Sıradışı Bir İnternet Dergisi

Tag archive

sanatçı

Ekran001- Sıcak Gündem

Kültür & Sanat Kategorisinde Tarafından

Sevgili EAOMAG okurları yeniden Ekran001 serisi ile karşınızdayım. Bakalım konuşulacak nelerimiz varmış..

Kavurucu yaz sıcaklarında bir kısmımız kendimizi dışarı atmışken bir kısmımız da illa dizimi izleyeyim diyor tabii. Hal böyle olunca ben de ne oluyor ne bitiyor diye gündem takibi yaptım. Yaz dizisi izlemeye çok vakit bulamıyorum yada bulmak istemiyorum diyeyim. Çünkü ben artık yazın dışarı çıkmamayı tercih edip televizyon açacaksam eğer holdingler, sakar ve çok konuşan asistan, karizmatik diye yutturulan fakat deyim yerinde ise mobbing uygulayan patron figürü görmek istemiyorum. Göz ucuyla konusunu takip ettiğim yayında olan  dizilerde de böyle bir patron figürü var ne yazık ki. Bir iki istisna dışında.. En büyük eleştirim artık böyle güçsüz ,aciz ve ne istediğini bilemeyen başrol kadın karakterler yazmayın. Her yaz aynı karakterler üzerinden ilerlenmesi izleyiciyi de sıkmış olacak ki bu yaz reytingler oldukça düşük.. Bu tutar diyerek aynı senaryoların ısıtıp ısıtıp seyirci önüne konulması umarım ki son bulur. Diyelim yine son bulmadı sektörün oyuncularına sesleniyorum ne olur artık böyle senaryoları kabul etmeyin..

Kötü oyunculuklar da cabası.. Ne olursunuz seyirciye saygı duyup ne bulursa izlerler mantığından çıkılsın. Seyirci görüyor, araştırıyor, kıyaslıyor, sorguluyor.. Seyirci takipçi sayısı yüksek, çok güzel\yakışıklı  fakat oynayamayan oyuncular (!) izlemek istemiyor! Her yazımda yetkililere sesleniyorum fakat bu yazımda sanırım haykırıyorum.. Görüyorsunuz seyirci cevabını reytinglerle veriyor bir şekilde. Siz ne kadar işinizi projenizi pazarlasanız da seyirci artık mesajı almıyor. Yaz dizisi seyircisinin büyük bir kısmını Z kuşağı oluşturuyor. Hani küçümsediğiniz o Z kuşağı.. İşte onlar sadece televizyon izlemiyor. O kuşak dijital platform bağımlısı, izliyor seviyor ve televizyonla ister istemez karşılaştırıyor. Fakat televizyonda aradığının yüzde beşini belki buluyor belki bulamıyor. Zamanında çok kaliteli romantik yaz dizileri olmuştu, romantik komedide de fark yaratacak diziler ortaya çıkmıştı. Güneşi Beklerken, Aşk Yeniden, Kiraz Mevsimi gibi işler neden yapılamıyor? Bu seneki diziler bana göre sabun köpüğü yani durulanması kolay bile değil, ortada köpük bile yok! Köpük benim için heyecan demek, kıpırtı demek fakat tek düze işler heyecansız..

Ben kendimi marka yönetimi eğitimi aldım zannederken asıl marka yönetimi dizi sektöründeymiş  meğer. Ama nasıl dediğinizi duyar gibiyim. Kanallar marka, yapım şirketleri birer marka hatta ve hatta oyuncular bile marka gibi pazarlanıyor dikkat edin. Bütün bunların birleşimi sonucunda doğan diziler de bir marka gibi sosyal medyada pazarlanmaya başladı. Ama ben size söyleyeyim bu pazarlamanın yolu başrolleri sevgili gibi göstermek, gerekirse sevgili olun demek değil. Çünkü bu numaraları yutan seyirci sosyal medya bu kadar hayatımızın parçası olmadan, bir dizi sosyal medyada en çok konuşulan konulardan biri olmadan önceki seyirciydi. Bu numaraları yutan seyirci Twitter- Instagram ne için kullanılır bilmeyen seyirciydi. Sosyal medya öyle bir yer ki seyirci izlediği oyuncunun özel hayatını magazin kadar takip edebiliyor, üzerinde konuşabiliyor, stalk yani profil profil gezerek neyin ne olduğunu anlayabiliyor. Demem o ki artık seyirciler de birer araştırmacı.

Küçümsenen yalnızca Z kuşağı değil. Küçümsenen aynı zamanda oyuncuların seyirci kitleleri. Bu kitlelere çoğunlukla “fan” adı veriliyor olsa da seven\destekleyen demek tercih edilmeli. Bazen muhabirlerin elinin kolunun yetmediği yere sevenlerin ulaşabilmesi , üstün (!) araştırma ve sosyal medya diliyle stalk yetenekleri sayesinde habercilik de boyut atlamış oldu. Bazı durumlarda muhabirlerin sevenlerin destekledikleri ünlü isim için açtıkları sayfalardan bilgi aldıkları da doğrudur.. Aslında o sayfaların hepsi de birer haber kaynağı. Küçümsemek yerine olaya böyle bir yerden bakılabilir.. Yani aslında ortaya atılan yalan veya prim kokusu gelen iddialar ortaya atılmadan önce iki kere düşünülmesi lazım. Gerçekler er geç ortaya çıkıyor çünkü.. Demem o ki seyirci dizinizi izlesin diye yaptığınız çoğunlukla yalan olduğu ortaya çıkan haberler ve sevgili gibi göstermeye çalıştığınız başroller için izlenmiyor dizileriniz.. Ben de bir seyirci olduğumdan söylüyorum bir senaryo var ki önemi tartışılmaz, senaryolar var ki onlar olmadan sektör bir hiç.. Mesajlar albayım, yerine gitmeli..

Belki ben de aynı şeyleri konuşuyor gibi gözüksem de sektörde bir kısır döngü var ve onu aşamıyoruz. Fakat azıcık Twitter gündemine hakim olan ve televizyon camiasını yakın mercek altına alan okuyucular dediklerimi çoktan anladı bile..  Umuyorum ki bu haykırış ve bu sitemlerim bir karşılık bulur..

Her yazımı sevgiyle diyerek bitirmeyi çok seviyorum ve benim gibi beni okuyan herkes bunu çok sevdiğini söylüyor. Yine çok konuştum ama siz yine sevgiyle kalın olur mu.. Yorumlarda mutlaka buluşalım demeden geçemeyeceğim çünkü bir yazarın en güzel motivasyonu okunmak, en içten şekilde sevgiyle okunmak ve bunu mutlaka bilmek..

Fargo

Kültür & Sanat Kategorisinde Tarafından

İnsanın kendi başarısı gibisi yoktur.

Karlarla kaplı bir hiçliğin ortasında yazılmış, gerçek (!) suç hikayesi. Coen Kardeşler’in hayatın baştan aşağı bir kara komediden ibaret olduğuna dair yaptığı güçlü tez çalışması. Kar’ın üzerindeki kan, pisliğin içindeki güzellik, suç ve cezanın ortasındaki masumiyet… Kurgunun rahatsız edici gerçekliği, baştan sona dahiyane bir trajikomedi, Fargo.

Hayatı aksiliklerle dolu, kendi kendine hiçbir şeyi başaramamış, maskülenliği zengin ve egoist kayınpederi tarafından bastırılmış bir adam, tabii ki zedelenen erkekliğini geri kazanmak için eşini (bir kadını) tehlikeye atmakta hiç tereddüt etmeyecek. Ne yazık ki hayat her zaman olduğu gibi cilvesini yapacak ve kurduğu komplonun ele başı olan suçlular, bütün işi ellerine yüzlerine bulaştıracak. Eşi ve çocuğuyla yaşadığı hayattan zevk almayı beceremeyen bir adamın aç gözlülüğünden tohumlanan hikaye, yine aç gözlülükler zincirinin yola açtığı bir kaos ve hezimetle sonuçlanacak. Üstelik tüm bu yaşananların hiçbir şeye anlam veremeyen seyircisi, tamamen gözü tok, mütevazı bir hayata sahip, karnı burnunda, her daim gülümseyen polis memuru olacak. Eril egosu yüzünden ortalığı birbirine katan ve cinayetlere sebep olan bu topluluğun yanı başındaki ailenin -Marge’ın ailesinin- erkeği ise işsiz. Evin maddi ihtiyaçları kadın tarafından karşılanıyor. Ne var ki diğerlerinin aksine bu iki insan, bekledikleri çocukları ile beraber huzurlu yaşamayı başarıyorlar. Başarılılar ve başarısızlar, aç gözlüler ve tok gözlüler, mutlular ve mutsuzlar… ne var ki nefret dolu insanın tuttuğu bir silah karşısında hepsi birbirinden farksız.

Anlayamıyorum, gerçekten anlayamıyorum. Hepsi bir miktar para için miydi? Biliyor musun, hayatta bir miktar paradan daha önemli şeyler vardır.

Hayata karşı kötümser olduğu kadar iyimser bir film Fargo. Her şeyin sonunda suçluların bir şekilde cezasını bulduğu, masumların ise buruk da olsa bir mutlu sona kavuştuğu hikayelerden. Bütün yaşananların sonunda ortada kalan ise -her zamanki gibi- dağılan ailenin hamburger yemekten ve buz hokeyi oynamaktan zevk alan çocuğu. Film, insanın asla sona ermeyen para aşkı ve mide bulandırıcı maddeciliğine yazılmış, ironik diyaloglar ve olaylarla inşa edilmiş bir hiciv olarak görülebilir. Her eylemin yapıcı veya yıkıcı bir sonucu olduğuna dair yer yer acımasız bir hikaye. Aynı zamanda Carter Burwell’in muazzam müziği ve ikonik Paul Bunyan heykeli ile pekiştirilmiş bir Orta Amerika destanı. Seri cinayetler işlenirken, adam kaçırma olayları yaşanırken, odun kesme makinelerinde cesetler parçalanırken, diğer insanların her şeyden habersiz evlerinin önündeki karları kürediği bir mekanda, buz gibi bir iklimin ortasında, yer yer insanın içini ısıtan güvenli ve sıcak barınaklara sahip, yine buz gibi bir anlatı.

Coen Kardeşler’in rüştünü ispatladığı filmi olarak görülen Fargo, aynı zamanda yönetmenlerin sinemaya giriş yaptığı işlerinden Raising Arizona’ya bir devam filmi olarak düşünülebilir. 1987 tarihli filmde H.I. ve Ed isimli karı kocanın tek istedikleri çocuklu bir yuva kurmaktır. Ne var ki kadın kısırdır ve çocuk sahibi olmaları mümkün değildir. Raising Arizona, H.I. karakterinin baba olabilmek için işlediği kara komik suçu anlatır. Polis memuru olan Ed’in iyimserliği sayesinde kadın ile Fargo’nun Marge’ı arasında bir bağ kurulabilir. İki film birbirine zıt şeyleri anlatarak kardeşlerin hayata bakış açısını pekiştirir. Raising Arizona mutlu bir aile kurma motivasyonuyla işlenen bir suçu anlatan absürt bir komediyken Fargo, ilk filmde hayali kurulan aileye sahip bir adamın bundan tatmin olamayarak işlemeye çalıştığı suçu anlatan bir trajikomedidir.

Fargo, temeline, istediğiniz planı yapın, hayat onu bozmanın bir yolunu elbet bulacaktır düşüncesini yerleştirir. Seyircisine mütevazılığı ve tatminkarlığı öğütler. Doğduğu yeri -Minnesota özelinde bütün dünya- her şeye rağmen buruk bir aşkla seven iki başarılı Auteur’un yapıcı eleştirilerinden oluşur. Yönetmenlerin belki de her filmi gibi, göründüğünden daha derin ve detaylıca analiz edilmeye değer inceliklerle bezenmiş bir başyapıttır.

 

1. görsel 2. görsel 3. görsel 4. görsel

Ekran001-Gündem Notları

Kültür & Sanat Kategorisinde Tarafından

Uzun bir aradan sonra Ekran001 serisinde yine birlikteyiz sevgili EAOMAG okurları. Gündeme dair konularım birikir birikmez hemen oturdum başına.. Bilmeyenler varsa diye bu köşede ekrana dair olup biten ne varsa hep beraber konuşuyoruz.. Bakalım bu hafta neler konuşacağız..

Malum yaz geldi. Haliyle televizyon ekranlarında yaz dizileri sezonu açılmış oldu. Buraya arkadaşlarımla kumsalda çektirdiğimiz fotoğrafı bıraktım bu vesileyle.. Çünkü yaz demek benim için arkadaşlık dostluk kardeşlik demek. Çünkü yaz geldiğinde hep en eski dostlarımı görürüm. Fakat televizyon ekranı pek öyle değil. Nerede o eski yaz akşamları.. Bu yaz da hep holding, entrika efendim bir takım şapşal asistan klişesi dozu alacağız belli. Ara sıcak olarak da üzerine  zengin kız fakir oğlan ektik mi oldu mu size yaz dizisi.. Peki ne zaman değişir bu devir.. Ne zaman eski dostlar bir araya gelmiş temalı dostluk ve arkadaşlık içeren entrikanın e si olmayan bir iş izleyeceğiz? Yaz demek samimiyet, sıcaklık değil midir mesela? Ben bunu projelerde arıyorum ama o terkedilmiş ve üzerinde de oynanmayan yapaylığı görünce üzülüyorum..

Bir başka can sıkıntım mafya dizileri.. Sürekli insanlar birbirlerini vuruyor, insanlar kaçırılıyor, şiddetin bini bin para.. Bir kere olur iki kere olur sürekli neden oluyor? Bunca kötülüğün içinde televizyonu açtığımızda birilerini öldürmek için yaşayan insanlar görmeyelim.. Yapacaklar madem ,kadınlardan harem kurmuş dizi karakterlerini güzel göstermesinler mesela.. Kadının namusu adı altında yapılan psikolojik şiddeti de görmeyelim değil mi? Ne bileyim töre dizilerini bir süre izlemeyelim. İnsanlar izliyor diye tutmuş dizi konseptleri tekrarlanmasın..

Dizi izleyicisi olup yorumlarınızı sosyal medyada yazmayı seviyorsanız eğer diziler ile ilgili çıkan haberleri de görüyorsunuzdur. Bu haberler ne yazık ki ara ara can sıkıcı olabiliyor. Yalan haber de çıkabiliyor dizi ile ilgili ipucu (spoiler) da verilebiliyor. Ne yazık ki bunlar izleyicinin heyecanının kaybolmasına sebep oluyor dolayısı ile ekibin emeği boşa gitmiş oluyor. Benim bildiğim etik aynı etik, bir gazeteci bunu yapınca etik çerçevesi içerisine mi giriyor? Aslında etiğin ne olduğunu düşünmesi gereken gazeteciler değil onlara bu bilgileri verenler.. Peki dizisi ile ilgili bilgi sızdırılan yapımcılar, senaristler, oyuncular bu durumdan hoşnut mu? Bu konular bana göre tartışmaya açık olmasa da anladığım üzere dizide ne olacağını söylemek bir gazeteci yazınca etik olabiliyormuş ve bizim bunu tartışmamamız gerekiyormuş. Yorum sizin..

Sosyal medyada rastladığım beni bir hayli üzen ve sinirlendiren bir olaydan da bahsedeceğim. Ünlü bir şarkıcı ile ünlü bir oyuncu birlikteliklerini sosyal medyadan ilan ettiler. Ediş o ediş oldu linçler durulmadı. Ne ünlü şarkıcı hanımefendinin geçmişi kaldı ne de oyuncu beyefendinin. Kim diyenler olacak ben köşemde isim vermeyi tercih etmiyorum çünkü zaten anlayan anlıyor ve polemiklerden de kaçınmış oluyorum. Bu ünlü şarkıcı hanımefendinin geçmiş ilişkisi ile beyefendinin geçmiş ilişkileri mi kıyaslanmadı, günlerce Twitter gündem listelerinde mi kalmadılar neler neler.. Okuyayım dedim aklıma mantığıma sığmayacak yorumlar.. İkisini de seversiniz sevmezsiniz anlarım kimseyi sevmek zorunda elbette ki değiliz ama klavye başından hakarete varan ifa

deler yazmak bir suç biliyorsunuz değil mi? Bu arada beyefendi oynadığı dizi karakterinden bağımsız birisi umarım bir gün bu fark edilir.. Çok sevilen ve benimsenen bir dizi karakterinin aşkından yola çıkarak karakteri canlandıran beyefendinin aynı aşkı yaşayacağını düşünmek hangi kafanın eseridir bilinmez.. Arkadaşlar şu konuda anlaşalım herkes istediği kişiye aşık olabiliyor bu seçilebilen bir şey değil ne yazık ki. Ve onlar da insan, bunları okuyup üzülüyorlar işin kötüsü bu insanların aileleri var.. Umarım artık hayatınızı tanıdığınızı sandığınız tanınmış insanlara hakaretler etmekle geçirmezsiniz sevgili seyirciler..

Ve gelelim “body shaming” meselesine. Efendim artık kadınların vücutlarını rahat bırakır mısınız? Sevgili magazin basını deyim yerinde ise kadın bedeni üzerinden eleştiri yapmanın bağımlısı olmuş durumda. Yaz aylarında bikinili resim veren kadın ekran yüzlerini neden rahat bırakmıyorsunuz? Kilo almış vermiş bunları konuşmak, vücutlarının her bölgesinin kare kare sosyal medya hesaplarımızda dolaşması beni çok rahatsız ediyor. Ben ünlü olmayan birisi olarak bu durumdan rahatsızlık duyuyorum fotoğrafları boy boy çekilen hanımefendilere sabır diliyorum. Yapmayın ne olur. İncitici yorum yazan muhabirler ne olur bir kere düşünsün kendilerine yapıldığını.. Ve o haberleri görüp üzerine bir tekme daha vuran ve vücut eleştirisi yapan sosyal medya kullanıcıları da düşünürse çok sevinirim..

 

Bende huy olmuş genelde yazılarımı sevgi ve saygı dileyerek bitirmek. Özellikle ekran köşesinde buna çok fazla ihtiyaç duyuyorum. Unutulmasın ki sanatçı toplumu aydınlatır, ve çoğunlukla da toplumdan beslenir.. Hatalarımızdan, yaşayışımızdan  üzüntülerimizden ve sosyal medya sayesinde yazdıklarımızdan.. İşte bu yüzden nasıl bir toplum olursak bizim içimizden çıkacak sanat da bize benzer, bizimle şekil alır. Yani en azından ben böyle düşünüyorum.

Yepyeni konularla gündemlerle hep görüşeceğiz ama birbirimizi sevmeyi ve saygı duymayı unutmayalım. Ve unutmayalım ki yazdıklarımız ağzımızdan imkanımız olsa zaten çıkacak olanlardır.. Sevgiyle ve saygıyla..

Ekran001- Neler oluyor?

Kültür & Sanat Kategorisinde Tarafından

Ekran001 serisi ile tekrardan merhabalar sevgili EAOMAG okurları. Umarım bu seriyi özlemişsinizdir. Şu sıralar hepimiz evlerimize kapandık ve günümüzün büyük bir kısmını yine televizyon alıyor. Bakalım neler oluyor..

Devamını Oku

Bonkis : Menemen değil Avokado!

Kültür & Sanat Kategorisinde Tarafından

Selam sevgili EAO MAG okurları! Sizlere tatlı bir kafeden, pardon diziden bahsedeceğim bugün. Öncelikle bir dizi olduğu konusunda anlaşalım. Ama kafe de aynı zamanda. Neyse siz Blu Tv’yi açın ve karar verin bence! 🙂 Ama mutlaka açın, öyle böyle değil çok tatlı. Üstelik Deniz Tezuysal, Vildan Atasever, Sergen Deveci, Öykü Naz Altay, Burak Sevinç ve Lale Mansur gibi isimler de var!

Devamını Oku

Mulholland Drive

Kültür & Sanat Kategorisinde Tarafından

Okuyacağınız yazı filmin çözümlemesi niteliğindedir. Yoğun spoiler içerir.

Los Angeles, Hollywood… Film sektörünün ABD’deki kalesi konumuna geldiğinden beri güzel işlerin ve  ölümsüz sanatçıların ortaya çıkmasına vesile olduğu gibi çok canlar yakmış. Hollywood’un işlemekten en çok zevk aldığı konuların başında yine Hollywood gelir. Devamını Oku

Spotify Keşiflerim

Kültür & Sanat Kategorisinde Tarafından

Merhabalar sevgili EAOMAG okurları. Bu yazımda gerek Spotify gerek Instagram üzerinden keşfettiğim ve daha çok değer görmesi gerektiğini düşündüğüm müzisyenleri dinlemenizi önereceğim. Devamını Oku

Nedir Cosplay?

Kültür & Sanat Kategorisinde Tarafından

Anime serisinin üçüncü yazısından herkese selamlar efendim! Nasılsınız? İyi olduğunuzu hissedebiliyorum ve size buradan kucak dolusu sevgiler gönderiyorum ♥♥♥ Devamını Oku

Babel

Kültür & Sanat Kategorisinde Tarafından

 “…ve kendi seviyesine ulaşmak için devasa bir kule inşa eden kullarını gören tanrı, onları sonsuza dek farklı diller konuşmaya mahkum etti.” Devamını Oku

Sıra Dışı Bir Dünya: ANİME

Kültür & Sanat Kategorisinde Tarafından

Küçücük, genelde sivri çeneli kalp yüzlü karakterleri bilirsiniz. Yüzlerinin yarısını kaplayan büyüklükte kahverengi, mavi, ela, yeşil gibi bildiğimiz doğal renklerin haricinde pembe, mor, kırmızı gibi fantastik renklerdeki gözlerini de… Devamını Oku

1 2 3 5
Git Yukarı