Sıradışı Bir İnternet Dergisi

NE ARIYORSUNUZ? (Cevaplar)

Yaşam Tarzı Kategorisinde Tarafından

NE ARIYORSUN? (Cevaplar)

İnsanlar, farkında olmadan ömürleri boyunca çeşitli cevapların yolunda koşarlar. Peki, siz hangi cevapları arıyorsun?

1-Hayatı boyunca paranın yolunda koşanlardan mısınız?

Siz parayı, her kapıyı açan bir anahtar olarak görüyorsunuz demektir. Ama öyle değil maalesef, para yolunda yürüseniz, sizin gibi o yolda yürümekte olan insanlara rastlayabilirsiniz. O insanlara yanaşın sizi yücelteceklerdir, tabi ki menfaatleri doğrultusunda. Paranıza para katacaksınız. Ama sizin yolunuzu bir cevabı yoktur, çünkü; yolu para olanaklar asla iflah olmazlar. Her zaman daha fazlasını isteyerek, büyümeyi hedeflerler. Siz büyüdükçe de yolunuz giderek uzayacaktır. Çünkü paranın bir sonu yoktur. Parayı seven insan için bir son yoktur ki, her zaman yürüyen belki koşan insanlardır. Siz o yolda koşsanız, uçsanız veya yüzseniz de o yol bitmeyecek. Yolunuzun bittiği tek yer pişmanlık havuzu olan mezarınız olacaktır,  Oraya da zaten bildiğiniz üzere paranızı almıyorlar.  Cevabınıza gelecek olursak, sizin için tek cevap “para” en güzel ev, araba veya kızlar. Sizin cevabınız bunlardan farklı değil. Stres dolu bir yaşam, yoğun geçen günler, başınızı bile kaşıyacak vaktinizin olmaması, yapay insanlar, para gücü sayesinde kurulmuş yapay, çıkarcı ve  menfaatçi insanlar. Yolunuzda size eşlik edecekler. Şimdiden o yolda size başarılar diliyorum. Umarım doyumsuz gözünüz bir gün doyar ve mutluluğun yolunu tutarasınız belki o zaman zengin olursunuz.

“Zenginliği bu kadar büyütmeyin lütfen! Hayatınızı bir kâğıt parçası veya bankadaki sayılar için ziyan etmeyin. Mutlu,  gülümsemeyi bilen bir insan, zaten dünyadaki en mutlu insandır. Mutluluk parayla bile satın alınamayan bir gerçektir.”

Dilerim herkes bir gün zengin ve ünlü olur. Hayalini kurduğu her şeye kavuşur; belki aranılan asıl cevabın bu olmadığını anlar.

Jim Carrey

2-Özgürlüğün cevabını arayanlardan mısınız?

“Özgürlük” Kulağa ne kadar hoş geliyor değil mi? Ama özgürlüğü yolu hiç kolay değildir. Lakin ulaşılmazda değildir. Kimi, özgürlüğün cevabını arayan insanlar. O yolu bile görmemiştir. Kâinatta ulaşılması, bitirmesi en zor yoldur. O yola çıkmak, o yolda bir adım bile atmak, birçok insanın hayalidir. Ama nerdeyse kimse, o yolda yürümeye cesaret edemez. Bir kere sağlam bir kararlılığınız olmalı ya da çelikten bir sabrınız. Sabırsız insan özgür değil, anca günümüzde köle oluyor. Kimileri de özgürlüğü, bir adım atmakla oldu sanıyor, yanılıyorlar. Evet, adım atmış olabilirsiniz fakat siz sadece cesaretli olduğunuzu ispatladınız. Sabır testine maruz kalmadan, yıllarca özgürlük için beklemeden, özgür bir “birey” sayılmazsınız. Özgürlüğün yolu dikenli tellerle, derin çukurlarla doludur. Her yanında bu yolculuğun izini taşımak zorundasınız ki, özgür olabilesiniz. Kimilerinin özgürlüğü dik yamaçların tepesi, Everest’in zirvesidir. Kimilerinin ise dünyanın merkezidir. Özgürlük yolu, tek kalıpta olmayan, yolu asla hiçbir yolla çakışmayan bir yoldur. Önce kendi yolunu hayallerinde çizecek, bütün engelleri kendin koyacaksınız. Hatta yolu ezbere bileceksin ki, o yol sizin yolunuz olsun. Hayatınız buyunca, başka bir insanın, özgür olması için mi çalışmak istiyorsun. (Onun yolunda yürümek istiyorsanız saygı duyarım.) ama dediğim gibi, “onun” yolu, sizin değil. Kendi yolunuzda yürümek, gerekiyorsa savaşmak istiyor musun? Bunun cevabı sizin içinizde, cesaretinizin arkasında gizli. Sonunda çok mutlu olacağınız nadir yollar vardır. “Özgürlük” bundan birisidir. İster kendi yolunuzla gökyüzünü boyayın, isterseniz deryanın içine saklayın. Nasıl, isterseniz öyle yapın. Ama “yapın” o yolu düşünmeniz, tasarlamanızın bile sizi nasıl mutlu ettiğini anlayacaksın. O yolu istemediğiniz nedenler, hayatınızın önünüze çıkardığı zorluklar ya da düşünecek daha öncelikli konularınız olabilir. Fakat o yolu düşünmek size hiçbir şey kaybettirmez ki. Tersine size farkında bile olmadan bir şeyler öğretir. Size ne istediğinizi gösterir. Hayatınıza anlam kazandırabilir. O yol sadece sizin için değil etrafınızda, sizinle beraber yaşamak zorunda olan insanlar içinde bir “umut ışığı “olabilir.

Cesaretinizi toplayın, kararlı ve sabırlı olduğunuzu düşündüğünüz ilk anda adım atmaktan korkmayın. Emin olun aradığınız sorunun cevabını bu yolun sonunda bulacaksınız. Çok zorlanacak, yaşadığın hayatınız bambaşka olacaktır. Ama o yeni hayat başkasının değil, sizin hayatınız olacaktır.

Özgürlük için gökyüzünü satın almanıza gerek yok. Ruhunuzu satmayın yeter.  

 Nelson Mandela

3.Ya da “Sevda” yolunda cevap arayanlardan mısınız?

Eğer aradığınız cevap, “Sevgi” ya da “Aşk”  ise yalnız değilsiniz. Milyarlarca yaşayan ya da göç eden insanlar ile aynı yoldasınız. O yolda ilerlemek istiyorsanız, önce o yolda kimleri göreceğinizden bahsedeyim.

Yolun en başında, bir başlarına bekleyenlere rastlayacaksın. Adım atmaya cesareti olmayan bir ömür bir başlarına orda beklemeye mahkûm olan insanlardır. Az devam edersen, yoldan çıkanların geride bıraktıkları izlere rastlayacaksın. Sakın korkma, sevgi birçok insanı kötü evrimleştirmesiyle bilinir. Sevgisizliği kabul edemeyen bu insanlar. Dünyada ki sevginin ve kendi sevgisinin kurbanı olur. Ve sonuç olarak yok eder veya yok olur. (Bu insanlar dünyada ki en aciz insanlardır. Sevdiğinin mutluluğu ile mutlu olması bilmeyen, kendi mutluluğu için sevgisini öldüren bir yaratıktır.) bu aciz insanlardan “dersinizi” aldıktan sonra korkmadan ve onlar gibi olmayacağınıza inanarak yolunuza devam edeceksiniz. İleride yolu biten, köşede bir umut ilerisi vardır, diye bekleyen çaresiz insanları göreceksiniz. (Yoldan çıkanlar acizliği seçmişken. Bu insanlar onun mutluluğunu seçmiştir.) bu arada, burada yerlere sıkı başlamalısınız. Bu yolu, birçok kalbin gözyaşları suladı. Belki sizinki de sulayacak ya da sulamıştır. Bilemeyiz. Neyse o insanları bir başlarına bırak. Onlar orda siz farkında olmasanız da mutludurlar. Biz yolumuza devam edelim. Az daha ilerlersek. Önünde sizin gibi hala yolu olan insanlara rastlayacaksınız. Burada çok dikkatli olmanızı, iyi gözlem yapmanızı istiyorum. Eğer, şanslıysanız bu yolda yan yana yürüyen iki kalbe denk gelebilirsiniz. İşte o insanlar, sevgi yolunda cevaba en yakın olan insanlardır. Sadece saf, şeffaf ve karşılıklı sevgi taşıyan iki kalp. Cevaba çok yakın olabilir. Ya da yolun, iki kenarında sırtlarını birbirlerine dönmüş. Bekleyen iki kalbide görebilirsiniz. Onlar yollarını kaybetmiş. İki seven kalptir. Sakın merak etmeyin, seven iki kalp, ölümde de olsa elbet kavuşurlar. Siz devam edin yolunuza, işte o zaman bu yolda göçüp gidenlerin, mezarlarını görebilirsiniz. Burada dikkat ederseniz. Göreceksiniz ki birçok mezar yalnızdır. Ama kimi mezarlar vardır ki. Mezarın üstü güllük gülistanlıktır. Ve her zaman o mezarların başında bekleyen.  Gözyaşları ile o mezarları sulayan kalpler göreceksiniz. Burada en zor yol onlarındır. Aradıkları cevap, ayaklarının altındadır. Ama bir mezarda saklıdır. Ne yapacağını, nereye gideceğini bilmeden oradan bir yere kıpırdamazlar. Görüyorsunuz değil mi? Ne kadar zorlu bir yol. Siz ilerlemeye devam edecek kendi cevabınızı arayacaksınız. Bunları sizi neden anlattım diye sorarsanız eğer, bu anlattığım kalplerden bir tanesi bir gün siz olacaksınız. Ama yine de bilemem ben sadece yolu biliyorum. Ve onu anlatıyorum. Yolun sonundaki cevabı nasıl bulursunuz o sizin bileceğiniz bir konu.

Fakat bana göre, en zor cevap bu yolda gizlidir. Bu yol öğle bir yoldur ki. Kimi türküler sen için yazılır. Kimi sözler bu yolda seni yansıtır. Fakat sen bile bunun farkında olmazsın. Sen bu yoldan ne öğrendin diye sorarsanız. Ben; kalbe düşen bir parça sevda ateşinin, asla sönmeyeceğini öğrendim. Yanmak bazı insanların kaderinde vardır. Önemli olan o ateşle mutlu olabilmektir. Yolunuz açık olsun…

Aşk, öyle engin bir denizdir ki, ne başlangıcı ne de sonu vardır.

 Mevlana

4.En son olarak “her şeyde” bir cevap arayanlardan mısınız?

“Her şeyde” bir anlam arıyorsanız. Siz tek bir yolun değil, birçok yolun yolcususunuz. Bütün yollar da, ayak izleriniz duruyor olabilir. Fakat bilmeniz gereken tek şey, sizin aradığınız soruların cevabı “yok” çünkü siz o yollarsa cevap değil yolları öğrenmek istiyorsunuz. Sizin aradığınız, ne özgürlük nede zenginlik. Siz kaybolmak, olduğunuz yeri bilmeden sadece bilmediğiniz yerleri, yolları öğrenmek istiyorsunuz. Siz Hayatınızın bir cevabını arıyorsunuz. Ve sizin garip yanınız, bunları yaparken ne yaptığınızın farkında olmanız. Yollarda kayboluyor, yalnız kalıyor ya da acı çekiyorsanız. Bunları isteyerek bile bile kendinize yapıyor olmanız. Ve bunları yaparken, öylesine mutlu oluyorsunuz ki. O mutluluk sizin zenginliğiniz oluyor. Para da anlam aramıyor. Mutluluğunuzun zenginliğiniz olduğunuzu biliyorsunuz. Ve hayatınızı ona göre yaşıyorsunuz. Ne merak ediyorsanız, öğreniyor. Canınız ne isterse onu yapıyorsunuz. Gerçekte dursanız bile hayalinizde o yolların birinde yürüyorsunuz. Cevap aramaksızın. Öylesine o yollarda dolaşıyor. Yollardaki insanları gözlemliyorsunuz. Empati yapmayı biliyor. Onların acılarına ortak yüklerine omuz oluyorsunuz.

Bu insanlar, bizim beyaz dediğimize, siyah diyen insanlardır. Beyaz arkasındaki siyahlığı görebilen. Bizim önden baktığımız her yere. Arkadan bakınmasını bilen insanlardır. Bardağın boş tarafını değil de her zaman dolu tarafını değerlendiren insanlardır.

Bu insanlara ilerlediğimiz yollarda sık sık rastlarız. Aslında onlar farkında olmadan, her yolda rehberlik eden insanlardır. Size cesaret veren omzumuzdaki yükleri omuzlayan. Bir kelimesi ile bir ton ağırlığı indiren insanlardır. Ama biz o insanların değerlerini yolun sonuna yaklaştığımızda anlarız.

Cevap aramaktan çok cevapların kendisi olan insanlardır. Eğer bir gün, bu insanlara denk gelecek olursanız. İki kelam etmekten geri durmayınız. O zaman belki yolunuzu anlar ona göre ilerlerseniz. Ya da öyle bir bakarsınız ki yolunuza görülmeyen, gidilmeyen yollar görmeye başlar, sizde onlar gibi o yollarda kaybolursunuz. Zaten bunların farkında olmadan yürüteceksiniz. Eğer aklınız istiyorsa bütün yollar sizin için everilecek bambaşka bir hayata geçeceksiniz.

Yollarında birisinde sizinle denk gelmek üzere umarım hepiniz aradığınız cevapları bulur. Sonunda mutluluğa kavuşursunuz.

“Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin Karşındakinin anladığı kadardır”

Mevlana

 

kapak resmi

1.Görsel

2.Görsel

3.Görsel

4.Görsel

 

 

 

 

 

Sadece konuları kendi bakış açımla değerlendiriyorum... umarım beğenirsiniz...

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*

Yaşam Tarzı Son Yazıları

Cahilliğin Sefaleti

Ekonomik buhranla birlikte birçok sosyolojik sorunda artış gözlenmekte. Örneğin zaten had safhada

Anksiyete

Düşünmekten başımın çatladığı her yeni yarına artık karnım tokmuş gibi hissediyorum. Sanki

Sürreal Yaşamlar

Bir önceki yazım da hemen hemen aynı konu üzerine idi ancak sosyal

Ekran001-Şiddet Manzaraları

Eaomag için özel hazırlanan, türk televizyonlarının nabzını tutan Ekran001 serisinin bu yazısında

SAYGI

Hepimiz bize saygı duyulmasını bekleriz. Saygı, insanlar için önemli bir kavramdır fakat
Git Yukarı