Sıradışı Bir İnternet Dergisi

Tag archive

star tv

Ekran001- Dizi ve Oyuncu Markalaması

Kültür & Sanat Kategorisinde Tarafından

Yeniden Ekran001 serisinde buluşmaktayız sevgili Eaomag okuyucuları. Umarım iyisinizdir. Bu haftaki yazıda daha önce değinmediğim bir konuya değineceğim. Dizi sektörüne reklam ve tanıtım üzerine kurulmuş bir sektör diyebiliriz. Dizi ve oyunculara marka diyemeyiz fakat isimler her zaman birer marka olabilir.  İsim bir marka için her şey demektir. Nasıl kimsenin anlamadığı, duymadığı bir kelime bir isim marka olamazsa bana kalırsa oyuncular ve diziler de böyle. Neden sadece dizi diyorum çünkü genelde oyuncular oynadıkları filmlerle, tiyatro oyunları ile değil dizilerle anılırlar. Bir dizi, bir oyuncu ne kadar çok duyulursa o kadar çok markalaşır ve büyür. Nasıl ki çok tutmuş bir dizi en başta doğru pazarlamanın ve doğru yapılan bir işin (senaryo yazımı, oyunculuk, yönetmenlik,..) eseri ise tanınmış bir oyuncu da hem yeteneğin hem çalışkanlığın hem de kendini kitlesine doğru tanıtmasının sonucunda başarılı olur ve ismi marka haline gelir. Hepimizin duyduğu bir takım söylemler vardır; “O varsa izlerim!” , “O diziye kim girse izlenir!”, ” O dizi kaç sezon sürerse sürsün izlerim!” , “Bu dizide bu adam oynamalı!” gibi. Aslında hepsi seyircinin duyduğu ismi tanımasından ve o isme karşı duyduğu güven sayesinde. İşte marka olmak da böyle bir şey.

İsmin yapıtaşını oluşturduğu bu düzende tek başına isim yeterli değil tabii ki. Önemli olan diğer unsurlar ise kendini doğru tanıtabilme, hedef kitleyi iyi tanımak ve beklentilerine karşılık verebilmek. Nasıl ki markalar faaliyetleri için müşteri kitlesini ve beklentilerini doğru analiz etmeye çalışıyorsa diziler ve oyuncular da izleyicisini analiz etmeli. Fakat bazen bu analizlerden genellikle biz ne versek izlerler sonucu çıkıyor. Fakat doğru olan yalnızca beklentileri karşılamak değil, beklenenlerin üzerine çıkabilmek ve hep yeniyi bulmaya çalışmak. İzleyici veya hedef kitle bir format izliyor diye hep aynı formatta proje üretmek bir noktadan sonra işe yaramaz. Nasıl ki her marka kendini rakipleriyle rekabet edebilmek için güncelliyorsa dizi sektörü de böyle yapmalı. Bu sorun sektörün en temel sorunlarından birisi. Diğer bir sorun ise kariyer yönetememe. Bir çok oyuncu mesleğine başlarken proje seçimleri ile kendine bir imaj yaratır. Bu imaj bazen ciddiye alınır bazen de alınmaz. Genellikle kariyerini yalnızca para kazanmak için kuran ve seçim yapmadan gelen tüm teklifleri kabul eden oyuncular başarısız bir imaj oluşturur. Proje seçimlerinde titiz davranan ve kaliteli iş peşinde olan mesleğini seven oyuncular ise idealist bir imaj çizer. Bu durum seyircilerine de mutlaka yansır. Çünkü imaj, beraberinde güveni getirir. Tam da bu noktada oyuncu isimleri birer markaya dönüşür, beraberinde dizilerinin imajını da şekillendirir.

Yani anlayacağınız imaj da çok önemli kilit bir nokta sevgili okuyucu. Benim merak ettiğim ve anlamak istediğim bir nokta var oda oyuncuları doğru menajerler mi yönlendiriyor? Y ada nasıl yönlendiriliyorlar veya bazı oyuncular da hiç menajerine danışmadan teklifi kabul mu ediyor? Neden soruyorum çünkü çok ilginç kariyer yönetimlerine şahit oluyorum ve her geçen gün daha çok şaşırıp sektörü anlamaya çalışıyorum. Bir kaç oyuncu var ki yaz dizilerinden başka dizilerde göremediğimiz kimi oyuncu var düşük reytingli diziye sonradan dahil olan yada sürekli dram dizisi seçip insanları kedere boğan.. Para kazanayım derdinden bulduğu her diziye giren ve erken finali kaçınılmaz olan oyuncularımız da yok değil. Ya da ben her şeye stratejik gözle bakıyorum bilemiyorum. Fakat bakılmadığı zaman ortaya ciddiye almayan bir seyirci grubu çıkıyor, acımasız eleştiriler de cabası.. Bana diyeceksiniz ki kolay mı bu sektör.. Elbette ki değil fakat dizi ihracatında dünyada ilk sıralarda olan bir ülkede olduğumuza göre dikkat edilse güzel olur sanki.

Bana göre utanç duyulması gereken ve imajı son derece kötü etkileyen başka bir konu ise dizilerdeki cinsiyetçilik, toplumsal dayatmalar, baskı altındaki kadınlar.. Bizim gibi bir ülkenin başarılı olduğu dizilerinin böyle anılması doğru mu? Kadına şiddet uygulayan erkek karakterler, töre cinayetleri, bekaret kontrolü gibi tarifi mümkün olmayan çirkinlikteki bu konular hala işlenmeye neden devam ediliyor? Daha da önemlisi bunların yapılmasına en başta yapımcılar neden müdahil oluyor? Her yıl fuarlarda gösterilen, yurt dışı satışları sayesinde sezonlar boyu devam eden işler neden böyle konular içeriyor, neden yaratıcı değiliz? İşin kötüsü böyle projelerde oynamayı kabul eden oyuncular nelere sebep olacaklarının farkında değil.. Kitlenize böyle dizileri layık görüyorsanız orasını bilemem. Amacınız böyle konularla farkındalıksa eğer zaten çok yanlış yerdesiniz. Ama diyorsanız ki ben ismimin lekelenmesinden hoşlanıyorum bir oyuncu olarak marka değerimi düşürmek hoşuma gidiyor, diziyi de umursamıyorum ben parama bakarım, buyurun o zaman sahne sizin.. Hatırlatayım saygı alınan bir eşya değil, kazanılan bir statü..

Yazımı bitirirken bana soracak olursanız doğru dizi markalaması hikayenin izleyicisini ne kadar kazandığıdır. Yani bence en önemli unsur hikayedir. Hikaye aslında bir beklentidir. İzleyici hem kendi hayatından hem de ulaşmak isteyip ulaşamadığı hayatlardan kesitler görmek ister fakat hiç tanımadığı bilmediği hayatlar değil. Oyuncu içinse seçtiği projeler imajın büyük kısmını oluşturur. Çünkü oyunculuk zaten içinden bir karakter çıkarmak, yaratmak, kendinden katmak değil midir? Yada insanı insana insanca anlatmak? İşte bu yüzden değerleri olan, insanlığa bir şeyler katan karakterler çok kıymetli onları oynayan oyuncular ve oluşturdukları güvene dayalı imaj da. Anlatmak belki kolay ama ders vermek çok daha kıymetli ve zordur. Hele ki verilen ders toplum nezdinde yer buluyorsa.. Ama asıl mesele iyi insan olmak. Oyuncu iyi insan olmalı, empati kurabilmeli, duyguları yoğun yaşayabilmeli bize de aktarabilmeli.

Çok konuştum, elbette ki işin ehli değilim fakat bu konular hakkında konuşmayı çok seviyorum ve biliyorsunuz ki bu seri bunun için var. Hep söylerim sevgi diye. İçinden sevgi geçen, geçirilebilen her şey güzeldir. Bu her işte böyle. Sevgiyle kalmak sözü bu nedenle çok hoşuma gidiyor, hep de böyle bitirmek istiyorum yazdığım yazıları.

Dünya kalbinde sevgi barındıran insanlar hatırına döner ve sevgi yapılan her işi güzelleştirir, en güzel imaj da insan da içinde sevgi olandır. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere!

Ekran001-Gündem Notları

Kültür & Sanat Kategorisinde Tarafından

Uzun bir aradan sonra Ekran001 serisinde yine birlikteyiz sevgili EAOMAG okurları. Gündeme dair konularım birikir birikmez hemen oturdum başına.. Bilmeyenler varsa diye bu köşede ekrana dair olup biten ne varsa hep beraber konuşuyoruz.. Bakalım bu hafta neler konuşacağız..

Malum yaz geldi. Haliyle televizyon ekranlarında yaz dizileri sezonu açılmış oldu. Buraya arkadaşlarımla kumsalda çektirdiğimiz fotoğrafı bıraktım bu vesileyle.. Çünkü yaz demek benim için arkadaşlık dostluk kardeşlik demek. Çünkü yaz geldiğinde hep en eski dostlarımı görürüm. Fakat televizyon ekranı pek öyle değil. Nerede o eski yaz akşamları.. Bu yaz da hep holding, entrika efendim bir takım şapşal asistan klişesi dozu alacağız belli. Ara sıcak olarak da üzerine  zengin kız fakir oğlan ektik mi oldu mu size yaz dizisi.. Peki ne zaman değişir bu devir.. Ne zaman eski dostlar bir araya gelmiş temalı dostluk ve arkadaşlık içeren entrikanın e si olmayan bir iş izleyeceğiz? Yaz demek samimiyet, sıcaklık değil midir mesela? Ben bunu projelerde arıyorum ama o terkedilmiş ve üzerinde de oynanmayan yapaylığı görünce üzülüyorum..

Bir başka can sıkıntım mafya dizileri.. Sürekli insanlar birbirlerini vuruyor, insanlar kaçırılıyor, şiddetin bini bin para.. Bir kere olur iki kere olur sürekli neden oluyor? Bunca kötülüğün içinde televizyonu açtığımızda birilerini öldürmek için yaşayan insanlar görmeyelim.. Yapacaklar madem ,kadınlardan harem kurmuş dizi karakterlerini güzel göstermesinler mesela.. Kadının namusu adı altında yapılan psikolojik şiddeti de görmeyelim değil mi? Ne bileyim töre dizilerini bir süre izlemeyelim. İnsanlar izliyor diye tutmuş dizi konseptleri tekrarlanmasın..

Dizi izleyicisi olup yorumlarınızı sosyal medyada yazmayı seviyorsanız eğer diziler ile ilgili çıkan haberleri de görüyorsunuzdur. Bu haberler ne yazık ki ara ara can sıkıcı olabiliyor. Yalan haber de çıkabiliyor dizi ile ilgili ipucu (spoiler) da verilebiliyor. Ne yazık ki bunlar izleyicinin heyecanının kaybolmasına sebep oluyor dolayısı ile ekibin emeği boşa gitmiş oluyor. Benim bildiğim etik aynı etik, bir gazeteci bunu yapınca etik çerçevesi içerisine mi giriyor? Aslında etiğin ne olduğunu düşünmesi gereken gazeteciler değil onlara bu bilgileri verenler.. Peki dizisi ile ilgili bilgi sızdırılan yapımcılar, senaristler, oyuncular bu durumdan hoşnut mu? Bu konular bana göre tartışmaya açık olmasa da anladığım üzere dizide ne olacağını söylemek bir gazeteci yazınca etik olabiliyormuş ve bizim bunu tartışmamamız gerekiyormuş. Yorum sizin..

Sosyal medyada rastladığım beni bir hayli üzen ve sinirlendiren bir olaydan da bahsedeceğim. Ünlü bir şarkıcı ile ünlü bir oyuncu birlikteliklerini sosyal medyadan ilan ettiler. Ediş o ediş oldu linçler durulmadı. Ne ünlü şarkıcı hanımefendinin geçmişi kaldı ne de oyuncu beyefendinin. Kim diyenler olacak ben köşemde isim vermeyi tercih etmiyorum çünkü zaten anlayan anlıyor ve polemiklerden de kaçınmış oluyorum. Bu ünlü şarkıcı hanımefendinin geçmiş ilişkisi ile beyefendinin geçmiş ilişkileri mi kıyaslanmadı, günlerce Twitter gündem listelerinde mi kalmadılar neler neler.. Okuyayım dedim aklıma mantığıma sığmayacak yorumlar.. İkisini de seversiniz sevmezsiniz anlarım kimseyi sevmek zorunda elbette ki değiliz ama klavye başından hakarete varan ifa

deler yazmak bir suç biliyorsunuz değil mi? Bu arada beyefendi oynadığı dizi karakterinden bağımsız birisi umarım bir gün bu fark edilir.. Çok sevilen ve benimsenen bir dizi karakterinin aşkından yola çıkarak karakteri canlandıran beyefendinin aynı aşkı yaşayacağını düşünmek hangi kafanın eseridir bilinmez.. Arkadaşlar şu konuda anlaşalım herkes istediği kişiye aşık olabiliyor bu seçilebilen bir şey değil ne yazık ki. Ve onlar da insan, bunları okuyup üzülüyorlar işin kötüsü bu insanların aileleri var.. Umarım artık hayatınızı tanıdığınızı sandığınız tanınmış insanlara hakaretler etmekle geçirmezsiniz sevgili seyirciler..

Ve gelelim “body shaming” meselesine. Efendim artık kadınların vücutlarını rahat bırakır mısınız? Sevgili magazin basını deyim yerinde ise kadın bedeni üzerinden eleştiri yapmanın bağımlısı olmuş durumda. Yaz aylarında bikinili resim veren kadın ekran yüzlerini neden rahat bırakmıyorsunuz? Kilo almış vermiş bunları konuşmak, vücutlarının her bölgesinin kare kare sosyal medya hesaplarımızda dolaşması beni çok rahatsız ediyor. Ben ünlü olmayan birisi olarak bu durumdan rahatsızlık duyuyorum fotoğrafları boy boy çekilen hanımefendilere sabır diliyorum. Yapmayın ne olur. İncitici yorum yazan muhabirler ne olur bir kere düşünsün kendilerine yapıldığını.. Ve o haberleri görüp üzerine bir tekme daha vuran ve vücut eleştirisi yapan sosyal medya kullanıcıları da düşünürse çok sevinirim..

 

Bende huy olmuş genelde yazılarımı sevgi ve saygı dileyerek bitirmek. Özellikle ekran köşesinde buna çok fazla ihtiyaç duyuyorum. Unutulmasın ki sanatçı toplumu aydınlatır, ve çoğunlukla da toplumdan beslenir.. Hatalarımızdan, yaşayışımızdan  üzüntülerimizden ve sosyal medya sayesinde yazdıklarımızdan.. İşte bu yüzden nasıl bir toplum olursak bizim içimizden çıkacak sanat da bize benzer, bizimle şekil alır. Yani en azından ben böyle düşünüyorum.

Yepyeni konularla gündemlerle hep görüşeceğiz ama birbirimizi sevmeyi ve saygı duymayı unutmayalım. Ve unutmayalım ki yazdıklarımız ağzımızdan imkanımız olsa zaten çıkacak olanlardır.. Sevgiyle ve saygıyla..

Ekran001- Neler oluyor?

Kültür & Sanat Kategorisinde Tarafından

Ekran001 serisi ile tekrardan merhabalar sevgili EAOMAG okurları. Umarım bu seriyi özlemişsinizdir. Şu sıralar hepimiz evlerimize kapandık ve günümüzün büyük bir kısmını yine televizyon alıyor. Bakalım neler oluyor..

Devamını Oku

Hayat Dersleri Öğretmeni : Akif Erdem

Kültür & Sanat Kategorisinde Tarafından

Yazı, “Öğretmen” dizisi hakkında spoiler içermektedir.

Merhaba sevgili EAOMAG okurları, sizleri  inanılmaz bir öğretmenle tanıştıracağım. Devamını Oku

Ekran001 – Dijital mi, TV mi?

Kültür & Sanat Kategorisinde Tarafından

Evet sevgili EAOMAG okurları, yine Ekran001 ile beraberiz! 2021’e adım attığımız şu zamanlarda yepyeni işler kapıdayken bir konuya açıklık getirelim. TV mi dijital mi? Görür görmez dijital diyeceğinizden emin gibiyim. Hatta eminim, fakat birlikte bir algıyı yıkalım da isterim. Olaya bambaşka pencerelerden bakalım, gelin. Öncelikle, yazımda bahsettiğim her konu ülkemiz sınırları içerisinde. Türk televizyonları ve yine Türk dijital dizi platformlarından bahsedeceğim. Şu günlerde biliyorsunuz dijital mecralar fazlalaştı fakat benim gönlüm televizyonunun yitip gitmesine razı değil. Hala Türk televizyonlarına güzel işler yapılmaya devam ediyor arkadaşlar. Güvenin bana, sadece değerleri bilinmiyor. Devamını Oku

Ekran001 – Diziler Nasıl Tutar?

Kültür & Sanat Kategorisinde Tarafından

Yine ekranın nabzını tuttuğum yazı serim ile beraberiz sevgili EAO MAG okurları. Biliyorsunuz ki tekrardan karantina dönemine girdiğimiz şu günlerde yine ekranlara dalıp gitmiş bulunmaktayız. Bu sefer bir dizi nasıl tutar, neler yapılmalıdır onlardan bahsetmek istiyorum. Aslında birçok kişi sen televizyoncu musun, senin haddine mi diyecek olabilir ama ben bu konunun bir de sıkı seyirciler gözünden incelenmesi taraftarıyım. Devamını Oku

Ekran001- İçimizden Taşanlar

Yaşam Tarzı Kategorisinde Tarafından

Yine, yeniden “Ekran” yazı serim ile buluşuyoruz.  Bu sefer konumuz içimizden taşan tüm duygular. Evet, duygular diyorum çünkü ekran başında bir işi izlerken duygudan duyguya sürükleniyoruz ve genelde yorum yapma ihtiyacı hissediyoruz.

Devamını Oku

Git Yukarı