeşitli cevapların yolunda koşarlar. Peki, siz hangi

SAYGI

Hepimiz bize saygı duyulmasını bekleriz. Saygı, insanlar için önemli bir kavramdır fakat
Git Yukarı